Belli Hakları Kullanmaktan Yoksun Bırakılma Nedir?
Belli Hakları Kullanmaktan Yoksun Bırakılma Nedir? TCK m. 53/1-2 Kapsamı ve Sonuçları
Ceza yargılamasında mahkûmiyet kararı verildiğinde, sonuç her zaman yalnızca hapis veya adli para cezasından ibaret değildir. Bazı durumlarda mahkûmiyet, kişinin belirli hakları kullanamaması sonucunu da doğurur. Türk Ceza Kanunu’nun 53. maddesi, işte bu noktada devreye girer. “Belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma” başlığını taşıyan bu düzenleme, özellikle kasten işlenen suçlar bakımından son derece önemlidir ve uygulamada ceza mahkemesi kararlarında sıkça karşımıza çıkar. TCK m. 53, kanunun “Güvenlik Tedbirleri” bölümünde yer almakta olup, mahkûmiyetin doğurduğu önemli hukuki sonuçlardan birini düzenlemektedir.
TCK m. 53/1 neyi düzenler?
TCK m. 53/1’e göre kişi, kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak bazı hakları kullanmaktan yoksun bırakılır. Burada dikkat edilmesi gereken ilk nokta şudur: hükmün uygulanabilmesi için hem kasten işlenmiş bir suç bulunmalı hem de bu suçtan dolayı hapis cezasına mahkûmiyet verilmiş olmalıdır. Dolayısıyla her mahkûmiyet otomatik olarak TCK 53 sonucunu doğurmaz; örneğin yalnızca adli para cezasına hükmedilen veya taksirli suçlarda verilen her karar bakımından aynı sonuca gidilmez.
Kişi hangi haklardan yoksun bırakılır?
Madde 53/1’de bu haklar bentler halinde sayılmıştır. Buna göre hükümlü kişi, kamu görevi üstlenmekten, belirli kamu hizmetlerinde çalışmaktan, velayet ve vesayet gibi bazı özel hukuk yetkilerini kullanmaktan, vakıf, dernek, sendika, şirket, kooperatif ve siyasi parti tüzel kişiliklerinde yönetici veya denetçi olmaktan, ayrıca kamu kurumu ya da kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşunun iznine tabi bir meslek veya sanatı kendi sorumluluğu altında serbest meslek erbabı veya tacir olarak icra etmekten yoksun bırakılabilir. Bu yönüyle TCK 53, yalnızca ceza hukukunu değil; kişinin kamu hukuku, aile hukuku ve mesleki hayatını da doğrudan etkileyen bir düzenlemedir.
Bu hak yoksunluğu cezanın yanında ayrıca mı verilir?
Uygulamada sık sorulan sorulardan biri budur. TCK m. 53/1’deki hak yoksunluğu, kural olarak mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak ortaya çıkar. Yani bu düzenleme, çoğu zaman cezanın dışında, mahkûmiyetin bağladığı ek bir hukuki sonuç niteliği taşır. Bu nedenle ceza mahkemesi hükmünde TCK 53’e ayrıca yer verilmesi uygulamada yaygın olsa da, düzenlemenin mantığı mahkûmiyetin doğal sonucu olmasına dayanır. Başka bir ifadeyle, bu madde bir kişinin toplumsal güven ilişkisi gerektiren bazı alanlarda geçici olarak yetki ve statü kullanmasını sınırlandırır.
TCK m. 53/2’ye göre bu yasak ne kadar sürer?
TCK m. 53/2, bu yoksunluğun süresini belirler. Maddeye göre kişi, işlemiş bulunduğu suç nedeniyle mahkûm olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar bu hakları kullanamaz. Bu hüküm çok önemlidir; çünkü hak yoksunluğu kural olarak ömür boyu değil, cezanın infaz süreci ile bağlantılı bir süre boyunca devam eder. Yani TCK 53/1’de sayılan haklara ilişkin yasak, esasen geçici niteliktedir ve cezanın infazının tamamlanmasıyla son bulur.
TCK 53 her suçta uygulanır mı?
Hayır. TCK 53/1-2 bakımından temel şart, suçun kasten işlenmiş olmasıdır. Bu nedenle taksirli suçlarda aynı hükmün otomatik biçimde uygulanması mümkün değildir. Uygulamada da bu ayrım önem taşır; örneğin taksirli suçlarda TCK 53/1-2 uygulanması hatalı değerlendirme sayılabilmektedir. Bu sebeple mahkeme kararlarında, suçun kastla mı taksirle mi işlendiği TCK 53 uygulaması açısından mutlaka ayrı değerlendirilmelidir.
Meslek ve görev bakımından sonuçları neden önemlidir?
TCK 53’ün en önemli etkilerinden biri, kişinin bazı görev ve meslekleri yürütmesini engellemesidir. Özellikle kamu görevi, yöneticilik, denetçilik, vesayet-kayyımlık ve izinli mesleklerin icrası bakımından bu hüküm ciddi sonuçlar doğurabilir. Bu yüzden ceza davası sonunda verilen hükmün yalnızca ceza miktarı üzerinden değil, doğuracağı yan sonuçlar üzerinden de değerlendirilmesi gerekir. Bazen kişi bakımından asıl ağır sonuç, doğrudan hapis cezasından çok, mesleğini veya belirli hukuki yetkilerini geçici süreyle kullanamamak olabilir.
Siyasi haklar bakımından Anayasa Mahkemesi kararı neden önemlidir?
TCK 53 anlatılırken gözden kaçırılmaması gereken en önemli konu, Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 tarihli, E.2014/140, K.2015/85 sayılı kararıdır. Bu kararla, 53. maddenin siyasi haklara ilişkin bazı bölümleri iptal edilmiştir. Özellikle seçme, seçilme ehliyeti ve diğer siyasi hakların otomatik biçimde sınırlandırılmasına ilişkin bazı ibareler Anayasa’ya aykırı bulunmuştur. Bu nedenle bugün TCK 53 değerlendirilirken, madde metni tek başına değil, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararıyla birlikte okunmalıdır. Güncel uygulamada bu husus son derece belirleyicidir.
Neden dikkatli uygulanması gerekir?
TCK 53, ilk bakışta teknik bir “ek sonuç” gibi görünse de, aslında kişinin medeni hayatına, mesleki yaşamına, aile hukukundan doğan yetkilerine ve kamusal statüsüne doğrudan etki eder. Bu nedenle mahkemelerin maddeyi otomatik ve kalıp şekilde değil, güncel mevzuat ve Anayasa Mahkemesi kararlarını dikkate alarak uygulaması gerekir. Aynı şekilde savunma makamı bakımından da, hükümde TCK 53’e yanlış, fazla veya güncel içtihada aykırı biçimde yer verilip verilmediği mutlaka kontrol edilmelidir.
Sonuç
Belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma, Türk Ceza Kanunu’nun 53. maddesinde düzenlenen ve mahkûmiyetin yalnızca ceza miktarıyla sınırlı kalmadığını gösteren önemli bir kurumdur. TCK m. 53/1-2 uyarınca, kasten işlenen bir suçtan dolayı hapis cezasına mahkûm olan kişi, kanunda sayılan bazı hakları cezasının infazı tamamlanıncaya kadar kullanamaz. Ancak bu düzenleme özellikle siyasi haklar bakımından Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı ışığında değerlendirilmelidir. Bu nedenle TCK 53, ceza hukukunda “yan sonuç” gibi görünse de, uygulamada son derece önemli ve dikkatle ele alınması gereken bir hükümdür.