Single Blog Title

This is a single blog caption

Amerika’da H-1B Başvurusu

Amerika’da H-1B Başvurusu: İşveren Sponsorluğu, Kayıt Süreci ve Red Sebepleri

Amerika’da H-1B başvurusu, yabancı bir profesyonelin tek başına başlatabildiği bir göçmenlik işlemi değildir. H-1B sistemi, özünde işveren sponsorluğuna dayalı bir geçici çalışma rejimidir. USCIS’in güncel açıklamasına göre H-1B sınıflandırması, ABD’de bir işverenin “specialty occupation” niteliğindeki bir pozisyonda yabancı işçiyi geçici olarak çalıştırması için kullanılır; sistem bireysel başvurudan çok, işverenin sunduğu I-129 petition üzerinden işler. Ayrıca H-1B kategorisinin yıllık sayısal sınırı bulunduğu için, dosyanın sadece nitelik bakımından güçlü olması yetmez; cap-subject işverenler bakımından kayıt ve seçim sürecinin de doğru yönetilmesi gerekir. (uscis.gov)

Bu nedenle “Amerika’da H-1B nasıl alınır?” sorusunun doğru cevabı, “bir işveren sizi sponsor edip USCIS’e uygun bir H-1B dosyası sunarsa” şeklinde başlar. H-1B’nin omurgası üç parçadan oluşur: önce işveren düzeyinde uygun pozisyon ve uygun sponsorluk yapısı, sonra Çalışma Bakanlığı nezdinde LCA (Labor Condition Application), ardından USCIS’e I-129 ile yapılan asıl petition. Cap-subject dosyalarda bunlara bir de elektronik kayıt ve seçim katmanı eklenir. Başvuruların önemli bir bölümü de tam burada, yani işverenin göçmenlik mantığını yalnızca “teklif mektubu” sanması yüzünden zayıflar. (DOL)

H-1B’de işveren sponsorluğu ne demektir?

H-1B’de sponsor işveren, yalnızca iş teklif eden taraf değildir; hukuken başvuruyu yapan, LCA taahhütlerini üstlenen, USCIS’e petition sunan ve çalışma ilişkisinin gerçekliğini göstermek zorunda olan taraftır. DOL düzenlemelerinde “employer”, H-1B işçisiyle employment relationship içinde bulunan kişi veya kurum olarak tanımlanır. USCIS de H-1B sisteminde petition’ın bir ABD işvereni tarafından sunulması gerektiğini açıkça belirtir. Bu nedenle freelancer, bağımsız yüklenici veya “sadece proje bazlı danışmanlık” gibi ilişkiler, yeterli işveren-işçi ilişkisi ve specialty occupation yapısı kurulmadığında riskli hale gelebilir. (Federal Register)

İşveren sponsorluğu, pratikte iki ayrı ispatı gerektirir. Birincisi, gerçekten doldurulacak bir pozisyonun varlığıdır. İkincisi, bu pozisyonun H-1B’ye uygun specialty occupation niteliği taşımasıdır. USCIS materyalleri, H-1B’nin teorik ve pratik olarak uzmanlık bilgisi gerektiren meslekler için tasarlandığını; bu alanlara örnek olarak mimarlık, mühendislik, matematik, fizik bilimleri, sosyal bilimler, tıp, sağlık ve bazı iş uzmanlıklarını verdiğini belirtir. Ancak meslek unvanı tek başına yeterli değildir; somut iş tanımı, görevlerin niteliği ve aranan akademik altyapı birlikte değerlendirilir. Bu yüzden “manager”, “analyst” veya “specialist” gibi başlıklar otomatik H-1B hakkı yaratmaz. (uscis.gov)

Specialty occupation şartı neden bu kadar kritik?

H-1B dosyalarında en sık red nedeni, pozisyonun gerçekten specialty occupation olduğunun ikna edici biçimde gösterilememesidir. USCIS’in resmi açıklamaları H-1B’nin, en az lisans düzeyinde ve belirli uzmanlık alanıyla ilişkili bilgi gerektiren pozisyonlar için tasarlandığını tekrarlar. USCIS’in 2025’te yürürlüğe giren H-1B modernizasyon kuralına ilişkin açıklamaları da programın onay sürecini modernize ettiğini ve specialty occupation değerlendirmesini güncellediğini belirtmektedir. Yani bugün H-1B dosyası hazırlanırken yalnızca genel lisans derecesi değil, pozisyonun niteliği ile başvuru sahibinin eğitimi arasındaki bağ daha dikkatli kurulmalıdır. (uscis.gov)

Bu nedenle işverenin en büyük hatalarından biri, görev tanımını çok genel yazmaktır. USCIS’in H-1B uygulamasında temel soru şudur: Bu iş gerçekten öyle bir iş midir ki, normal giriş koşulu olarak belirli bir uzmanlık alanında lisans veya daha üst derece gerektirsin? Eğer dosya, pozisyonun neden uzmanlık gerektirdiğini anlatmadan yalnızca “üniversite mezunu olsun” diyorsa, red riski artar. Özellikle satış, operasyon, genel yönetim veya idari koordinasyon gibi geniş başlıklı roller, yeterince uzmanlık bağlamı kurulmadan H-1B açısından zayıf kalabilir. USCIS’in resmi ve idari karar materyalleri de yıllardır aynı çizgiyi vurgular: derecenin sadece herhangi bir lisans değil, pozisyonla doğrudan ilişkili bir uzmanlık alanına bağlanması beklenir. (uscis.gov)

LCA süreci nedir ve neden ayrı bir hukuki eşiktir?

H-1B dosyasının USCIS ayağından önce, işverenin DOL nezdinde Labor Condition Application sürecini tamamlaması gerekir. DOL’un resmi H-1B program sayfası ve eCFR düzenlemeleri, H-1B işvereninin önce ETA-9035/9035E üzerinden bir LCA sunması gerektiğini açıkça ortaya koyar. DOL sistemi attestation-based çalışır; yani işveren yalnızca form doldurmaz, verdiği bilgilerin doğruluğunu ve yasal yükümlülüklerini üstlenir. DOL ayrıca bu bilgilerin doğruluğunu ispat yükünün işverende olduğunu açıkça belirtir. Başka bir ifadeyle, LCA formalite değil; işverenin çalışma koşulları ve ücret konusunda hukuken bağlı taahhüdüdür. (DOL)

LCA bakımından en çok bilinen yükümlülük ücret taahhüdüdür. DOL’un resmi açıklamasına göre H-1B işvereninin H-1B çalışanına ödemesi gereken ücret, işverenin benzer nitelikteki çalışanlarına ödediği actual wage ile ilgili coğrafi alandaki prevailing wage’in hangisi yüksekse odur. Yani H-1B işvereni, “yabancı çalışan olduğu için daha düşük ücret” mantığıyla hareket edemez. Bu ücret taahhüdü sadece teorik de değildir; DOL Wage and Hour Division, ihlal halinde geriye dönük ücret ve diğer yaptırımları uygulayabilir. Bu nedenle zayıf ücret analizi, yalnızca USCIS red riski değil, DOL denetim riski de yaratır. (DOL)

LCA’nın bir başka kritik ayağı da notice/posting yükümlülüğüdür. DOL’un resmi fact sheet’ine göre işveren, LCA’yı sunmadan önce veya sunum tarihine yakın dönemde U.S. workers’a bildirim yapmak zorundadır; bildirim, H-1B işçisi arandığını, sayıyı, occupational classification’ı ve diğer temel bilgileri içermelidir. DOL ayrıca bu bildirimin LCA filing tarihinden önceki veya aynı dönem içindeki belirli zaman kuralına uymasını arar. İşverenler bu aşamayı sıklıkla hafife alır; oysa LCA posting eksikliği, kamu erişim dosyası eksikliği ve ücret belgelendirme kusuru, dosyanın hem DOL hem USCIS tarafında kırılmasına neden olabilir. (Federal Register)

Kayıt süreci bugün nasıl işliyor?

Cap-subject H-1B dosyalarında süreç artık doğrudan I-129 ile başlamaz. Önce USCIS’in electronic registration sistemi kullanılır. USCIS’in güncel açıklamasına göre FY 2027 H-1B cap için ilk kayıt dönemi 4 Mart 2026 öğlen Eastern’da açıldı ve 19 Mart 2026 öğlen Eastern’a kadar sürdü; her bir kayıt için ücret 215 dolardır. USCIS ayrıca H-1B elektronik kayıt sürecine katılmak için işverenin bir organizational account oluşturmasının gerektiğini belirtmektedir. Dolayısıyla cap dosyalarında ilk pratik hata, işveren hesabının ve kayıt altyapısının son dakikaya bırakılmasıdır. (uscis.gov)

2026 itibarıyla kayıt süreci yalnızca teknik bir çekiliş sistemi olarak da anlatılamaz. USCIS’in FY 2027 duyurularında, yeni H-1B seçim sürecinin daha yüksek beceri ve daha yüksek ücret düzeylerini önceleyen weighted selection process mantığıyla tasarlandığı açıklanmıştır. USCIS’in resmi sayfaları ayrıca bu yeni kuralın FY 2027 registration season’da uygulanacağını belirtir. Bu, çok önemli güncel bir değişikliktir; çünkü yıllardır kullanılan “basit random lottery” dili artık her başvuru dönemi için güvenli bir özet değildir. İşverenler ve adaylar, dosyalarını hâlâ eski anlatımla kuruyorsa, güncel kural setini kaçırabilir. (uscis.gov)

Kayıt sürecinin bir diğer hukuki boyutu, kaydın seçilmesinin vizeyi veya onayı vermemesidir. USCIS açık biçimde, selection notice sonrasında işverenin H-1B cap-subject petition’ı sunması gerektiğini; petition filing period’ünün en az 90 gün olduğunu söyler. Seçim yalnızca işverene I-129 sunma hakkı verir; specialty occupation, işveren sponsorluğu, LCA, ücret ve beneficiary qualifications gibi bütün maddi şartlar yine USCIS tarafından incelenir. Bu nedenle “lottery’den çıktı, dosya bitti” yaklaşımı hatalıdır. H-1B’de asıl hukuk çoğu zaman seçimden sonra başlar. (uscis.gov)

Hangi işverenler cap’den muaf olabilir?

H-1B’de her dosya yıllık kota baskısı altında değildir. USCIS’in resmi H-1B cap kaynakları ve yıllık raporları, bazı ilk istihdam petition’larının cap’den muaf olduğunu gösterir. Buna örnek olarak institutions of higher education, bunlarla bağlantılı belirli nonprofit entities, nonprofit research organizations ve government research organizations verilmektedir. Ayrıca daha önce cap’e sayılmış ve cap numarasını koruyan bazı mevcut H-1B çalışanları için yapılan uzatma veya işveren değişikliği dosyaları da farklı değerlendirilir. Bu ayrım stratejik açıdan önemlidir; çünkü cap-exempt bir işveren üzerinden H-1B planlaması, zamanlama baskısını ciddi ölçüde azaltabilir. (uscis.gov)

H-1B’de en sık red sebepleri nelerdir?

Birinci ve en yaygın red nedeni, yukarıda değinilen specialty occupation eksikliğidir. İş tanımı çok genel, görevler uzmanlıkla yeterince bağlantısız veya derece koşulu çok geniş kurulmuşsa USCIS pozisyonu H-1B’ye uygun bulmayabilir. Özellikle işveren “herhangi bir lisans mezunu” gibi ifadeler kullanıyorsa, dosya zayıflar. Güncel modernizasyon rejiminde bu bağın daha dikkatli kurulması gerekir. (uscis.gov)

İkinci büyük red nedeni, beneficiary’nin niteliklerinin pozisyonla uyumlu gösterilememesidir. H-1B’de sadece işin uzmanlık gerektirmesi yetmez; başvuru sahibinin de o işi yapmaya uygun akademik ve/veya mesleki altyapıya sahip olması gerekir. USCIS girişimci rehberleri bile H-1B’de degree–job relation noktasını açıkça vurgular. Başvuru sahibinin diploması, uzmanlık alanı veya eşdeğerlik belgeleri pozisyonla doğrudan ilişkilendirilemezse, sponsor işverenin dosyası redle karşılaşabilir. (uscis.gov)

Üçüncü büyük red nedeni, LCA ile I-129 arasındaki uyumsuzluktur. İş unvanı, SOC kodu, çalışma yeri, ücret seviyesi veya işin niteliği LCA’da başka, USCIS dosyasında başka görünüyorsa ciddi sorun çıkar. DOL düzenlemeleri LCA’daki occupation ve area of intended employment üzerinden yükümlülük kurar; USCIS de petition’ı bu zemin üzerinde inceler. Özellikle üçüncü taraf işyeri, birden fazla çalışma lokasyonu veya sonradan değişen görev tanımı bulunan dosyalarda bu uyumsuzluk daha sık görülür. Bu da yalnızca teknik değil, maddi red sebebidir. (Federal Register)

Dördüncü önemli red alanı, sponsor işveren yapısının zayıflığıdır. İşverenin gerçek iş hacmi, çalışan ihtiyacı, pozisyonun organizasyon içindeki yeri ve ücret ödeme kapasitesi inandırıcı biçimde gösterilmezse dosya zayıflar. H-1B, kağıt üzerinde kurulmuş veya sponsorluğu sadece göçmenlik amacıyla yapılan şirketler için yüksek risk taşır. Özellikle beneficiary-owner dosyalarında, yani kişi hem şirket sahibi hem H-1B beneficiary ise, USCIS başvuru sahibisinin gerçekten specialty occupation duties icra edeceğini ve yalnızca pasif sahiplik değil, uygun iş rolü üstleneceğini ayrıca sorgular. USCIS’in 2025 tarihli resmi SSS metni bunu açıkça vurgular. (uscis.gov)

Beşinci red riski, kayıt sürecindeki usul kusurlarıdır. FY 2027 döneminde kayıt için organizational account zorunluluğu, kayıt dönemi tarihleri ve kişi başı ücret USCIS tarafından açıkça duyuruldu. Kayıt yanlış kişi adına, yanlış hesapla, eksik beneficiary bilgisiyle veya uygun dönemin dışında yapılırsa, işveren dosyayı daha I-129 aşamasına taşıyamaz. Ayrıca seçilmiş registration için petition filing period’ü içinde başvuru yapılmaması da süreci fiilen boşa çıkarır. H-1B’de birçok sorun aslında substantive denial değil, process failure olarak ortaya çıkar. (uscis.gov)

Altıncı risk alanı, ücret ve çalışma koşulu yükümlülüklerinin yanlış anlaşılmasıdır. DOL’a göre işveren H-1B çalışanına required wage ödemek zorundadır; nonproductive time için de belirli koşullarda ödeme yükü devam eder. Ayrıca DOL, H-1B’ye geçmeden önce her işverenin U.S. workers’ı işe almak zorunda olmadığını, fakat H-1B-dependent veya geçmişte willful violator olan işverenlerde ek recruitment ve non-displacement yükümlülüklerinin doğabildiğini açıkça belirtir. Yani “H-1B başvurusundan önce her zaman ilan şartı var” ifadesi doğru değildir; ama bazı işverenler için gerçekten ek yükler bulunur. Bu ayrımı bilmeyen sponsorlar ciddi compliance riski alır. (DOL)

H-1B dosyasında hangi belgeler stratejik olarak önemlidir?

Güçlü bir H-1B dosyası, salt diploma ve iş teklifiyle sınırlı olmaz. Öncelikle iş tanımı ayrıntılı olmalı; görevler, bunların uzmanlık düzeyi ve işin neden belirli bir akademik alan gerektirdiği açıkça anlatılmalıdır. Sonra LCA ile tamamen uyumlu ücret, lokasyon ve meslek sınıflandırması kurulmalıdır. İşverenin gerçek ticari faaliyeti, organizasyon şeması, varsa müşteri veya proje yapısı ve sponsor işverene neden bu rolün gerektiği de desteklenmelidir. Başvuru sahibi tarafında ise diploma, transkript, varsa credential evaluation ve lisans/sertifika gibi unsurlar net sunulmalıdır. USCIS’in I-129 checklist ve form talimatları da required initial evidence mantığını bu doğrultuda kurar. (uscis.gov)

Bugün ayrıca dosya stratejisinin zamana göre kurulması gerekir. Cap-subject işverenler için önce kayıt dönemi, sonra seçim, sonra petition filing window gelir. Bu sırada LCA’nın DOL tarafında önceden hazırlanması, iş tanımının güncel kurallara göre düzeltilmesi ve işveren hesabının zamanında açılması gerekir. Aksi halde seçilmiş registration olsa bile dosya son anda yetişmeyebilir. Özellikle FY 2027 için USCIS’in açıkladığı takvim, son dakika yaklaşımının ne kadar riskli olduğunu gösteriyor. (uscis.gov)

Sonuç

Amerika’da H-1B başvurusu, basit bir “iş teklifi + diploma” işlemi değildir. Bu sistem; işveren sponsorluğu, DOL LCA taahhütleri, elektronik kayıt, USCIS I-129 petition’ı ve specialty occupation ispatı üzerine kurulu çok katmanlı bir yapıdır. Güncel kurallarda işverenin kayıt süreci için online organizational account kullanması, cap-subject dosyalarda 2026 takvimini takip etmesi ve specialty occupation anlatısını 2025 sonrası modernizasyon mantığına göre kurması gerekir. Aynı zamanda ücret, notice ve çalışma koşulu taahhütleri DOL tarafında gerçek denetim riski yaratır. (uscis.gov)

Bu nedenle H-1B’de en önemli stratejik soru “başvurur muyuz?” değil, “bu işi gerçekten H-1B’ye uygun şekilde belgelendirebilir miyiz?” sorusudur. Pozisyon çok genel, derece ilişkisi zayıf, LCA–I-129 uyumsuz, sponsor işveren yapısı kırılgan veya kayıt takvimi kaçırılmışsa red ihtimali belirgin şekilde yükselir. Buna karşılık doğru pozisyon seçimi, zamanında kayıt, sağlam LCA ve iyi kurgulanmış görev–derece ilişkisi ile H-1B dosyası çok daha güçlü hale gelir. H-1B başarısı çoğu zaman adayın niteliğinden çok, sponsor işverenin dosyayı ne kadar doğru kurduğuyla belirlenir. (uscis.gov)

Leave a Reply

Call Now Button