Single Blog Title

This is a single blog caption

Taşınır Satışı

Taşınır Satışı 

Taşınır satışı, zilyetliği devredilebilen bir malın mülkiyetinin, belirlenen bir bedel karşılığında alıcıya geçirilmesini sağlayan ve Türk Borçlar Kanunu kapsamında düzenlenen temel bir sözleşme türüdür. Bu hukuki işlem, taraflar arasında karşılıklı borç yükleyen bir ilişki kurarak satıcının malı teslim, alıcının ise bedeli ödeme borcunu eksiksiz ifa etmesini amaçlar. Ticari hayatta en sık başvurulan bu akit, mülkiyetin intikali ve hasarın geçişi gibi kritik hukuki sonuçları beraberinde getirir.

1. Taşınır Satışı Sözleşmesinin Konusu 

Türk Borçlar Kanunu’nun 209. maddesi, taşınır satışını sadece fiziksel olarak taşınabilen eşyalarla sınırlı tutmamış, hukuki bir çerçeve çizerek kapsamı genişletmiştir. Bu maddeyi iki temel düzlemde incelemek mümkündür:

A. Taşınır Kavramının Negatif Tanımı

Kanun koyucu, taşınır malı tanımlarken “taşınmaz sayılanlar dışında kalan her şey” ifadesini kullanarak geniş bir alan bırakmıştır. Buna göre:

  • Türk Medenî Kanunu uyarınca taşınmaz olarak tescil edilmemiş tüm eşyalar,
  • Doğal güçler (elektrik, doğalgaz gibi depolanabilen ve iletilebilen enerjiler),
  • Hukuken taşınır kabul edilen haklar (fikri mülkiyet hakları, pay senetleri), taşınır satışı hükümlerine tabidir.

B. Taşınmazın Bütünleyici Parçalarının Taşınır Satışı Sayılması

Maddenin ikinci fıkrası, ekonomik hayattaki pratik ihtiyaçlara cevap verir. Normal şartlarda taşınmazın bir parçası olan unsurlar, ayrılma amacı ile satıldıklarında taşınır satışı hükümlerine tabi olur:

  • Doğal Ürünler: Dalındaki meyveler veya tarladaki ekinler.
  • Yapı Kalıntıları: Bir bina yıkıldıktan sonra ortaya çıkacak olan enkaz ve yapı malzemeleri.
  • Yeraltı Kaynakları: Taş ocağından çıkarılacak taşlar veya maden cevherleri.

Önemli Not: Bu tür satışlarda, mülkiyetin geçişi ancak bu parçalar taşınmazdan aslen ayrıldığında (ayrılma ile bağımsız mal niteliği kazandığında) gerçekleşir.

2. Satıcının Borçları ve Teslim Rejimi

Taşınır satışında satıcının borçları, sadece malı fiziksel olarak teslim etmekle sınırlı değildir; mülkiyeti nakletme amacı güden bir zilyetlik devrini kapsar.

A. Zilyetliğin Devri ve Mülkiyetin Geçişi 

Satıcının en temel borcu, malın mülkiyetini alıcıya geçirmektir. Taşınır mallarda mülkiyetin devri, kural olarak zilyetliğin (zilyetliğin nakli) devri ile gerçekleşir.

  • İfa Amacı: Devir işlemi rastgele bir teslim değil, mülkiyeti nakletme borcunun ifası amacıyla yapılmalıdır.
  • Zilyetliğin Çeşitleri: Bu devir, malın elden ele teslimiyle olabileceği gibi, temsilciye teslim veya malın üzerindeki fiili hakimiyetin devri şeklinde de olabilir.

B. Masrafların Paylaşımı: Devir, Taşıma ve Gümrük Giderleri 

Kanun, taraflar aksini kararlaştırmadıkça “borçların aranacak borç” olması prensibine paralel bir gider paylaşımı öngörmüştür:

  • Satıcının Sorumluluğu: Malın teslimata hazır hale getirilmesi için gerekli olan ölçme, tartma ve sayma giderleri satıcıya aittir.
  • Alıcının Sorumluluğu: Malı devralma giderleri ile malın başka bir yere nakli gerekiyorsa taşıma giderleri alıcıya aittir.
  • Özel Şartlar: Eğer “gidersiz devir” kararlaştırılmışsa, taşıma giderleri de satıcıya geçer. Dış ticarette ise “liman ve gümrük giderleri olmaksızın” kaydı, ihracat ve transit vergilerinin satıcıda kalacağı anlamına gelir.

3. Satıcının Temerrüdü 

Satıcı malı zamanında veya hiç teslim etmezse, “Borçlu Temerrüdü” hükümleri devreye girer. Ancak kanun, ticari satışlar için özel bir karine belirlemiştir:

A. Ticari Satışlarda Özel Karine (Kesin Vadeli İşlemler)

Belirli bir sürenin konulduğu ticari satışlarda, satıcı temerrüde düştüğünde alıcının “aynen ifadan vazgeçtiği ve müspet zararını (tazminat) istediği” varsayılır. Alıcı eğer hâlâ malın teslimini istiyorsa, sürenin bitiminde bunu derhal bildirmelidir.

B. Zararın Hesaplanması (Müsbet Zarar)

Satıcı borcunu ifa etmediğinde, alıcı zararını iki şekilde hesaplatabilir:

  • Somut Yöntem (İkame Satın Alma): Alıcı, malın yerine dürüstlük kuralına uygun olarak başka bir yerden mal satın alırsa; ödediği yüksek bedel ile eski satış bedeli arasındaki farkı satıcıdan ister.
  • Soyut Yöntem (Piyasa Fiyatı Farkı): Eğer mal borsaya kayıtlıysa veya piyasa fiyatı varsa; alıcı yeni bir mal almasa dahi, sözleşme bedeli ile ifa günündeki piyasa fiyatı arasındaki farkı zarar olarak talep edebilir.

4. Satıcının Zapttan Sorumluluğu

Zapttan sorumluluk, satış sözleşmesi kurulduğu sırada mevcut olan bir hak (örneğin başkasına ait mülkiyet veya rehin hakkı) nedeniyle, satılan malın üçüncü bir kişi tarafından alıcının elinden alınması durumunda gündeme gelir.

A. Sorumluluğun Doğumu ve Şartları 

Satıcının sorumlu tutulabilmesi için şu şartlar bir arada bulunmalıdır:

  • Üçüncü Kişinin Üstün Hakkı: Satış anında var olan bir hak (mülkiyet, intifa vb.) bulunmalıdır.
  • Zaptın Gerçekleşmesi veya Tehlikesi: Malın tamamı veya bir kısmı alıcının elinden alınmalıdır.
  • Alıcının Bilgisizliği: Alıcı, sözleşme kurulurken bu tehlikeyi biliyorsa, satıcı ancak bu durumu ayrıca üstlenmişse sorumlu olur.
  • Sorumsuzluk Anlaşmasının Sınırı: Satıcı, üçüncü kişinin hakkını bildiği halde gizlemişse, yapılan sorumluluğu kaldırma anlaşmaları hukuken geçersizdir.

B. Yargılama Usulü ve İhbar Borcu 

Alıcıya karşı bir üçüncü kişi tarafından dava açıldığında, alıcının “davayı ihbar” yükümlülüğü doğar:

  1. Davanın Bildirimi: Alıcı davayı satıcıya bildirdiğinde, satıcı alıcının yanında davaya katılmalı veya savunmayı devralmalıdır.
  2. Bildirimin Sonucu: Zamanında yapılan bildirim sonrası alıcı davayı kaybetse bile, satıcı bu sonuçtan (ağır kusur kanıtlanmadıkça) sorumlu olur.
  3. Mahkeme Kararı Olmaksızın Zapt: İstisnai olarak, alıcı dürüstlük kurallarına uygun şekilde üçüncü kişinin hakkını tanımışsa veya satıcıyı uyarmasına rağmen sonuç alamayıp tahkime gitmişse, mahkeme kararı olmadan da zapttan sorumluluk hükümleri işleyebilir.

5. Zaptın Sonuçları ve Alıcının Seçimlik Hakları

A. Tam Zapt Hâli (Malın Tamamının Elinden Alınması)

Malın tamamı alınmışsa sözleşme kendiliğinden sona erer. Alıcı şunları talep edebilir:

  • Ödenen bedelin faiziyle iadesi.
  • Üçüncü kişiden talep edilemeyen masraflar.
  • Yargılama giderleri.
  • Doğrudan Zararlar: Satıcının kusuruna bakılmaksızın ödenir.
  • Diğer Zararlar (Dolaylı): Satıcı kusursuz olduğunu ispat edemezse bu zararları da tazmin eder.

B. Kısmi Zapt Hâli (Malın Bir Kısmının Elinden Alınması)

Malın bir kısmı alınmışsa kural olarak sözleşme geçerliliğini korur; alıcı sadece uğradığı zararın tazminini ister.

  • İstisna (Sözleşmenin Feshi): Eğer alıcı, malın bir kısmının elinden alınacağını bilseydi sözleşmeyi hiç yapmayacak idiyse (örneğin bir takımın en önemli parçası zapt edilmişse), hakimden sözleşmenin feshini talep edebilir.

6. Satıcının Ayıptan Sorumluluğu

Ayıp; satılan malda, sözleşme uyarınca kararlaştırılan veya dürüstlük kuralı gereği malın kullanım amacına göre bulunması gereken niteliklerin eksikliğidir.

A. Sorumluluğun Kapsamı ve Şartları 

Satıcı, maldaki maddi, hukuki ve ekonomik ayıplardan sorumludur.

  • Kusursuz Sorumluluk: Satıcı, ayıbın varlığını bilmese dahi ondan sorumludur.
  • Alıcının Bilgisi: Alıcı sözleşme anında ayıbı biliyorsa veya olağan bir inceleme ile görebilecek durumdaysa, satıcı kural olarak sorumlu olmaz (satıcı ayıbın olmadığını ayrıca garanti etmemişse).
  • Sorumsuzluk Anlaşması: Satıcı “ağır kusurlu” (kasten ayıbı gizlemiş vb.) ise, sorumluluğu kaldıran sözleşme hükümleri geçersizdir.

B. Alıcının Külfetleri: Gözden Geçirme ve Bildirim 

Ayıptan doğan hakların kullanılması, alıcının belirli ödevleri yerine getirmesine bağlıdır:

  1. Muayene ve İhbar: Alıcı, imkan bulur bulmaz malı gözden geçirmeli ve bir ayıp gördüğünde “uygun bir süre” (ticari satışlarda genellikle daha dar yorumlanır) içinde bildirmelidir.
  2. Gizli Ayıp: Olağan bir inceleme ile anlaşılamayan ayıplar sonradan ortaya çıkarsa, derhal bildirilmelidir. Aksi halde mal ayıplı haliyle kabul edilmiş sayılır.
  3. Uzak Mesafeli Satışlarda Koruma: Başka yerden gönderilen mal ayıplıysa, alıcı malı hemen geri gönderemez; önce koruma önlemlerini almalı ve durumu mahkeme/resmi makam aracılığıyla tespit ettirmelidir.

7. Alıcının Seçimlik Hakları 

Ayıbın varlığı halinde alıcıya kanun tarafından dört ana hak tanınmıştır:

  • Sözleşmeden Dönme: Malı iade edip bedeli geri alma.
  • Bedelde İndirim: Ayıp oranında satış bedelinden indirim talep etme.
  • Ücretsiz Onarım: Masrafı satıcıya ait olmak üzere tamir isteme.
  • Ayıpsız Benzeri ile Değişim: Malın yenisini talep etme.

Hâkimin Müdahalesi: Eğer alıcı “dönme” hakkını kullanmışsa ancak durum bunu haklı kılmıyorsa (ayıp çok küçükse), hâkim bunun yerine onarıma veya indirime hükmedebilir.

D. Sözleşmeden Dönmenin Sonuçları 

Dönme hakkı kullanıldığında sözleşme geçmişe etkili olarak sona erer.

  • Zararın Tazmini: Satıcı, ayıptan doğan doğrudan zararları (kusuru olmasa dahi) ve ispatlanması halinde dolaylı zararları ödemekle yükümlüdür.
  • Malın Yok Olması: Ayıplı mal, ayıp nedeniyle veya mücbir sebeple yok olsa bile alıcı dönme hakkını kullanabilir (kalan parçaları iade ederek).

E. Zamanaşımı

Satıcı daha uzun bir süre taahhüt etmemişse, ayıptan doğan davalar malın tesliminden itibaren 2 yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Ancak;

  • Satıcı ağır kusurluysa bu 2 yıllık süreden yararlanamaz.
  • Konut veya tatil amaçlı taşınmazlarda bu süre genellikle 5 yıldır (taşınır satışı kapsamında değerlendirilmeyen durumlar hariç).

8. Alıcının Borçları

Satış sözleşmesi, satıcıya teslim borcu yüklerken; alıcıya da bu teslimin karşılığı olan bedeli ödeme ve teslim edilen malı kabul etme borcu yükler.

A. Satış Bedelinin Ödenmesi

Alıcının asli borcu, üzerinde anlaşılan satış bedelini (semen), sözleşmede kararlaştırılan biçimde (nakit, taksit, banka havalesi vb.) satıcıya ifa etmektir.

  • İfa Zamanı ve Biçimi: Eğer sözleşmede özel bir zaman belirlenmemişse, borçların aynı anda ifası kuralı gereği, bedel teslim anında ödenmelidir.
  • Kayıtsız Şartsız Borç: Satış bedeli, sözleşmenin temel unsurlarından biridir ve bu borcun ifa edilmemesi alıcının temerrüdüne yol açar.

B. Satılanın Devralınması

Alıcı, sadece para ödemekle değil, aynı zamanda satıcının kendisine usulüne uygun şekilde sunduğu malı fiilen teslim almakla da yükümlüdür.

  • Hemen Devralma Kuralı: Madde 232 uyarınca; aksine bir yerel âdet veya taraflar arasında özel bir anlaşma yoksa, satılan malın sunulduğu anda alıcı tarafından devralınması gerekir.
  • Devralmamanın Sonuçları: Alıcının malı haklı bir sebep (örneğin ayıp) olmaksızın devralmaktan kaçınması, onu “alacaklı temerrüdü” durumuna düşürür. Bu durumda malın korunması masrafları ve hasarı alıcıya geçebilir.

9. Satış Bedelinin Belirlenmesi ve Hesaplama Usulü

Satış sözleşmesinde bedelin belirli olması temel kuraldır. Ancak tarafların bedel üzerinde açıkça anlaşmadığı senaryolarda, kanun koyucu sözleşmenin geçersiz sayılmasını önlemek amacıyla “belirlenebilirlik” kriterini getirmiştir.

A. Bedelin Belirlenmemiş Olması Durumu

Eğer alıcı, fiyat belirtmeksizin malı alacağını kesin bir irade beyanıyla bildirmişse (örneğin; “Fiyatı neyse gönder, alıyorum”), sözleşme kurulmuş sayılır. Bu durumda bedel şu kriterlere göre tespit edilir:

  • Ortalama Piyasa Fiyatı: İfa yerindeki ve zamanındaki ortalama rayiç değer esas alınır.
  • Belirlenebilirlik Karinesi: Alıcının bu beyanı, piyasa fiyatına razı olduğu yönünde hukuki bir karine oluşturur.

B. Ağırlık Üzerinden Satış ve “Dara” Hesabı

Özellikle dökme malların veya ambalajlı ürünlerin satışında bedel, ağırlığa göre belirleniyorsa şu kurallar uygulanır:

  • Net Ağırlık Esası: Kanun gereği, aksine bir düzenleme yoksa brüt ağırlıktan kabın/ambalajın ağırlığı (dara) indirilir. Alıcı sadece malın net ağırlığı için ödeme yapar.
  • Ticari Teamüllerin Önceliği: Maddenin son fıkrası, ticari hayatın yerleşik kurallarına atıf yapar. Bazı sektörlerde (örneğin tekstil veya gıda toptancılığı) bedelin brüt ağırlık üzerinden hesaplanması veya maktu bir dara indirimi yapılması yönünde yerleşik bir teamül varsa, kanundaki net ağırlık kuralı yerine bu teamül uygulanır.

10. Satış Bedelinin Muacceliyeti ve Faiz İşlemesi

Satış sözleşmesi tam iki tarafa borç yükleyen bir akit olması hasebiyle, satıcının ifası (zilyetliğin devri) ile alıcının karşı ifası (bedelin ödenmesi) arasında kopmaz bir bağ vardır. TBK m. 234, bu bağın zamansal sınırlarını ve gecikmenin mali sonuçlarını belirler.

A. Ödeme Zamanı (Muacceliyet)

Kanun, taraflar arasında aksine bir sözleşme yoksa (taksitli satış veya vadeli satış gibi), ödeme borcunun ne zaman “istenebilir” hale geleceğini belirlemiştir:

  • Zilyetliğin Devri ile Muacceliyet: Satış bedeli, satılan malın alıcının hâkimiyetine (zilyetliğine) geçtiği andan itibaren muaccel olur.
  • Eş Zamanlı İfa İlkesi: Bu hüküm, borçlar hukukundaki “elde mal, elde para” prensibinin bir yansımasıdır. Satıcı malın zilyetliğini devrettiği an, bedeli talep etme hakkını kazanır.

B. Bedele Faiz İşlemesi (İhtarsız Faiz Durumları)

Normal şartlarda bir borca faiz işletilmesi için borçlunun temerrüde düşürülmesi (ihtar çekilmesi) gerekir. Ancak Madde 234, üç özel durumda ihtara gerek kalmaksızın faiz istenebileceğini düzenleyerek alacaklıyı koruma altına almıştır:

  1. Ticari Teamül: Sektörde veya bölgede satış bedeline devir anından itibaren faiz işletilmesi yönünde yerleşik bir alışkanlık varsa, bu teamül sözleşmenin bir parçası sayılır.
  2. Ürün ve Verim Elde Etme: Alıcının malı teslim alıp ondan semere (ürün, kira geliri, yavru vb.) elde etmeye başlaması durumunda, “hem maldan hem paradan” aynı anda yararlanması hakkaniyete aykırı kabul edilir. Bu nedenle satıcı, malın getirisine karşılık paranın faizini talep edebilir.
  3. Vadenin Belirli Olması: Sözleşmede ödeme için kesin bir takvim günü (vade) belirlenmişse, o günün dolmasıyla alıcı kendiliğinden temerrüde düşer ve faiz süreci başlar.

11. Alıcının Temerrüdü ve Satıcının Dönme Hakkı

Alıcının satış bedelini ödemede gecikmesi (temerrüt), satıcıya belirli şartlar altında sözleşmeyi tek taraflı olarak sona erdirme yetkisi verir. Ancak bu hak, malın teslim edilip edilmediğine göre iki farklı rejime tabidir.

A. Peşin Satışlarda Dönme Hakkı 

“Önce ödeme” veya “eş zamanlı ifa” (peşin satış) ilkesinin geçerli olduğu durumlarda:

  • Kendiliğinden Dönme: Alıcı bedeli ödemede temerrüde düştüğü an, satıcı ek bir ihtar veya süre vermeye gerek kalmaksızın sözleşmeden dönebilir.
  • Bildirim Yükümlülüğü: Satıcı bu hakkı kullanmak niyetindeyse, durumu gecikmeksizin alıcıya bildirmelidir. Aksi takdirde, alıcının ifasına razı olduğu kabul edilebilir.

B. Vadeli Satışlarda (Teslimden Sonra) Dönme Hakkı 

Hukuk sistemimizdeki en kritik kurallardan biri burada karşımıza çıkar:

  • Kural: Eğer satıcı, malın zilyetliğini bedeli almadan alıcıya devretmişse (vadeli satış), alıcı parayı ödemese bile satıcı kural olarak malı geri isteyemez; sadece paranın tahsili için icra/dava yoluna gidebilir.
  • İstisna (Açık Kayıt Şartı): Satıcının malı teslim ettikten sonra temerrüt nedeniyle geri alabilmesi için, sözleşmede “bedel ödenmezse satıcı malı geri alma/dönme hakkına sahiptir” şeklinde açık bir hükmün bulunması şarttır.

12. Alıcının Temerrüdü Halinde Zararın Hesaplanması

Alıcı, satış bedelini ödemeyerek temerrüde düştüğünde, satıcı sadece sözleşmeden dönmekle kalmaz; aynı zamanda uğradığı zararın tazminini de talep edebilir. Kanun koyucu, bu zararın hesaplanmasında iki temel yöntem öngörmüştür:

A. Somut Zarar Hesabı (İkame Satış)

Alıcının malı almaması veya bedelini ödememesi üzerine satıcı, malı bir başkasına satmak zorunda kalabilir.

  • Yöntem: Satıcı, malı dürüstlük kurallarına uygun olarak (piyasa rayicini gözeterek) üçüncü bir kişiye satarsa, ilk satış sözleşmesindeki bedel ile ikinci satıştan elde ettiği düşük bedel arasındaki olumsuz farkı tazminat olarak alıcıdan isteyebilir.
  • Önemli Kriter: İkinci satışın “dürüstlük kuralına uygun” olması şarttır; yani satıcı kasıtlı olarak malı çok düşük fiyata satıp farkı eski alıcıya yükleyemez.

B. Soyut Zarar Hesabı (Piyasa Fiyatı Farkı)

Eğer satılan mal, borsada işlem gören veya genel bir piyasa fiyatı bulunan (altın, döviz, belirli hammaddeler vb.) bir emtia ise satıcının malı fiilen başkasına satmasına gerek yoktur.

  • Yöntem: Sözleşmede kararlaştırılan bedel ile malın vade günündeki (ödeme günü) piyasa fiyatı arasındaki fark doğrudan zarar olarak talep edilebilir.
  • Avantajı: Bu yöntem satıcıyı, zararını ispatlamak için malı yeniden satma zahmetinden ve riskinden kurtarır.

Taşınır satışı hükümleri, taraflara geniş bir sözleşme serbestisi tanırken; bu serbestinin kullanılmadığı veya boşluk bırakıldığı durumlarda dürüstlük kuralı ve hakkaniyet eksenli yedek hukuk kurallarını devreye sokar. Bir taşınır satışı sözleşmesi inşa edilirken; teslim şeklinden hasarın geçişine, ayıp bildirim sürelerinden dönme hakkının saklı tutulmasına kadar her bir TBK (209-236 arası) kanun maddelerinin, olası bir uyuşmazlıkta “koruyucu bir kalkan” işlevi gördüğü unutulmamalıdır.

13. Uyuşmazlık Nerede Çözülür? (Görevli ve Yetkili Merci)

Davanın nerede açılacağını belirleyen temel kriter, uyuşmazlığın “ticari” mi yoksa “tüketici işlemi” mi olduğudur.

A. Tüketici Hakem Heyetleri ve Tüketici Mahkemeleri

Eğer alıcı, malı ticari veya mesleki olmayan amaçlarla (kişisel kullanım) bir satıcıdan almışsa, Tüketici Kanunuhükümleri uygulanır.

  • Parasal Sınır: Her yıl güncellenen belirli bir tutarın (2026 yılı için belirlenen yasal sınırların) altındaki uyuşmazlıklarda Tüketici Hakem Heyetlerine başvurmak zorunludur. Bu heyetlerin kararı mahkeme ilamı niteliğindedir.

  • Üst Sınır: Bu tutarı aşan uyuşmazlıklarda ise Tüketici Mahkemeleri görevlidir.

B. Asliye Ticaret Mahkemeleri

Her iki tarafın da tacir olduğu ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olduğu durumlarda (örneğin iki şirket arasındaki hammadde satışı) dava Asliye Ticaret Mahkemesinde görülür.

C. Asliye Hukuk Mahkemeleri

Taraflar tacir değilse ve işlem bir tüketici işlemi de değilse (örneğin iki şahsın kendi aralarında yaptığı ikinci el araç veya eşya satışı), genel görevli mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi yetkilidir.

Yetkili Yer: Kural olarak dava, davalının yerleşim yeri mahkemesinde veya sözleşmenin ifa edileceği (teslimatın yapılacağı) yer mahkemesinde açılır.

14. Uyuşmazlıklar Nasıl Çözülür? (Süreç ve Usul)

Taşınır uyuşmazlıklarında çözüm süreci genellikle şu adımları izler:

A. Zorunlu Arabuluculuk Aşaması

Ticari davalarda ve tüketici mahkemesinin görev alanına giren birçok uyuşmazlıkta dava açmadan önce arabuluculuğa başvurmak zorunludur. Taraflar bir arabulucu eşliğinde anlaşmaya çalışır; anlaşma sağlanamazsa dava yoluna gidilir.

B. Delillerin Toplanması ve İspat

Taşınır davalarında en önemli aşama ispat yüküdür.

  • Ayıp İhbarı: Alıcının malı teslim aldığında TBK 223 uyarınca süresinde muayene edip ayıp ihbarında bulunup bulunmadığı incelenir.

  • Yazılı Delil: Fatura, sevk irsaliyesi, banka dekontları ve taraflar arasındaki yazışmalar (e-posta, WhatsApp vb.) mahkemeye sunulur.

C. Bilirkişi İncelemesi

Taşınır uyuşmazlıklarının çoğunda mahkeme bir bilirkişi görevlendirir. Bilirkişi;

  • Malın üzerinde iddia edilen ayıbın olup olmadığını,

  • Bu ayıbın kullanım hatası mı yoksa üretim hatası mı olduğunu,

  • Malın o günkü gerçek değerini (ayrılma akçesi veya zarar hesabı için) teknik olarak raporlar.

D. Karar ve İlamın İcrası

Mahkeme, bilirkişi raporu ve hukuki değerlendirme sonucunda alıcının seçimlik haklarından (bedel iadesi, onarım, indirim vb.) hangisinin uygulanacağına karar verir. Karar kesinleştiğinde, borçlu taraf kararı yerine getirmezse İcra Müdürlükleri aracılığıyla zorla icra yoluna gidilir.

 

Leave a Reply

Call Now Button