Single Blog Title

This is a single blog caption

ALMANYA’DA OTURUM- SINIR DIŞI (Abschiebung) RİSKİ

Almanya’da sınır dışı (Abschiebung) riski hangi kararlarda doğar? BAMF ve Ausländerbehörde kararlarına karşı dava ve acil başvuru yolları; AsylG §74–§75 süreleri; §80 Abs. 5 VwGO ve §123 VwGO ile geçici hukuki koruma; §60 AufenthG kapsamındaki geri gönderme yasağı ve §11 AufenthG yeniden giriş yasağı.

Sınır Dışı (Abschiebung) Riski: İtiraz, Dava ve Geçici Hukuki Koruma

Almanya’da sınır dışı riskiyle karşı karşıya kalmak, çoğu dosyada “zamanla yarış” demektir. Çünkü idare (Ausländerbehörde) veya Federal Göç ve Mülteciler Dairesi (BAMF) tarafından verilen bazı kararlar, kısa dava süreleri ve otomatik olarak yürütülebilirlik (yani dava açsanız bile deportasyonun durmaması) sonucunu doğurabilir. Bu yüzden doğru adım; “hangi karara karşı hangi yola, hangi süre içinde ve hangi geçici koruma aracıyla” gidileceğini ilk günden netleştirmektir.

Bu yazıda, Almanya hukukunda sınır dışı (Abschiebung) riskinin ne zaman doğduğunu; itiraz/dava seçeneklerini; özellikle de geçici hukuki koruma (Eilrechtsschutz) mekanizmalarını pratik bir mantıkla açıklıyoruz.

Not: Aşağıdaki bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır; her dosyanın detayına göre strateji değişir.


1) “Abschiebung” nedir? Hangi işlemler sınır dışı sayılır?

Almanya uygulamasında “ülkeden çıkarma” farklı kavramlarla karşınıza çıkabilir:

  • Abschiebung (sınır dışı / deportasyon): Kişinin “ülkeyi terk yükümlülüğü” (Ausreisepflicht) icra edilebilir hale geldiyse ve gönüllü çıkış süresi tanınmadıysa ya da tanınan süre bitti ise, idare zorla çıkarma yoluna gidebilir. Bu genel çerçeve AufenthG §58’de kurulur. (Gesetze im Internet)
  • Abschiebungsandrohung (sınır dışı tehdidi): İdarenin, deportasyon öncesi kişiye “gönüllü çıkış için süre” vererek sınır dışı tehdidinde bulunmasıdır. Bu mekanizma AufenthG §59’da düzenlenir. (Gesetze im Internet)
  • Abschiebungsanordnung (deportasyon emri): Bazı istisnai hallerde (ör. belirli Dublin kararları veya özel güvenlik riskleri), “tehdit ve süre” aşaması farklılaşabilir; AsylG §34a veya AufenthG §58a gibi hükümler devreye girebilir. (Dejure)

Bu ayrımlar kritik; çünkü dava süresi, davayla birlikte deportasyonun durup durmaması ve hangi tür acil başvuru yapılacağı, çoğu kez kararın türüne göre belirlenir.


2) Sınır dışı riski ne zaman “gerçek” hale gelir?

2.1. İcra edilebilir çıkış yükümlülüğü (vollziehbare Ausreisepflicht)

AufenthG §58, deportasyonun ön koşullarını “icra edilebilir çıkış yükümlülüğü” merkezinde kurar. Yani kişi hakkında ülkeden ayrılma yükümlülüğü kesinleşmiş ve icra edilebilir hale geldiyse; ayrıca gönüllü ayrılış için süre verilmemişse ya da süre dolmuşsa deportasyon gündeme gelir. (Gesetze im Internet)

Uygulamada bu noktaya en sık şu yollardan gelinir:

  • Oturum izninin reddi/uzatılmaması ve verilen süre içinde çıkış yapılmaması,
  • BAMF’ın asıl veya sonraki başvuruyu reddetmesi ve kararın yürütülebilir hale gelmesi,
  • Dublin kapsamında başka AB ülkesine “transfer/overstaying” süreçleri.

2.2. “Tehdit” yazısı (Androhung) ve süreler

Klasik durumda deportasyon, 7 ila 30 gün arasında uygun bir gönüllü çıkış süresi verilerek “tehdit edilir” (Abschiebungsandrohung). Bu süre aralığı AufenthG §59’da açıkça yer alır ve 2024’te yürürlüğe giren düzenlemelerle hükmün yapısında önemli değişiklikler olduğunu eyalet uygulama notları da vurgular. (Gesetze im Internet)

Ancak iltica/asıl koruma dosyalarında süreler bambaşka olabilir:

  • “Açıkça dayanaksız” (offensichtlich unbegründet) veya “kabul edilemez” (unzulässig) gibi ret türlerinde bir haftalık süreler ve buna bağlı acil başvuru zorunlulukları doğabilir. (Dejure)

3) Riskin kaynağı: Hangi kararı aldınız? (Dosya okuma şeması)

Sınır dışı riskinde en sık görülen “karar setleri” şunlardır:

3.1. BAMF kararı + deportasyon mekanizması

BAMF kararlarında genellikle şu kombinasyonlardan biri çıkar:

  1. “Basit dayanaksız” ret + deportasyon tehdidi (Abschiebungsandrohung)
    Bu tür dosyalarda genel dava süresi çoğu zaman iki haftadır (AsylG §74). (Gesetze im Internet)
  2. “Açıkça dayanaksız” ret (offensichtlich unbegründet) + bir haftalık çıkış/acele süreç
    Bu senaryoda, mahkemeden geçici koruma istemek için çok kısa süreler devreye girer; Bundestag bilim servisi notu, AsylG §36 kapsamındaki bir haftalık Eilrechtsschutz mantığını ve mahkemenin bu aşamada nasıl bir ölçüt aradığını ayrıntılandırır.
  3. Dublin kararı / kabul edilemezlik + AsylG §34a kapsamında “deportasyon emri”
    Burada “tehdit ve süre” kurgusu farklı çalışır; ayrıca dava açmak çoğu kez tek başına yetmez, §80 Abs. 5 VwGO kapsamında acil başvuru gerektirir. Bundestag notu bu noktada “klage” ve “Eilantrag” sürelerinin bazı durumlarda bir haftaya indiğini açıkça anlatır.

3.2. Ausländerbehörde işlemleri: Oturum reddi, geri alma, sınır dışı hazırlığı

İltica dosyası dışında (ör. aile birleşimi, çalışma oturumu, öğrenci oturumu) idare işlemleri farklı yollar doğurabilir. Burada “itiraz” (Widerspruch) yolunun mevcut olup olmadığı eyalete ve işlem türüne göre değişebilse de, çoğu kritik senaryoda pratik hedef şudur:

  • Ana davayı doğru dava türüyle (iptal/edim davası) açmak,
  • Bu dava deportasyonu otomatik durdurmuyorsa §80 Abs. 5 VwGO ile yürütmenin durdurulmasını mahkemeden istemek,
  • İdare işlemi “yok” ama fiilî deportasyon riski varsa §123 VwGO ile geçici düzenleme talep etmek. (Gesetze im Internet)

4) Süreler: “Kritik takvim” (En sık yapılan hata)

Sınır dışı dosyalarında en ağır sonuç doğuran hata, süreyi kaçırmaktır. İltica kararlarında AsylG §74 ana çerçeveyi kurar: genel kural olarak dava süresi iki hafta; fakat bazı hallerde (Eilantrag’ın bir hafta içinde verilmesi gereken haller) dava süresi de bir haftaya iner. (Gesetze im Internet)

Ayrıca AsylG §75, “davanın otomatik olarak yürütmeyi durdurmadığı” kuralını ortaya koyar; bu yüzden birçok dosyada, dava açmanın yanında geçici hukuki koruma başvurusunun yapılması hayati olur. (Dejure)

Özet risk cümlesi: Bazı dosyalarda, mahkeme ana davada henüz karar vermemişken dahi deportasyon mümkün olabilir; bu nedenle “dava + acil başvuru” ikilisi birlikte düşünülmelidir.


5) Dava yolları: İptal davası, edim davası ve doğru “hedef”

5.1. İptal davası (Anfechtungsklage) – kararın kaldırılması

Bir idari işlemle doğrudan karşı karşıyaysanız (ör. deportasyon tehdidi, Dublin transfer emri, ret kararıyla bağlantılı deportasyon hükümleri), çoğu kez iptal davası gündeme gelir. Bu davanın mantığı: “idari işlemin hukuka aykırı olduğu ve kaldırılması gerektiği”.

5.2. Edim/tespit bileşeni (Verpflichtung/Leistung) – koruma statüsünün verilmesi

İltica dosyalarında yalnız “iptal” değil; kimi zaman “koruma statüsü verilmesi / yeniden değerlendirme” gibi taleplerle birleşen dava tipleri görülür. Bu nedenle dilekçenin talep sonucunu doğru kurmak, dosyanın kaderini belirler.

Pratik: Almanya idari yargısında “dava türü seçimi” teknik bir meseledir; yanlış kurulan talep, doğru argümanları dahi etkisiz bırakabilir.


6) Geçici hukuki koruma: Sınır dışıyı “şimdilik” durdurmanın yolları

Sınır dışı riskinde asıl kritik enstrüman, çoğu dosyada ana davadan önce veya ana dava ile birlikte istenen geçici hukuki korumadır.

6.1. §80 Abs. 5 VwGO – Yürütmenin durdurulması / askıya alma

VwGO §80, idari işlemlere karşı açılan davaların “askı etkisi” (aufschiebende Wirkung) meselesini düzenler; bazı hallerde bu etki ya kanunen yoktur ya da idarece kaldırılmıştır. Bu durumda mahkemeden “askı etkisinin tesisini/yeniden kurulmasını” istemek için klasik yol §80 Abs. 5 VwGO başvurusudur. (Gesetze im Internet)

İltica dosyalarında bu yol çok sık devreye girer; örneğin Dublin kararlarında Bundestag notu, §80 Abs. 5 VwGO ile acil başvurunun uygulanışını ve süre mantığını açıklar.

6.2. §123 VwGO – Geçici tedbir / geçici düzenleme

Bazen ortada klasik anlamda “iptali istenecek” bir işlem bulunmaz; ama fiilî bir işlem (ör. alınma, transfer hazırlığı) kişiyi geri dönülmez zarara sürükleyebilir. Bu hallerde VwGO §123, mahkemenin geçici bir düzenleme yapabilmesini sağlar. (Gesetze im Internet)

NRW Adalet’in bilgilendirme notu, §123 başvurularında genellikle tam bir delil yargılaması yapılmadığını; başvuranın iddialarını inandırıcı şekilde ortaya koymasının (glaubhaft machen) beklendiğini vurgular. (justiz.nrw)

6.3. Mahkeme acil başvuruda neye bakar?

Acil başvurularda mahkemeler çoğu zaman:

  • Dosyayı “özet inceleme” ile değerlendirir,
  • Başarı şansını ve menfaat dengesini tartar,
  • Telafisi güç zarar riskine ağırlık verir.

Özellikle AsylG §36 bağlamında Bundestag notu, mahkemenin bazı dosyalarda “ciddi şüphe” eşiğine benzer şekilde daha sıkı bir ölçüt aradığını; sıradan/soyut şüphelerin yeterli olmadığını ifade eder.


7) Savunma eksenleri: Hangi argümanlar dosyayı taşır?

Sınır dışı dosyasında her şey “ülkede kalmak istiyorum” cümlesiyle başlamaz; mahkeme ve idare, hukuki kategoriye göre ikna edilir. En sık kullanılan ve hukukî dayanağı güçlü eksenler:

7.1. Geri gönderme yasağı / koruma engelleri (§60 AufenthG)

AufenthG §60, belirli koşullarda sınır dışı yasağını (Abschiebungsverbote) düzenler; örneğin işkence/ölüm cezası riski, ciddi insan hakları ihlali ihtimali gibi durumlar bu eksende tartışılır. (Dejure)

Dosyada “ülkeme gidersem risk var” demek tek başına yetmez; riskin somutlaştırılması, ülke raporları, geçmiş olaylar, sağlık raporları, tehdit belgeleri gibi materyallerle desteklenmesi gerekir.

7.2. Aile hayatı, çocuk yararı, sağlık engelleri

BVerwG’nin 22.05.2025 tarihli karar özetinde; sınır dışı tehdidinin (Abschiebungsandrohung) kurulabilmesi için, deportasyona karşı engel teşkil edebilecek çocuk yararı, aile bağları ve sağlık durumunun da değerlendirilmesi gerektiği vurgulanır. (bverwg.de)

Bu, uygulamada şu anlama gelir:

  • Çocukların eğitim düzeni, velayet ilişkileri, ebeveyn-çocuk bağı,
  • Eş/partner birlikteliği ve fiilî aile yaşamı,
  • Sağlık sorunu varsa “nitelikli rapor” standardı
    dosyanın ana omurgasına dönüştürülebilir.

7.3. Duldung (geçici erteleme) – “deportasyon mümkün değil” hattı

Eğer deportasyon fiilen/hukuken gerçekleştirilemiyorsa, Duldung (AufenthG §60a) devreye girebilir. Ancak Duldung oturum izni değildir; yine de acil başvurularda “neden şimdi deportasyon yapılamaz?” sorusuna güçlü yanıt üretir. (Gesetze im Internet)

7.4. “Einreise- und Aufenthaltsverbot” (yeniden giriş/kalış yasağı) riski

Sınır dışı işlemleri sadece o günün problemi değildir; çoğu dosyada deportasyonla birlikte veya deportasyona bağlı olarak yeniden giriş ve kalış yasağı gündeme gelir. AufenthG §11 bu alanın temel normudur ve yasağın belirli bir süreyle sınırlandırılması (befristung) mantığını içerir. (Buzer)

Bundestag notu da, bazı BAMF kararlarında deportasyon tehdidiyle birlikte bu yasağın süresine dair değerlendirmenin yapılabildiğini aktarır.


8) Ek risk alanı: Sınır dışı gözaltısı / tutma (Abschiebungshaft)

Bazı dosyalarda idare “kaçma riski” veya süreci güvenceye alma gerekçesiyle Abschiebungshaft yoluna gidebilir. AufenthG §62, sınır dışı gözaltısının “ölçülülük” (daha hafif tedbirle amaç sağlanabiliyorsa gözaltı olmaz) ve “en kısa süre” ilkesiyle sınırlandığını açıkça düzenler; ayrıca çocuklar ve çocuklu aileler açısından çok istisnai bir çerçeve çizer. (Dejure)

Bu tür dosyalarda hızlı hukukî müdahale hem özgürlük hakkı hem de deportasyonun engellenmesi bakımından kritik hale gelir.


9) Uygulamada “ilk 48 saat” stratejisi (Genel çerçeve)

Sınır dışı tehdidi veya deportasyon emri tebliğ edildiğinde, pratikte şu adımlar dosyanın omurgasını kurar:

  1. Karar türünü netleştirme: BAMF mı, Ausländerbehörde mi? “Androhung” mu “Anordnung” mu? (Bu ayrım süreyi belirler.) (Gesetze im Internet)
  2. Süre hesabı: Tebliğ tarihine göre AsylG §74 ve ilgili özel hükümler (ör. §36, §34a) üzerinden son gün tespiti. (Sozialgesetzbuch)
  3. Ana dava + acil başvuru mimarisi: Dava askı etkisi doğurmuyorsa, eş zamanlı §80 Abs. 5 VwGO veya gerekirse §123 VwGO. (Dejure)
  4. Delil seti: Kimlik/ikamet belgeleri, aile bağları, çocukların okul evrakı, sağlık raporları, risk belgeleri, entegrasyon kanıtları. (Acil aşamada “inandırıcılık” önemli.) (justiz.nrw)
  5. Yeniden giriş yasağı ve sonraki sonuçlar: §11 kapsamındaki yasağın süresi/etkisi ve buna dönük ayrı hukuki değerlendirme. (Buzer)

10) Sık sorulan sorular

“Dava açtım, yine de sınır dışı ederler mi?”

Bazı dosyalarda evet. AsylG §75, iltica kararlarında davanın çoğu durumda otomatik askı etkisi doğurmadığını belirtir; bu nedenle acil başvuru (Eilantrag) çok kez zorunludur. (Dejure)

“Bir haftalık süre nereden çıkıyor?”

AsylG §74, normalde iki haftalık dava süresi kuralını koyarken; Eilantrag’ın bir hafta içinde verilmesi gereken hallerde dava süresinin de bir haftaya indiğini açıkça düzenler. (Sozialgesetzbuch)

“Dublin dosyasında ‘tehdit’ yok, doğrudan gönderirler mi?”

Dublin kapsamında AsylG §34a ile “deportasyon emri” gündeme gelebilir; Bundestag notu, bazı Dublin kararlarında önceden tehdit/süre aşamasına gerek olmadığı ve bu dosyalarda acil başvurunun önemini açıklar.


Sonuç

Almanya’da sınır dışı riskini yönetmek, yalnız “dilekçe yazmak” değildir: karar türünü doğru okumak, süreyi kaçırmamak, ana dava ile birlikte doğru geçici koruma aracını işletmek ve dosyayı somut delille taşımak gerekir. Özellikle iltica ve Dublin dosyalarında, dava açmak tek başına çoğu zaman yeterli olmaz; §80 Abs. 5 VwGO veya §123 VwGO çerçevesinde acil başvuru, fiilen “ülkede kalmanın” ana anahtarı haline gelir. (Gesetze im Internet)


 

Leave a Reply

Call Now Button