Single Blog Title

This is a single blog caption

İnternetten Verilen Hizmetlerde (SaaS, Platformlar) Yetkili Ülke Mahkemesi Tartışmaları

İnternetten Verilen Hizmetlerde (SaaS, Platformlar) Yetkili Ülke Mahkemesi Tartışmaları

SaaS ürünleri, pazar yerleri, uygulama mağazaları, içerik/abonelik platformları ve benzeri “internetten verilen hizmetlerde” uyuşmazlık çıktığında ilk kavga çoğu zaman hangi ülke mahkemesinin yetkili olduğudur. Çünkü taraflar farklı ülkelerde olabilir, hizmet bulut altyapısında sunulur, ödeme başka ülkede tahsil edilir ve sözleşme de çoğu zaman “tıkla-kabul et” şartlarıyla kurulmuştur. Bu tablo, hem Türk mahkemelerinde milletlerarası yetki itirazlarını hem de sözleşmedeki yetki şartı (forum seçimi) tartışmalarını gündeme getirir.

1) Sözleşmedeki “yetkili mahkeme” kaydı her zaman son söz değildir

Platformların kullanım koşullarında sıklıkla “X ülkesinin mahkemeleri yetkilidir” veya “yalnızca X şehri mahkemeleri” gibi hükümler yer alır. B2B ilişkilerde (özellikle iki tarafın da tacir olduğu ve şartın açık/öngörülebilir olduğu hallerde) bu tür yetki şartları çoğu zaman daha güçlüdür. Buna karşılık tüketici konumundaki kullanıcılar bakımından, yabancı mahkemeyi zorunlu kılan kayıtlar; zayıf tarafı koruyan düzenlemeler ve haksız şart değerlendirmesi nedeniyle pratikte etkisini kaybedebilir. Kısacası; “Terms of Service yazdı” demek, her dosyada otomatik olarak yabancı mahkemeye gitmek anlamına gelmez.

2) “İfa yeri” internet hizmetlerinde nasıl belirlenir?

Klasik sözleşmelerde ifa yeri nispeten nettir; oysa SaaS’ta hizmet, sunucu nerede olursa olsun kullanıcıya çevrim içi erişim olarak sağlanır. Mahkeme yetkisi tartışmalarında şu olgular önem kazanır:

  • Kullanıcının/abonenin yerleşim yeri ve hizmetten fiilen yararlandığı ülke,
  • Ödemenin yapıldığı banka/ödeme kuruluşu, fatura adresi ve vergisel kayıtlar,
  • Hizmetin Türkiye’ye yöneltildiğini gösteren dil, fiyatlandırma, destek hattı, Türkiye’de pazarlama, yerel domain/uzantılar,
  • Hesap açılışı, onay e-postaları, IP oturum kayıtları, teslim edilen dijital içerik/erişim logları.

Bu veriler, uyuşmazlığın “Türkiye ile bağlantısı”nı somutlaştırır ve yetki itirazı geldiğinde elinizi güçlendirir.

3) Haksız fiil iddialarında “zararın gerçekleştiği yer” argümanı

Siber saldırı, veri ihlali, hesabın kapatılmasıyla ticari kayıp, itibar zedelenmesi, rekabet ihlali veya içerik kaldırma gibi senaryolarda davacı taraf çoğu kez sözleşmeden değil haksız fiilden hareket eder. İnternet bağlamında “zararın gerçekleştiği yer” tartışması, zarar görenin faaliyet gösterdiği ülkeye ve etkinin ortaya çıktığı pazara kayar. Türkiye’de müşteri kaybı, Türkiye’deki erişimin engellenmesi, Türkiye’deki gelirlerin kesilmesi gibi unsurlar, Türk mahkemelerinde yetki temelini kuvvetlendirebilir.

4) Tahkim, veri ve acil koruma tedbirleri: pratik strateji

Birçok platform sözleşmesi mahkeme yerine tahkim öngörür. Tahkim kaydı varsa, yetki tartışması “mahkeme mi tahkim mi” eksenine taşınır. Davacı açısından kritik nokta şudur: Tahkim/mahkeme tartışması sürerken bile delillerin korunması (log kayıtları, hesap hareketleri, yazışmalar) ve tahsil riskine karşı geçici koruma (uygun hallerde tedbir/haciz) stratejik değer taşır. Davalı bakımından ise şeffaf sözleşme yapısı, açık bilgilendirme, kullanıcı segmentasyonu (tüketici–ticari kullanıcı ayrımı) ve Türkiye’ye yöneltme unsurlarının yönetimi, yetki riskini belirleyen faktörlerdendir.

Sonuç olarak internet hizmetlerinde yetkili ülke mahkemesi tartışmaları, tek bir “sunucu nerede?” sorusuna indirgenemez. Sözleşme şartı, tarafların sıfatı, hizmetin Türkiye’ye yöneltilip yöneltilmediği ve zararın Türkiye’de gerçekleşip gerçekleşmediği; dosyanın kaderini belirleyen ana başlıklardır.

 

Leave a Reply

Call Now Button