Single Blog Title

This is a single blog caption

Sağlık Turizmi ve Yabancı Hastaların Hakları: Türkiye’de Estetik Yaptıran Yabancıların Tazminat Hakları URL Slug

Türkiye’de estetik işlem yaptıran yabancı hastaların tazminat hakları, görevli mahkeme, uygulanacak hukuk, yetki, deliller ve uluslararası sorumluluk rejimi.

Sağlık Turizmi ve Yabancı Hastaların Hakları

Türkiye’de Estetik Yaptıran Yabancıların Tazminat Hakları ve Uluslararası Sorumluluk

Türkiye, son yıllarda estetik cerrahi, diş tedavileri, saç ekimi, göz operasyonları ve ortopedik girişimler başta olmak üzere “sağlık turizmi” alanında güçlü bir çekim merkezi hâline geldi. Ancak bu büyüme, beraberinde çok net bir ihtiyacı da büyüttü: yabancı hastaların bilgilendirilmesi, güvenli hizmet standardı ve hatalı/eksik uygulamalarda tazminat mekanizmalarının etkin işletilmesi.

Bu yazıda; Türkiye’de estetik işlem yaptıran yabancı hastanın hangi hukuki dayanaklarla tazminat talep edebileceğini, davanın kime karşı ve hangi mahkemede açılacağını, uygulanacak hukuk ve yetki meselesini (uluslararası boyutuyla), delil stratejisini ve sağlık turizminde kurumsal sorumluluk zincirini pratik bir çerçevede ele alıyorum.


1) Sağlık turizmi artık “sadece klinik” meselesi değil: Yönetmelik ve sistem altyapısı

Sağlık turizmi faaliyetleri, Türkiye’de yalnızca hekim–hasta ilişkisiyle sınırlı değil; sağlık tesisi, aracı kuruluş, organizasyon, tanıtım/vaatler, veri işleme, şikâyet yönetimi gibi başlıkları da kapsayan idari ve hukuki bir ekosistem.

Bu ekosistemin ana omurgalarından biri, Uluslararası Sağlık Turizmi ve Turistin Sağlığı Hakkında Yönetmeliktir. 26 Nisan 2025 tarihli düzenleme ile önceki yönetmelik yürürlükten kaldırılmış, sağlık turizmi faaliyetlerinde yetkilendirme/denetim/organizasyon süreçleri yeniden kurgulanmıştır.

Bu yönetmelik çerçevesinde öne çıkan pratik sonuç şudur:
Yabancı hastaya hizmet sunan sağlık tesisleri ve aracı kuruluşların belirli sistemlere entegre olması, kayıt/izlenebilirlik/şikâyet yönetimi gibi süreçleri işletmesi beklenir. Sağlık turizmi alanında “yetki belgesi” ve sistem kayıtları, ileride çıkabilecek uyuşmazlıklarda sadece idari değil, aynı zamanda ispat ve sorumluluk bakımından da belirleyici hâle gelir. (HealthTürkiye portal üyeliği ve süreçleri uygulamada özellikle önemlidir.)

Ayrıca sağlık hizmetlerinin tanıtım ve bilgilendirme faaliyetleri bakımından da özel kurallar vardır. Sağlık alanında yapılan reklam/öncesi-sonrası görselleri/garanti vaadi/“kesin sonuç” söylemi gibi içerikler, hem idari yaptırımlara hem de özel hukuk sorumluluğuna zemin hazırlayabilir.

Sonuç: Yabancı hastanın mağduriyeti doğduğunda, uyuşmazlık çoğu zaman “yalnızca doktor hatası” değildir; çoğu dosyada kurumsal zincir vardır ve bu zincir doğru kurulursa tazminat tahsili ciddi ölçüde kolaylaşır.


2) Yabancı hasta Türkiye’de hangi temel haklara dayanır?

Yabancı hasta, Türkiye’de sağlık hizmeti alırken “hasta” sıfatıyla temel hasta haklarından yararlanır. Hasta hakları mevzuatı; bilgilendirilme, rıza/onam, mahremiyet, güvenli hizmet, başvuru-şikâyet-dava hakkı gibi çekirdek hakları tanımlar.

Özellikle estetik işlemlerde kritik olan üç hak:

(i) Aydınlatılmış onam (bilgilendirme ve rıza)

Estetik girişimler “sonuç beklentisi” yüksek işlemler olduğu için, aydınlatma yükümlülüğünün ihlali sık görülür. Yabancı hastada risk şudur: dil bariyeri nedeniyle onam metni imzalatılır ama gerçekte neye rıza gösterildiği anlaşılmamıştır.

Bu yüzden pratikte şu belgeler hayatîdir:

  • Onam formu (hasta dilinde veya güvenilir tercüme ile)

  • Risk ve komplikasyon listesi

  • İşlemin kapsamı, teknik yöntemi, revizyon ihtimali

  • Alternatif tedavi seçenekleri

  • İyileşme süresi ve “normal/olağan” sayılan sonuçlar

Onamın “kâğıt üzerinde” değil, anlaşılarak alınması gerekir; aksi hâlde sorumluluk ağırlaşır.

(ii) Doğru bilgilendirme – yanıltıcı vaat yasağı

Saç ekimi/estetik operasyonlar gibi alanlarda pazarlama dilinin abartılı kullanımı çok yaygın. “%100 sonuç”, “iz kalmaz”, “ağrısız”, “tek seansta kesin çözüm” gibi iddialar; sonuç gerçekleşmediğinde ayıplı hizmet / sözleşmeye aykırılık / haksız fiil temelli tazminat taleplerini büyütür.

(iii) Başvuru–şikâyet–dava hakkı

Yabancı hasta, hak ihlalinde Türkiye’de başvuru/şikâyet/dava yollarına gidebilir. Bu hak, hasta hakları düzenlemelerinde açıkça tanınır.


3) Türkiye’de estetik yaptıran yabancı, kime karşı tazminat talep edebilir?

Sağlık turizminde tazminat stratejisi “tek muhatap” mantığıyla değil, sorumluluk haritası ile kurulmalıdır. Tipik muhataplar:

A) Hekim

Hekim, tıbbi standartlara uygun davranma ve özen yükümlülüğü altındadır. Estetik işlemlerde uygulama hatası, yanlış endikasyon, yanlış teknik, yetersiz takip, komplikasyon yönetiminde ihmal gibi hâller doğrudan hekim sorumluluğu doğurur.

B) Özel hastane/klinik (sağlık tesisi)

Çoğu uyuşmazlıkta asıl tahsil kabiliyeti yüksek taraf burasıdır. Hastane/klinik; organizasyon, personel seçimi, sterilizasyon, ekipman, post-op takip sistemi, kayıt düzeni gibi alanlarda kurumsal kusur ile sorumlu olabilir.

C) Aracı kuruluş / sağlık turizmi acentesi / organizatör

Yabancı hasta çoğu zaman kliniğe doğrudan değil, aracı kuruluş üzerinden gelir. Paket; transfer-otel-tercüman-hastane koordinasyonu şeklinde satılır. Bu modelde aracı kuruluşun:

  • Yanıltıcı vaatleri,

  • Yanlış yönlendirmesi,

  • Sözleşmede vaat edilen hizmeti sağlamaması,

  • Şikâyet yönetimini işletmemesi
    gibi nedenlerle sorumluluğu gündeme gelebilir. Sağlık turizmi yönetiminde aracı kuruluşların rolü ayrıca düzenlenmiştir.

D) Tanıtım ajansı / sosyal medya üzerinden satış yapan yapı

Uygulamada “klinikle ilgisi yok” denilerek sorumluluktan kaçılmaya çalışılır. Oysa vaat–satış–yönlendirme zinciri iyi delillendirilirse, bu yapıların da sorumluluğu tartışılabilir (en azından haksız fiil/aldatıcı beyan bağlamında).

Pratik öneri: Davayı kime karşı açacağınızı belirlerken, yalnız “kim hata yaptı?” değil, kim tahsil edilebilir ve kim zincirin içinde?” sorusunu esas alın.


4) Görevli mahkeme ve yargı yolu: Her sağlık davası aynı yerde görülmez

4.1. Özel hastane/özel klinik – tüketici mahkemesi ekseni

Türkiye’de özel hastanelerde sunulan teşhis ve tedavi hizmetlerinden doğan birçok uyuşmazlıkta, Yargıtay uygulamasında hastanın “tüketici” olarak değerlendirildiği ve tüketici mahkemelerinin görevli kabul edildiği örnek kararlar vardır.

Estetik işlemler bakımından bu yaklaşım daha da baskındır; çünkü estetik girişimler çoğu zaman “hizmet” niteliğinde tüketici işlemi olarak ele alınır. Bu yaklaşım, uyuşmazlığın tüketici hukuku araçlarıyla (ayıplı hizmet, seçimlik haklar, tüketici lehine yorum, vb.) yürütülmesine imkân verir.

Not: Dosyanın özelliklerine göre görev tartışması çıkabilir. Bu nedenle dava stratejisinde “görev itirazı riskini” baştan yönetmek gerekir.

4.2. Kamu hastanesi/üniversite hastanesi – idari yargı ekseni

Hizmet kamu kurumu tarafından sunulmuşsa, uyuşmazlık çoğu zaman idari yargıda “tam yargı davası” hattına oturur. Yabancı hasta açısından da bu ayrım değişmez. (Bu yazıda ağırlık sağlık turizmi/özel sektör olduğu için detaylandırmıyorum; somut olaya göre ayrıca değerlendirilmelidir.)


5) Uluslararası boyut: Uygulanacak hukuk ve yetki meselesi (MÖHUK)

Yabancı hasta dosyalarında iki kritik soru çıkar:

  1. Hangi ülkenin hukuku uygulanacak?

  2. Hangi ülkenin mahkemesi yetkili?

Türkiye’de bu sorular, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK) çerçevesinde değerlendirilir.

5.1. Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi

MÖHUK, genel yaklaşım olarak Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisinin, iç hukuktaki yer itibariyle yetki kurallarına göre belirleneceğini kabul eder.

Bu ne demek?
Yabancı hasta Türkiye’de dava açacaksa, çoğu senaryoda “hizmetin ifa edildiği yer”, “davalının yerleşim yeri”, “tüketicinin lehine özel yetkiler” gibi iç hukuk yetki kurallarının uluslararası yetkiye de yansıması gündeme gelir.

5.2. Yetki anlaşması (sözleşmede “şu ülke mahkemesi yetkilidir” maddesi)

Sağlık turizmi sözleşmelerinde sıkça “X ülke mahkemeleri yetkilidir” veya “tahkim” maddeleri görüyoruz. MÖHUK m.47, yabancılık unsuru taşıyan borç ilişkilerinde belirli şartlarla yetki anlaşmasına alan tanır.

Ancak tüketici niteliği taşıyan ilişkilerde, yetki ve uygulanacak hukuk maddeleri tüketici aleyhine olacak şekilde kullanılamaz. Bu nedenle, sırf sözleşmeye “Türkiye dışı mahkeme” yazıldı diye her dosya otomatik olarak Türkiye dışına çıkmaz; madde içerikleri, tüketici koruması ve somut olayın bağlantılarıyla birlikte değerlendirilir.

5.3. Uygulanacak hukuk: Sözleşme mi, haksız fiil mi?

  • Eğer ilişki “hizmet sözleşmesi / tüketici sözleşmesi” ekseninde kuruluyorsa, MÖHUK’un sözleşmelere ilişkin hükümleri gündeme gelir.

  • Eğer olay “haksız fiil” olarak kurgulanıyorsa, farklı bağlantı noktaları önem kazanır (fiilin işlendiği yer, zararın meydana geldiği yer gibi).

  • Pratikte çoğu sağlık turizmi dosyası hem sözleşmeye aykırılık hem haksız fiil iddiasını birlikte taşır. Bu, talep kalemlerinin genişletilmesini sağlar.


6) Yabancı hastanın tazminat kalemleri: Neleri isteyebilir?

Estetik işlem uyuşmazlıklarında tazminat çoğu zaman yalnız “bedel iadesi” değildir. Başlıca kalemler:

A) Maddi tazminat

  • Operasyon/tedavi bedeli (tamamı veya ayıp oranında)

  • Revizyon ameliyatı giderleri

  • İlaç, kontrol, pansuman, bakım giderleri

  • Ek konaklama/ek uçuş masrafları

  • Çalışamama nedeniyle gelir kaybı (özellikle iş gücü kaybı ispatı güçlü ise)

  • Kalıcı iz/şekil bozukluğu varsa geleceğe dönük ekonomik kayıplar

B) Manevi tazminat

Estetik işlemlerde görünüm değişikliği, öz güven kaybı, sosyal hayatta etkilenme, mahremiyet ihlali gibi başlıklar manevi tazminatın zeminini oluşturur.

C) Psikolojik zarar ve travma

Depresyon, anksiyete, sosyal fobi, travma sonrası stres gibi tablolar; psikiyatri raporları ve düzenli tedavi kayıtlarıyla desteklenirse tazminat hesabında etkili olur (özellikle manevi tazminatın ağırlığını artırır).


7) Zamanaşımı: Yabancı hasta dosyalarında en sık kaçırılan alan

Yanlış tedavi/ayıplı hizmet iddialarında zamanaşımı hesabı “tek bir madde” ile yapılmaz; davanın hukuki niteliğine göre değişir.

  • Haksız fiil temelli taleplerde TBK m.72: zarar ve sorumluyu öğrenmeden itibaren 2 yıl; her hâlde fiilden itibaren 10 yıl.

  • Sözleşme temelli taleplerde genel kural olarak TBK m.146: aksine hüküm yoksa 10 yıl.

Sağlık turizmi dosyasında çoğu kez “öğrenme tarihi” tartışmalıdır: Hasta ülkeden döndükten sonra komplikasyon gelişir, başka doktor “hatalı yapılmış” der, rapor alınır… Bu yüzden tıbbi kayıtların kronolojisi ve “ilk öğrenme” anı doğru kurgulanmalıdır.


8) Delil stratejisi: Yabancı hasta davayı nasıl kazanır?

Bu dosyalar “duygu” ile değil, belge ile kazanılır. Sağlık turizminde en güçlü deliller:

  1. Tıbbi kayıtlar: epikriz, ameliyat notu, hemşire gözlem formları, laboratuvar, görüntüleme.

  2. Öncesi–sonrası fotoğraf/video (tarih bilgisiyle).

  3. Yazışmalar: WhatsApp/Instagram/Email konuşmaları, vaat edilen sonuçlar.

  4. Fatura ve ödeme kayıtları: paket bedeli, ek masraflar, kart ekstresi.

  5. Tercüman/rehber kaydı: kim çevirdi, ne anlatıldı, onam nasıl alındı?

  6. Uzman görüşü ve bilirkişi: Türkiye’de çoğu dosya bilirkişi raporuyla şekillenir.

  7. Reklam/tanıtım içerikleri: web sitesi, sosyal medya postları, “garanti” söylemleri (tanıtım mevzuatı açısından da etkili olabilir).

Özel not: Yabancı hastaların “dosya talep etme” konusunda çekingen kalması sık görülen bir hatadır. Oysa tıbbi kayıtlar olmadan malpraktisi ispat etmek çok zorlaşır.


9) Yabancı hastanın Türkiye’de dava açarken karşılaşabileceği özel konu: Teminat (cautio judicatum solvi)

MÖHUK m.48 uyarınca, Türk mahkemesinde dava açan yabancı gerçek/tüzel kişiden, yargılama giderleri ve karşı tarafın muhtemel zararlarını karşılamak üzere teminat istenebilir; karşılıklılık varsa muafiyet gündeme gelebilir. Adalet Bakanlığı’nın bilgilendirmelerinde bu çerçeve açık şekilde yer alır.

Bu, yabancı hastanın “dava açamaz” anlamına gelmez; ama finansal planlama ve dosya yönetimi açısından baştan bilinmelidir.


10) Sağlık turizminde “sigorta” gerçeği: Tahsil kabiliyeti açısından neden önemli?

Tıbbi kötü uygulamaya ilişkin zorunlu mali sorumluluk sigortasında teminat limitleri 2025’te güncellenmiştir. Resmî düzenlemelerde, her durumda sözleşme kapsamında ödenecek toplam tazminat üst sınırının 9.000.000 TL’yi aşamayacağı ve risk gruplarına göre olay başı limitlerin belirlendiği görülür.

Bu bilgi iki açıdan kritiktir:

  1. Tahsil stratejisi: Sadece hekime dava açmak yerine, kurumsal sorumluluğu da dahil etmek çoğu zaman daha doğru olur.

  2. Sulh müzakeresi: Sigorta teminatı, uzlaşma masasında dosyayı hızlandırabilir.


11) Sık Sorulan Sorular

“Ben yabancıyım, Türkiye’de dava açabilir miyim?”

Evet. Yabancı hasta, Türkiye’de aldığı hizmet nedeniyle Türkiye’de dava açabilir. Ancak teminat gibi usul konuları gündeme gelebilir.

“Klinik sözleşmeye ‘yabancı ülke mahkemesi yetkili’ yazmış. Yine de Türkiye’de dava açabilir miyim?”

Somut olaya göre değişir. Yetki anlaşmaları MÖHUK m.47 kapsamında değerlendirilir; tüketici niteliği ve kamu düzeni boyutu ayrıca ele alınır.

“Estetik işlemde dava hangi mahkemede?”

Uygulamada özel hastane/özel klinik kaynaklı birçok dosyada tüketici mahkemesi görevli kabul edilebilmektedir.


12) Sonuç: Sağlık turizminde tazminatın anahtarı doğru hukuki kurgu + güçlü delildir

Türkiye’de estetik yaptıran yabancı hastaların tazminat hakları, doğru kurgulandığında etkili biçimde korunabilir. Bu korumanın temel taşları şunlardır:

  • Uyuşmazlığı tüketici/sözleşme/haksız fiil ekseninde doğru nitelendirmek,

  • Sorumluları tek kişiyle sınırlamayıp zinciri kurmak,

  • Zamanaşımını doğru hesaplamak,

  • Tıbbi kayıtlar ve yazışmalarla ispatı güçlendirmek,

  • Uluslararası yetki/uygulanacak hukuk ve teminat gibi konuları en baştan planlamak.

Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; somut olayın belgeleri ve ülke bağlantıları görülmeden kesin hukuki görüş yerine geçmez.

Leave a Reply

Call Now Button