Teminat Senedi
Teminat Senedi Nedir?
Teminat senedi, bir borcun, sözleşmenin, teslim yükümlülüğünün, kira ilişkisinin, ticari alışverişin veya başka bir edimin güvence altına alınması amacıyla düzenlenen senettir. Uygulamada taraflar, ileride doğabilecek zararların, borçların veya sözleşmeye aykırılıkların güvence altına alınması için senet düzenleyebilirler.
Ancak teminat senedi, klasik anlamda doğrudan ve kesin bir borç ikrarı olmayabilir. Çoğu durumda senedin tahsile konulabilmesi, belirli bir şartın gerçekleşmesine bağlıdır. Örneğin kiracı kira borçlarını ödemezse, mal eksik teslim edilirse, sözleşme ihlal edilirse veya ticari borç belirli şekilde doğarsa senedin kullanılacağı kararlaştırılmış olabilir.
Bu nedenle teminat senetlerinde en önemli mesele şudur: Senet gerçekten koşulsuz bir bono mudur, yoksa belirli bir sözleşmenin teminatı olarak verilmiş ve ancak şart gerçekleşirse kullanılabilecek bir belge midir?
Teminat Senedi İcraya Konulabilir mi?
Teminat senedinin icraya konulup konulamayacağı, senedin içeriğine ve düzenlenme şekline göre değişir. Her teminat senedi otomatik olarak geçersiz değildir. Aynı şekilde üzerinde “teminat senedidir” yazan her senet de kendiliğinden kambiyo vasfını kaybetmez.
Bir senedin bono sayılabilmesi için Türk Ticaret Kanunu’nda aranan zorunlu unsurları taşıması gerekir. Bonoda senet metninde “bono” veya “emre yazılı senet” ibaresi, kayıtsız ve şartsız belirli bir bedeli ödeme vaadi, lehtar, düzenleme tarihi ve düzenleyenin imzası gibi unsurlar bulunmalıdır. Bu unsurlar TTK m. 776’da düzenlenmiştir.
Teminat senedinde ödeme, belirli bir sözleşmenin ihlaline veya belirli bir şartın gerçekleşmesine bağlanmışsa, bu durumda senedin kayıtsız ve şartsız ödeme vaadi içerip içermediği tartışmalı hâle gelir. Buna karşılık senet üzerinde yalnızca “teminat içindir” ibaresinin bulunması, her olayda tek başına senedin kambiyo vasfını ortadan kaldırmayabilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2017/12-743 E., 2020/129 K. sayılı kararında da, bonodaki “teminat senedidir, kullanılamaz” ibaresinin tek başına bononun mücerretlik vasfını ortadan kaldırmayacağı yönünde değerlendirme yapılmıştır.
Bu nedenle borçlu açısından temel savunma, yalnızca “bu senet teminat senedidir” demekle sınırlı kalmamalıdır. Senedin hangi sözleşme için verildiği, hangi şartla kullanılabileceği, bu şartın gerçekleşip gerçekleşmediği ve alacaklının senedi hangi nedenle icraya koyduğu somut delillerle ortaya konulmalıdır.
Teminat Senedi İcraya Konulursa İlk Ne Yapılmalıdır?
Teminat senedi icraya konulduğunda borçlunun ilk yapması gereken şey, ödeme emrinin tebliğ tarihini ve takip türünü tespit etmektir. Çünkü süreler takip türüne göre değişir ve özellikle kambiyo senetlerine özgü haciz yolunda süreler oldukça kısadır.
Eğer takip kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile başlatılmışsa, borçlu kural olarak ödeme emrinin tebliğinden itibaren 5 gün içinde icra mahkemesine başvurmalıdır. İİK m. 168 sisteminde kambiyo takibinde itiraz ve şikâyet sürelerinin kısa tutulduğu, ödeme süresinin ise 10 gün olduğu kabul edilmektedir.
Bu nedenle borçlu, “bu zaten teminat senediydi, bir şey olmaz” düşüncesiyle beklememelidir. Süresi içinde itiraz edilmezse takip kesinleşebilir; banka hesaplarına haciz konulabilir, maaş haczi yapılabilir, araç ve taşınmazlara haciz işlenebilir.
Borçlu Hangi Hukuki Yollara Başvurabilir?
Teminat senedinin icraya konulması hâlinde borçlu, somut olayın niteliğine göre birden fazla hukuki yola başvurabilir.
1. Kambiyo Takibine Borca İtiraz
Borçlu, senedin teminat amacıyla verildiğini ve gerçekte takip konusu borcun doğmadığını ileri sürebilir. Bu iddia kambiyo takibinde genellikle borca itiraz niteliğindedir. Nitekim kambiyo takiplerinde takip konusu senedin teminat senedi olduğuna yönelik iddianın, borca itiraz kapsamında ve 5 günlük sürede icra mahkemesine ileri sürülmesi gerektiği kabul edilmektedir.
Ancak borca itirazın başarılı olabilmesi için yalnızca soyut beyan yeterli değildir. Borçlu, teminat ilişkisini ve senedin hangi şartlarda kullanılabileceğini yazılı delillerle desteklemelidir.
2. Kambiyo Vasfına Şikâyet
Eğer senet metninden, ödemenin belirli bir şarta bağlandığı açıkça anlaşılıyorsa veya senet bono için aranan zorunlu unsurları taşımıyorsa, borçlu senedin kambiyo senedi vasfında olmadığını ileri sürebilir.
İİK m. 170/a’ya göre icra mahkemesi, süresinde yapılan şikâyet veya itiraz üzerine takip dayanağı senedin kambiyo senedi vasfı taşımadığını veya alacaklının kambiyo hukukuna göre takip hakkı bulunmadığını tespit ederse takibi iptal edebilir.
Bu yol özellikle senet üzerinde “şu sözleşmenin teminatıdır”, “iş tamamlanırsa ödenecektir”, “mal teslim edilmezse geçerlidir” gibi ödeme vaadini şarta bağlayan ifadeler bulunuyorsa önem taşır.
3. İmzaya İtiraz
Borçlu, senet üzerindeki imzanın kendisine ait olmadığını düşünüyorsa, bunu ayrıca ve açıkça ileri sürmelidir. Kambiyo takibinde imzaya itiraz da 5 günlük süre içinde icra mahkemesine yapılmalıdır. İmza itirazı açık şekilde belirtilmezse, senetteki imza borçluya ait kabul edilebilir.
Bu nedenle borçlu hem “teminat senedidir” hem de “imza bana ait değildir” diyorsa, bu iki savunmayı ayrı ayrı ve net biçimde dile getirmelidir.
4. Menfi Tespit Davası
Borçlu, teminat senedine rağmen gerçekte borçlu olmadığını düşünüyorsa menfi tespit davası açabilir. Menfi tespit davası, borçlunun borçlu olmadığının mahkeme kararıyla tespitini istediği dava türüdür.
İİK m. 72’ye göre borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığının tespiti için dava açabilir. Takipten sonra açılan menfi tespit davasında kural olarak ihtiyati tedbir yoluyla takibin tamamen durdurulmasına karar verilemez; ancak borçlu, belirli teminat karşılığında icra veznesine girecek paranın alacaklıya ödenmemesini isteyebilir.
Bu yol, özellikle icra mahkemesinde dar inceleme yapılacaksa ve uyuşmazlığın sözleşme, cari hesap, teslim, ödeme, kusur veya zarar hesabı gibi daha geniş delillerle tartışılması gerekiyorsa önemlidir.
5. İstirdat Davası
Borçlu, haksız takip nedeniyle ödeme yapmak zorunda kalmışsa, ödediği paranın geri alınması için istirdat davası açabilir. Bu dava, borçlu olunmadığı hâlde icra tehdidi veya takip nedeniyle ödenen paranın geri istenmesine yöneliktir. İİK m. 72, menfi tespit ve istirdat davasının temel dayanağını oluşturur.
Teminat Senedi Savunmasında İspat Nasıl Yapılır?
Teminat senedi savunmasında en kritik mesele ispattır. Borçlu, senedin teminat amacıyla verildiğini ve henüz tahsil şartlarının oluşmadığını ortaya koymalıdır.
Bu kapsamda şu deliller önemlidir:
- Taraflar arasındaki sözleşme,
- Senet teslim tutanağı,
- Teminat senedinin hangi amaçla verildiğini gösteren yazılı belge,
- WhatsApp, SMS veya e-posta yazışmaları,
- Fatura, irsaliye ve teslim belgeleri,
- Cari hesap kayıtları,
- Banka dekontları,
- Noter ihtarnameleri,
- Sözleşmenin ifa edildiğini gösteren belgeler,
- Alacaklının senedi haksız şekilde kullandığını gösteren yazılı deliller.
Özellikle teminat senedinin bağlı olduğu sözleşmede senedin tarihine, bedeline, vadesine ve hangi borcun teminatı olduğuna açıkça atıf yapılması borçlu bakımından son derece önemlidir. Aksi hâlde mahkeme, senedin bağımsız bir bono olduğunu kabul edebilir.
“Teminat Senedidir” Yazması Tek Başına Yeterli midir?
Hayır. Senet üzerinde yalnızca “teminat senedidir” yazması, tek başına her zaman takibin iptalini sağlamaz. Çünkü Yargıtay uygulamasında, soyut ve belirsiz teminat ibarelerinin bononun kambiyo vasfını kendiliğinden ortadan kaldırmayabileceği kabul edilmektedir. Özellikle senette neyin teminatı olduğu, hangi sözleşmeye bağlı olduğu ve hangi şartlarda tahsil edileceği açık değilse, borçlunun savunması zayıflayabilir.
Buna karşılık senet metninde veya senetle bağlantılı yazılı belgelerde, bononun belirli bir sözleşmenin teminatı olduğu açıkça gösterilmişse ve senedin ancak belirli şartların gerçekleşmesi hâlinde kullanılabileceği anlaşılabiliyorsa, borçlu daha güçlü bir savunma yapabilir.
Bu nedenle önemli olan sadece senette “teminat” kelimesinin geçmesi değildir. Önemli olan, senedin hangi borcun teminatı olduğu ve tahsil koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğidir.
Teminat Senedi Kambiyo Senedi Sayılmazsa Ne Olur?
Mahkeme, takip dayanağı senedin kambiyo senedi vasfında olmadığına karar verirse, kambiyo senetlerine özgü takip iptal edilebilir. Bu durumda alacaklı, şartları varsa genel haciz yolu ile takip yapabilir veya alacak davası açabilir.
Burada dikkat edilmesi gereken nokta şudur: Senedin kambiyo vasfının bulunmadığına karar verilmesi, her zaman borcun tamamen yok olduğu anlamına gelmez. Bu karar, çoğu zaman yalnızca alacaklının kambiyo senetlerine özgü özel takip yolunu kullanamayacağı anlamına gelir. Taraflar arasındaki temel ilişki ayrıca değerlendirilir.
Örneğin bir kira sözleşmesi, ticari satış sözleşmesi veya hizmet sözleşmesi kapsamında gerçekten doğmuş bir borç varsa, alacaklı bu borcu başka hukuki yollarla talep edebilir. Ancak teminat senedi şartları oluşmadan icraya konulmuşsa, borçlu bu haksız takibe karşı itiraz ve dava yollarını kullanabilir.
Teminat Senedi İcraya Konulduğunda Borçlu İçin Pratik Yol Haritası
Borçlu, teminat senedi icraya konulduğunda şu adımları hızlıca atmalıdır:
- Ödeme emrinin tebliğ tarihini tespit etmelidir.
- Takibin kambiyo takibi mi, genel haciz yolu mu olduğunu incelemelidir.
- Senet aslının örneğini ve takip talebini kontrol etmelidir.
- Senet üzerindeki teminat ibarelerini, vade ve bedel bilgilerini incelemelidir.
- Senedin bağlı olduğu sözleşme, teslim tutanağı ve yazışmaları toplamalıdır.
- Kambiyo takibi varsa 5 günlük süre içinde icra mahkemesine başvurmalıdır.
- Borca itiraz, kambiyo vasfına şikâyet ve gerekiyorsa imzaya itiraz sebeplerini ayrı ayrı belirtmelidir.
- Takip kesinleşme riski varsa menfi tespit davası ve ihtiyati tedbir seçeneklerini değerlendirmelidir.
- Haksız ödeme yapılmışsa istirdat davası açma imkânını gözden geçirmelidir.
- Alacaklı kötü niyetliyse tazminat ve yargılama giderleri talep edilmelidir.
Teminat Senedi Düzenlerken Nelere Dikkat Edilmelidir?
Teminat senedi uyuşmazlıklarının büyük kısmı, senedin belirsiz düzenlenmesinden kaynaklanır. Bu nedenle teminat senedi verilirken veya alınırken şu hususlara dikkat edilmelidir:
Senet üzerinde hangi sözleşmenin teminatı olduğu açıkça belirtilmelidir.
Ayrı bir teminat sözleşmesi yapılmalıdır.
Senedin hangi şart gerçekleşirse tahsile konulabileceği yazılmalıdır.
Senedin bedeli ve vadesi belirsiz bırakılmamalıdır.
Senedin hangi durumda iade edileceği düzenlenmelidir.
Borç ödendiğinde veya sözleşme sona erdiğinde senet aslı geri alınmalıdır.
Senet teslim edilirken mutlaka yazılı teslim tutanağı düzenlenmelidir.
Bu tedbirler alınmadığında, teminat amacıyla verilen bir senet ileride bağımsız bir bono gibi icraya konulabilir ve borçlu ciddi ispat sorunlarıyla karşılaşabilir.
Sonuç
Teminat senedinin icraya konulması hâlinde borçlu hızlı hareket etmelidir. Özellikle takip kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile başlatılmışsa, ödeme emrinin tebliğinden itibaren 5 günlük süre büyük önem taşır. Bu süre içinde icra mahkemesine başvurulmazsa takip kesinleşebilir ve borçlu haciz tehdidiyle karşı karşıya kalabilir.
Teminat senedi savunmasında başarı, büyük ölçüde delillere bağlıdır. Borçlu; senedin hangi sözleşmenin teminatı olarak verildiğini, tahsil şartlarının oluşmadığını, alacaklının senedi haksız şekilde kullandığını ve takip konusu borcun gerçekte mevcut olmadığını somut belgelerle ortaya koymalıdır.
Sonuç olarak, teminat senedi sırf “teminat” amacıyla verilmiş olduğu için kendiliğinden geçersiz sayılmaz. Ancak senedin tahsil şartları oluşmadan icraya konulması hâlinde borçlu; borca itiraz, kambiyo vasfına şikâyet, imzaya itiraz, menfi tespit davası, ihtiyati tedbir ve istirdat davası gibi hukuki yollara başvurabilir. Bu nedenle teminat senediyle karşılaşan borçlunun, süreleri kaçırmadan belgelerini toplaması ve doğru hukuki yolu seçmesi gerekir.