Single Blog Title

This is a single blog caption

Alıkoyma (Lien) Hakları: Navlun, Yük, Bunker ve Diğerleri (Türkiye Uygulaması)

Alıkoyma (Lien) Hakları: Navlun, Yük, Bunker ve Diğerleri (Türkiye Uygulaması)

Alıkoyma (Lien) Hakları: Navlun, Yük, Bunker ve Diğerleri (Türkiye Uygulaması) Deniz ticaretinde alacakların büyük kısmı “kâğıt üzerinde” güçlü görünür; fakat tahsil kabiliyeti çoğu zaman zayıftır. Çünkü gemi, yük ve ticari akış hareket halindedir: Konteyner bir sonraki limana gider, yük teslim edilip piyasaya karışır, kiracı şirket kapanır veya alacak farklı ülkelerde dağılır. Bu yüzden denizcilikte tahsilat, çoğu zaman teminat ve müdahale araçlarını doğru seçmekle kazanılır. “Alıkoyma (lien)” dediğimiz haklar da tam bu noktada devreye girer.

Ancak pratikte “lien” kelimesi tek bir kurumu ifade etmez. Türk hukukunda üç ayrı mekanizma, birbirine karıştırıldığı için dosyalar sıkça zayıflar:

  1. Hapis hakkı / alıkoyma (zilyetliğe dayalı, eşyayı teslim etmeme),

  2. Gemi alacaklısı hakkı (maritime lien) (kanundan doğan, öncelik/ayni nitelik tartışmaları),

  3. Deniz alacağına dayalı gemi ihtiyati haczi (ship arrest) (TTK 1352–1353 sistemi; alacağı teminat altına almak için gemiye el koyma).

Bu yazıda; navlun, yük ve konteyner teslimi eksenindeki taşıyanın hapis hakkı ile charterparty pratiğinde görülen subfreight/sub-hire lien klozlarını; ayrıca bunker (yakıt ikmali) ve geminin işletilmesine ilişkin alacaklarda genellikle devreye giren deniz alacağı–gemi ihtiyati haczi rejimiyle birlikte, Türkiye uygulaması odağında sistematik şekilde ele alıyorum.


1) “Lien” neye denir? Türk hukukunda doğru çeviri ve doğru ayrım

1.1 Hapis hakkı (alıkoyma) – “yük elimdeyse teslim etmem”

Taşıyanın klasik lien’i, eşyayı elinde tuttuğu sürece alacağını teminat altına alır. Türk hukukundaki adı çoğu kez hapis hakkıdır. Deniz yoluyla eşya taşımasında taşıyanın bu hakkı, TTK’da açıkça düzenlenmiştir: Taşıyan, navlun sözleşmesinden doğan alacakları için TMK 950–953 hükümlerine göre eşya üzerinde hapis hakkına sahiptir.

Bu hak “ayni teminat” gibi çalışsa da, klasik rehin gibi tescilli bir hak değildir; zilyetlik ve teslimi kontrol üzerinden işler.

1.2 Deniz alacağı–gemi ihtiyati haczi – “yük bende değil, gemiyi tutuklarım”

Bunker alacağı, kumanya/teçhizat temini, bakım-onarım, liman masrafları gibi birçok alacakta alacaklı, yükün zilyedi değildir; dolayısıyla hapis hakkı kullanamaz. Bu durumda pratik araç çoğu kez TTK 1352’deki deniz alacağı tanımına giriyorsa gemi ihtiyati haczidir. TTK 1352, “deniz alacağı” sayılan istemleri tek tek sayar; bunların içinde geminin işletilmesi için sağlanan malzeme/kumanya/yakıt (bunker) ve benzeri tedarikler de açıkça yer alır.
TTK 1353 ise deniz alacakları için teminat amacıyla yalnız ihtiyati haciz yolunun işletilebileceğini; deniz alacağı dışında gemi hakkında ihtiyati haciz verilemeyeceğini vurgular.

1.3 Charterparty lien klozları – “subfreight / sub-hire üzerinde rehin”

Charterparty dünyasında ayrıca sözleşmesel lien klozları vardır: Donatan, kiracıdan doğan alacakları için subfreights (alt navlunlar) veya sub-hire (alt kira) üzerinde “lien” iddia eder. Bu, taşınır eşyayı elinde tutmak değil; çoğu zaman üçüncü kişiye ödenecek navlun/kira bedelini kendisine yönlendirme (assignment benzeri etki) amacı taşır. Bu alan, konişmento hamili–taşıtan–kiracı üçgeninde “klozun kimleri bağladığı” tartışmasını doğurur.


2) Taşıyanın navlun ve yan alacaklar için yük üzerinde hapis hakkı (TTK 1201 ve devamı)

2.1 Kapsam: “navlun sözleşmesinden doğan bütün alacaklar”

TTK 1201, taşıyanın navlun sözleşmesinden doğan alacakları için eşya üzerinde hapis hakkını tanır ve bu hakkı TMK 950–953’e bağlar.
Uygulamada bu “bütün alacaklar” ifadesi; navlun, sürastarya/demurrage, taşıyana düşen masraflar (gümrük/terminal kaynaklı belirli kalemler), müşterek avarya ve kurtarma payları gibi başlıkların hapis hakkı içinde değerlendirilmesi tartışmalarına zemin açar.

TTK 1201 ayrıca önemli bir sınır getirir: Hapis hakkı, kural olarak o yolculuktan doğan alacakları teminat altına alır.
Yani taşıyanın “geçmiş seferlerden kalan borçlar” için aynı yükü rehin gibi tutması, kural olarak kabul edilmez.

2.2 Zilyetlik şartı ve teslim sonrası 30 günlük pencere

Hapis hakkının “doğal habitatı” taşıyanın zilyetliğidir: Eşya taşıyanın elindeyse teslim etmeyerek baskı kurar. Fakat TTK 1201, teslim sonrası döneme ilişkin kritik bir pencere açar: Eşya teslim edildikten sonra bile 30 gün içinde mahkemeye başvurmak ve eşya hâlâ gönderilenin zilyetliğinde olmak şartıyla, hapis hakkından doğan yetkilerin kullanılabilmesi mümkün olabilir.

Bu hüküm, pratikte “yanlışlıkla/operasyon gereği teslim edildi ama bedel ödenmedi” senaryolarında hayat kurtarır. Ancak iki büyük risk vardır:

  • 30 günlük süre kaçırılırsa, hapis hakkı fiilen boşa düşer.

  • Eşya üçüncü kişiye devredilmiş veya piyasaya karışmışsa “gönderilenin zilyetliği” şartı tartışmalı hale gelir.

2.3 Orantılılık: “alacağı karşılayacak kadar eşya”

TTK 1201, hapis hakkının alacağı temin edecek miktardaki eşya üzerinde kullanılabileceğini; ancak müşterek avarya ve kurtarma gibi kalemlerde daha geniş kullanım imkanının gündeme gelebileceğini ifade eder.
Bu, uygulamada şu dengeyi doğurur: Taşıyan, küçük bir alacak için bütün konteyneri günlerce tutarsa, karşı taraf “kötüye kullanım/ölçüsüzlük” argümanına yaslanabilir; buna karşı taşıyan, alacak miktarı–eşyanın bölünebilirliği–teslim şekli gibi operasyonel gerekçeleri somutlaştırmalıdır.


3) Çekişmeli tutarın yatırılması ve teminat: Hapis hakkını “yumuşatan” emniyet supabı (TTK 1202)

Hapis hakkı çoğu zaman “sert” bir araçtır; ticari akışı durdurur. Kanun da bu sertliği dengelemek için çözüm öngörür: Taşıyanın alacakları hakkında uyuşmazlık varsa, çekişmeli tutar mahkemece belirlenecek yere yatırılır yatırılmaz taşıyan eşyayı teslim etmek zorundadır.

Bu mekanizma, davalarda şu iki sonucu doğurur:

  • Gönderilen/taşıtan, “yükü alıp ticareti devam ettirme” ihtiyacını karşılar.

  • Taşıyan, “para/teminat” güvenliğine kavuşur; fakat hapis hakkını pazarlık aracı olarak kullanma gücü azalır.

Dolayısıyla stratejik soru şudur: Hapis hakkını ne kadar süre fiilen sürdürebilirim? Bu süre, mahkemenin teminat/yatırma karar hızı ve dosyanın bulunduğu yerin pratikleriyle doğrudan ilgilidir.


4) Üçüncü kişi gönderilen (consignee) devreye girince: Hapis hakkının muhatabı değişir (TTK 1203–1204)

Deniz taşımalarında çoğu kez borçlu “taşıtan/yükleten” iken, eşyayı teslim alan “gönderilen” başka kişidir. TTK 1203, eşya taşıtandan başka birine teslim edilecekse, bu kişinin eşyayı teslim istediği anda sözleşme/konişmento hükümlerine göre ödemeye yetkili kılındığı alacakları ve kendi hesabına yapılan giderleri ödemekle yükümlü olacağını düzenler.

Ancak TTK 1204, çok kritik bir sınır getirir: Gönderilen eşyayı teslim istediği andan itibaren, taşıyan yalnızca TTK 1203’te öngörülen alacaklar için gönderilene karşı hapis hakkı kullanabilir; diğer alacaklar için kullanamaz.

Pratik sonuç:
Taşıyanın taşıtanla ilişkisinden doğan her alacak, otomatik olarak konişmento hamiline “yansımaz”. Hangi alacağın hangi belgeyle gönderilene karşı ileri sürülebileceği, hapis hakkının kaderini belirler. Bu yüzden hapis hakkı uygulamasında ilk kontrol listesi:

  • Konişmento kimde? Orijinal B/L teslim şartı var mı?

  • Gönderilenin ödeme yükümlülüğü hangi kalemleri kapsıyor?

  • Talep edilen kalem, TTK 1203/1204 filtresinden geçiyor mu?


5) Charterparty pratikleri: Navlun, hire, demurrage, bunker ve “lien on subfreights / cargo” klozları

5.1 Neden kloz gerekiyor?

Hapis hakkı, çoğu zaman yükün zilyetliğine bağlıdır. Oysa charterparty ilişkilerinde donatanın en büyük riski şudur: Kiracı (charterer) navlunu/hire’ı ödemez, ama yük konişmento hamiline teslim edilmek zorundadır; donatanın yük üzerinde fiili kontrolü sınırlanır. Bu nedenle klasik charterparty metinlerinde donatan lehine:

  • Cargo lien (yük üzerinde),

  • Subfreight lien (alt navlunlar üzerinde),

  • Sub-hire lien (alt kira üzerinde),

  • bazen de bunkers advanced / disbursements için lien
    klozları görülür.

Türkiye’de bu klozların değeri, özellikle uluslararası tahkim (LMAA vb.) bağlantılı dosyalarda “acil teminat” yaratmak bakımından büyüktür.

5.2 Subfreight lien nasıl çalışır?

Mantık basittir: Donatan, kiracının üçüncü kişilerden tahsil edeceği navlun/hire bedelinin kendisine yönlendirilmesini ister. Bunu pratikte iki unsur taşır:

  1. Charterparty’de açık lien klozu,

  2. Üçüncü kişiye (ör. shipper/consignee/forwarder) zamanında bildirim (notice) ile “navlunu/hire’ı kiracıya değil donatana ödeyin” talimatı.

Burada en büyük hata, bildirimin gecikmesi ve navlunun üçüncü kişi tarafından zaten kiracıya ödenmiş olmasıdır. Ödeme gerçekleştiyse, lien pratik gücünü kaybeder.

5.3 Bunker alacakları için “lien” ile “arrest” ayrımı

Bunker tedarikçisi çoğu zaman yükün zilyedi değildir; hapis hakkıyla “yük tutma” imkanı bulunmaz. Buna karşılık bunker, TTK 1352’de deniz alacağı sayılan “geminin işletilmesi… için sağlanan yakıt” kalemi kapsamında değerlendirildiğinden, alacaklı açısından gemi ihtiyati haczi (ship arrest) yolu sıkça gündeme gelir.
Bu noktada “lien” kelimesi pratikte yanlış kullanılır: Bunker supplier çoğu zaman “lien” değil “arrest” tehdidiyle tahsilat sağlar.


6) “Diğer lien/hapis” alanları: Müşterek avarya, kurtarma, liman masrafları ve konteyner ekipmanı

6.1 Müşterek avarya ve kurtarma payları

TTK 1201’in sistematiği içinde müşterek avarya ve kurtarma alacakları, hapis hakkının kapsamı ve kullanılacağı eşya miktarı bakımından ayrıca önem taşır.
Pratikte P&I/average adjuster süreçleri tamamlanmadan yük teslimi istenebilir; bu nedenle taşıyanlar çoğu kez “average guarantee / cash deposit” mekanizmalarını, hapis hakkı tehdidiyle birlikte işletir.

6.2 Liman/terminal masrafları ve “kimin borcu” tartışması

Liman masrafları, rıhtım ücreti, karantina masrafları gibi kalemler, bazı sözleşmelerde taşıyana yüklenir; bazılarında charterer/consignee’a. “Lien” stratejisi kurarken ilk soru da budur: Bu kalem sözleşmeye göre kimin borcu?
Yanlış borçluya yöneltilen hapis hakkı, hem ticari zararı büyütür hem de kötüye kullanım iddiası doğurabilir.

6.3 Konteyner/ekipman uyuşmazlıkları: Detention/demurrage ile lien ilişkisi

Konteyner detention/demurrage alacakları çoğu kez tarifeye ve sözleşmeye dayanır. Bu alacakların “yük üzerinde hapis hakkı”yla teminat altına alınıp alınamayacağı, somut sözleşme zincirine ve TTK 1203/1204 filtresine takılır (consignee muhatap ise özellikle).
Pratikte taşıyanlar bu kalemlerde de “teslim etmeme” baskısını denese de, uyuşmazlık çıktığında karşı taraf genellikle TTK 1202 mekanizmasını çalıştırıp çekişmeli tutarı yatırarak yükü alır.


7) Türkiye’de uygulama stratejisi: Hangi alacakta hangi araç?

Aşağıdaki “hızlı karar matrisi” çoğu dosyada iş görür:

7.1 Yük/zilyetlik sizdeyse

  • Navlun/demurrage/masraf: TTK 1201 hapis hakkı (yükü teslim etmeme)

  • Uyuşmazlık çıkarsa: TTK 1202 ile depo/teminat karşılığı teslim

  • Consignee devredeyse: TTK 1203–1204 filtresiyle kalemleri daralt

7.2 Yük sizde değilse ama gemi Türkiye’deyse

  • Bunker, kumanya, bakım-onarım, liman masrafları vb.: TTK 1352 deniz alacağı ise gemi ihtiyati haczi düşün

  • TTK 1353: deniz alacağı için yalnız ihtiyati haciz; başka “seferden men/tedbir” talep edilemez

7.3 Charterparty’de subfreight/sub-hire akışı varsa

  • Lien klozu + üçüncü kişiye hızlı notice + ödeme yönlendirme
    (gecikme olursa pratik değer düşer)


8) En sık yapılan kritik hatalar (ve dosyayı zayıflatan detaylar)

  1. Belge zincirini okumadan hapis hakkı kullanmak: Consignee’a karşı hangi kalem için hapis hakkı kullanılabileceği TTK 1204 ile sınırlıdır.

  2. Orijinal konişmento kontrolü yapmadan teslimi durdurmak: Özellikle “to order” B/L’lerde yanlış kişiyi muhatap almak, daha büyük tazminat riskine dönüşür.

  3. Teslim sonrası 30 günü kaçırmak: TTK 1201’in teslim sonrası başvuru penceresi pratikte çok kıymetlidir; süre kaçarsa araç gider.

  4. Bunker alacağını “lien” sanmak: Çoğu bunker dosyasında doğru araç “deniz alacağı–gemi ihtiyati haczi”dir.

  5. Hapis hakkını ölçüsüz kullanmak: Alacağı teminat altına alacak kadar eşya üzerinde kullanma ilkesi göz ardı edilirse, “kötüye kullanım” ve ticari zararın büyümesi iddiası güçlenir.


9) Uygulamaya dönük mini kontrol listesi (alacaklı için)

A) Yük sizdeyse (cargo lien)

  • Alacak kalemlerini sözleşme/konişmento maddesiyle eşleştir.

  • Consignee muhatap ise TTK 1203–1204 kapsamını tek tek kontrol et.

  • Yazılı ihtar/notice + teslim şartı (ödeme/teminat) belirle.

  • Uyuşmazlık çıkarsa TTK 1202 kapsamında depo/teminat süreçlerini hızlandır.

B) Gemi Türkiye’deyse (arrest)

  • Alacağın TTK 1352’de “deniz alacağı” olup olmadığını kontrol et (bunker/tedarik kalemi dahil).

  • Yetki/görev ve teminat dinamiklerini dosya başında planla (arrest hızlı ama masraflı bir yol olabilir).

  • Karşı taraf teminat verirse haczin kaldırılması senaryosunu öngör.

C) Subfreight/sub-hire lien

  • Charterparty lien klozunu netleştir.

  • Üçüncü kişiye ödeme yönlendirme bildirimini geciktirme.

  • Ödeme yapıldıysa alternatif tahsilat yoluna geç.


Sonuç

“Alıkoyma (lien)” hakları, denizcilikte tahsilatın gerçek motorudur; ama yalnızca doğru hukukî kategoriye oturtulursa. Türkiye’de:

  • Navlun sözleşmesinden doğan alacaklarda taşıyanın yük üzerinde hapis hakkı TTK 1201 ile net biçimde tanınır; teslim sonrası 30 günlük başvuru penceresi ve üçüncü kişi gönderilene karşı sınırlamalar dosyanın kaderini belirler.

  • Bunker ve geminin işletilmesine ilişkin tedarik alacaklarında çoğu zaman pratik yol “lien” değil, TTK 1352 kapsamındaki deniz alacağına dayanarak geminin ihtiyati haczidir.

  • Charterparty’deki subfreight/sub-hire lien klozları ise doğru bildirim ve zamanlama ile güçlü bir tahsilat aracı olabilir; gecikirse etkisi dramatik biçimde düşer.

Leave a Reply

Call Now Button