KOOPERATİF DAVALARI
Kooperatiflere İlişkin Davalar
Kooperatifler, ortaklarının ekonomik menfaatlerini korumak ve dayanışma esasına göre faaliyet göstermek amacıyla kurulan tüzel kişiliğe sahip ortaklıklardır. Kooperatifler Kanunu kapsamında düzenlenen kooperatifler, uygulamada özellikle konut, tarım, taşıma ve tüketim alanlarında önemli bir yere sahiptir. Ancak ortak sayısının fazla olması, yönetim ilişkilerinin kolektif yapıya dayanması ve mali işlemlerin çok yönlü olması nedeniyle kooperatiflerde çeşitli hukuki uyuşmazlıklar ortaya çıkabilmektedir. Bu uyuşmazlıklar çoğu zaman dava yoluyla çözümlenir.
Kooperatiflere ilişkin davaların başında genel kurul kararlarının iptali davaları gelir. Genel kurul, kooperatifin en yetkili organıdır ve ortakların iradesi burada ortaya çıkar. Ancak alınan kararların kanuna, ana sözleşmeye veya dürüstlük kuralına aykırı olması hâlinde ortaklar, belirli süre içinde iptal davası açabilirler. Özellikle usulsüz toplantı çağrısı yapılması, oy hakkının engellenmesi veya çoğunluk şartına uyulmaması gibi nedenler sıkça dava konusu olmaktadır.
Bir diğer önemli dava türü, yöneticilerin sorumluluğuna ilişkin davalardır. Kooperatif yönetim kurulu üyeleri, görevlerini özen ve sadakat yükümlülüğü içinde yerine getirmek zorundadır. Yetkilerin kötüye kullanılması, kooperatif malvarlığının zarara uğratılması, usulsüz harcama yapılması veya defter ve kayıtların düzgün tutulmaması durumunda yönetim kurulu üyelerine karşı tazminat davası açılabilir. Bu davalar hem kooperatif tüzel kişiliği hem de bazı durumlarda ortaklar bakımından önem taşır.
Ortaklık sıfatına ilişkin davalar da uygulamada yaygındır. Kooperatife üyelik başvurusunun haksız şekilde reddedilmesi, ortaklıktan çıkarma kararının hukuka aykırı olması veya ortaklık payının devrine ilişkin uyuşmazlıklar mahkemeye taşınabilir. Özellikle ortaklıktan çıkarılan kişinin, çıkarma kararının iptalini istemesi sık rastlanan bir dava türüdür. Mahkeme, çıkarma nedeninin gerçekten mevcut olup olmadığını ve usul kurallarına uyulup uyulmadığını inceler.
Kooperatif aidatları ve ödeme yükümlülüklerinden kaynaklanan davalar da oldukça yaygındır. Ortaklardan istenen aidatların hukuka uygun olup olmadığı, ek ödeme yükümlülüğünün bulunup bulunmadığı veya yapılan ödemelerin iadesi gerekip gerekmediği uyuşmazlık konusu olabilir. Özellikle yapı kooperatiflerinde inşaat giderleri, gecikme bedelleri ve teslim süreçleri sıkça dava konusu yapılmaktadır.
Tasfiye ve feshe ilişkin davalar da kooperatif hukukunda önemlidir. Kooperatifin amacının gerçekleşmesinin imkânsız hâle gelmesi, uzun süre organsız kalması veya faaliyetlerinin kanuna aykırı şekilde yürütülmesi hâlinde fesih davası açılabilir. Fesih kararı verilmesi durumunda tasfiye süreci başlar ve malvarlığı hukuka uygun şekilde paylaştırılır.
Görevli mahkeme çoğu durumda Asliye Ticaret Mahkemesi olmakla birlikte, uyuşmazlığın niteliğine göre farklı değerlendirmeler yapılabilir. Ticari nitelik taşıyan kooperatif uyuşmazlıklarında ticaret mahkemeleri görevli olur. Yetkili mahkeme ise genel olarak kooperatif merkezinin bulunduğu yer mahkemesidir.
Kooperatiflere İlişkin Dava Türleri
Kooperatiflerde ortaya çıkan uyuşmazlıklar farklı hukuki alanlara yayılır. Bu nedenle açılan davalar da konusuna göre değişmektedir. Aşağıda başlıca dava türleri tek tek açıklanmıştır.
1. Genel Kurul Kararının İptali Davası
Kooperatif genel kurulu, ortakların iradesini ortaya koyduğu en üst organdır. Genel kurulda alınan kararların kanuna, ana sözleşmeye, dürüstlük kuralına veya usule aykırı olması hâlinde iptal davası açılabilir.
Örneğin; toplantı çağrısının usulsüz yapılması, ortaklara gündemin bildirilmemesi, oy kullanma hakkının engellenmesi veya çoğunluk sağlanmadan karar alınması bu davaya konu olabilir.
Bu dava ile amaç, hukuka aykırı kararın geçersiz sayılmasıdır.
2. Yönetim Kurulu Üyelerine Karşı Sorumluluk Davası
Kooperatif yönetim kurulu üyeleri, görevlerini dikkatli ve dürüst şekilde yürütmek zorundadır. Görevlerini kötüye kullanmaları veya kooperatifi zarara uğratmaları hâlinde kendilerine karşı sorumluluk davası açılabilir.
Örneğin; kooperatif parasının usulsüz harcanması, sahte işlem yapılması, defterlerin tutulmaması veya yetkinin kişisel çıkar için kullanılması durumunda tazminat talep edilebilir.
Bu davada amaç, doğan zararın giderilmesidir.
3. Denetim Kurulu Sorumluluk Davası
Kooperatifte denetim organı varsa, denetçiler de görevlerini gereği gibi yapmak zorundadır. Yönetimdeki usulsüzlükleri bilerek gizlemeleri veya görevlerini ihmal etmeleri hâlinde sorumlulukları doğabilir.
Örneğin; açıkça görülen yolsuzlukları raporlamamaları veya sahte bilançoyu onaylamaları dava sebebi olabilir.
4. Ortaklıktan Çıkarma Kararının İptali Davası
Kooperatif ortakları belirli sebeplerle ortaklıktan çıkarılabilir. Ancak çıkarma kararı keyfi, haksız veya usule aykırı şekilde verilmişse ilgili kişi iptal davası açabilir.
Örneğin; savunma hakkı verilmeden üyelikten çıkarılma veya ana sözleşmede olmayan bir sebeple çıkarma işlemi yapılması hâlinde dava açılabilir.
Mahkeme çıkarma işlemini iptal ederse ortaklık devam eder.
5. Ortaklığa Kabul Davası
Kooperatife üyelik şartlarını taşıyan bir kişinin başvurusu haksız şekilde reddedilmişse üyeliğe kabul istemiyle dava açılabilir.
Örneğin; tüm şartları taşımasına rağmen kişisel husumet nedeniyle üyeliğe alınmayan kişi bu yola başvurabilir.
6. Aidat ve Ödeme Alacağı Davaları
Kooperatifler, ortaklardan aidat, ek ödeme veya masraf payı talep edebilir. Bu borçların ödenmemesi hâlinde alacak davası açılabilir.
Örneğin; yapı kooperatifinde inşaat giderlerine katılmayan ortaktan alacak talep edilmesi bu kapsamdadır.
Buna karşılık ortak da haksız tahsil edilen paranın iadesi için dava açabilir.
7. Tapu İptali ve Tescil Davaları
Özellikle yapı kooperatiflerinde üyeye teslim edilmesi gereken bağımsız bölümün devredilmemesi veya yanlış kişiye geçirilmesi durumunda tapu iptali ve tescil davası açılabilir.
Örneğin; borcunu ödeyen ortağa daire verilmemesi veya üçüncü kişiye devredilmesi hâlinde bu dava gündeme gelir.
8. Teslim ve Eksik İfa Davaları
Yapı kooperatiflerinde konutun zamanında teslim edilmemesi, eksik yapılması veya ayıplı teslim edilmesi hâlinde ortak dava açabilir.
Örneğin; söz verilen dairenin geç teslim edilmesi, eksik altyapı veya kalitesiz malzeme kullanılması nedeniyle tazminat istenebilir.
9. Fesih Davası
Kooperatifin faaliyet amacını gerçekleştirmesi imkânsız hâle gelmişse, organları çalışmıyorsa veya sürekli hukuka aykırı işlem yapıyorsa fesih davası açılabilir.
Mahkeme feshe karar verirse kooperatif tasfiye sürecine girer.
10. Tasfiye İşlemlerine İtiraz Davaları
Fesih sonrası tasfiye sürecinde malların paylaşımı, alacakların ödenmesi veya ortaklara yapılacak dağıtım konusunda uyuşmazlık çıkabilir.
Bu durumda tasfiye memurlarının işlemlerine karşı dava açılabilir.
11. Tazminat Davaları
Kooperatifin veya yöneticilerin kusurlu davranışı nedeniyle ortak zarar görmüşse genel hükümlere göre tazminat davası açılabilir.
Örneğin; yanlış bilgi verilmesi nedeniyle zarar doğması, teslim gecikmesi veya üyelik hakkının engellenmesi bu kapsama girebilir.
Kooperatif Üyesi ile Kooperatif Arasındaki Uyuşmazlıkların Ticari Dava Niteliği
Kooperatifler, ortaklarının ekonomik menfaatlerini korumak amacıyla kurulan ve tüzel kişiliğe sahip kuruluşlardır. Her ne kadar kooperatiflerin temel amacı klasik anlamda kâr elde etmek olmasa da, hukuk düzeninde ticaret hayatı içerisinde önemli bir yere sahiptirler. Bu nedenle kooperatif ile üyesi arasında doğan birçok uyuşmazlık, ticari dava niteliğinde kabul edilmektedir.
Yargıtay 23. Hukuk Dairesi’nin 2020/533 Esas, 2020/1877 Karar sayılı ilamında da bu husus açıkça vurgulanmıştır. Karara konu olayda davacı, üyesi bulunduğu yapı kooperatifinden satın aldığı bağımsız bölümün adına tescil edilmediğini ileri sürerek tapu iptali ve tescil talebinde bulunmuştur. İlk derece mahkemesi, uyuşmazlığın kooperatif üyesi ile kooperatif arasında doğduğunu, bu nedenle davanın ticari dava niteliğinde olduğunu ve görevli mahkemenin ticaret mahkemesi olduğunu belirterek görevsizlik kararı vermiştir.
Bu karar, kooperatif üyeliğinden kaynaklanan ilişkilerin yalnızca iç ilişki niteliğinde görülmediğini; aynı zamanda ticari organizasyon yapısı içinde değerlendirildiğini göstermektedir. Özellikle üyelik hakkı, aidat borcu, bağımsız bölüm teslimi, tapu devri, yönetim kararları ve ortaklık sıfatına ilişkin uyuşmazlıklar ticari dava kapsamında ele alınabilmektedir.
Buradaki temel gerekçe, kooperatiflerin Türk Ticaret Kanunu bakımından tacir sayılmaları ve ticari işletme benzeri örgütlenme yapısına sahip olmalarıdır. Kooperatif ile ortak arasındaki uyuşmazlık da çoğu zaman kooperatif faaliyetinden ve ortaklık ilişkisinden doğmaktadır. Bu sebeple uzmanlık mahkemesi olan Asliye Ticaret Mahkemesi görevli kabul edilir.
Somut olayda davanın önce tüketici mahkemesinde görülmüş olması dikkat çekicidir. Ancak mahkeme, uyuşmazlığın tüketici işlemi değil, kooperatif ortaklık ilişkisinden kaynaklanan ticari bir uyuşmazlık olduğu sonucuna varmıştır. Böylece görev kuralları gereği dosyanın ticaret mahkemesinde görülmesi gerektiği kabul edilmiştir.
Sonuç olarak, kooperatif üyesi ile kooperatif arasında çıkan uyuşmazlıklar çoğunlukla ticari dava niteliğindedir. Özellikle yapı kooperatiflerinde bağımsız bölüm teslimi, tapu devri ve ortaklık haklarına ilişkin davalarda görevli mahkeme genel olarak ticaret mahkemeleridir. Bu yaklaşım, hem yargısal uzmanlaşmayı sağlar hem de kooperatif hukukundan doğan karmaşık ilişkilerin daha isabetli çözümlenmesine hizmet eder.