SGK Rücu Davası (5510/76) | Doktora Rücu ve Malpraktis Sigortası
SGK’nın Doktora Rücu Davası ve Özel Sigorta Şirketlerinin Sorumluluğu
SGK’nın doktora rücu davası hangi şartlarda açılır? 5510/76 kapsamı, zamanaşımı, görevli mahkeme, sigorta şirketine doğrudan dava ve malpraktis sigortası limitleri.
1) SGK “Rücu” Ne Demektir? Sağlık Hukukunda Neden Kritik?
Rücu; bir kurumun (burada Sosyal Güvenlik Kurumu’nun) yaptığı ödeme ve giderleri, zarardan sorumlu kişiye geri döndürmek üzere talep etmesidir. Sağlık hukuku tazminat dosyalarında rücu konusu genellikle şu kalemlerde karşımıza çıkar:
-
SGK’nın sağlık hizmeti giderleri (tedavi, ilaç, yatış, operasyon vb.),
-
İş kazası/meslek hastalığında gelir bağlanması veya yapılan ödemeler,
-
Bazı dosyalarda uzayan tedavi nedeniyle artan giderler.
Özellikle tıbbi kötü uygulama (malpraktis) iddiasında; hasta zarar görürken SGK da (genel sağlık sigortası kapsamında) belirli giderleri üstlenebilir. Bu noktada “SGK bu giderleri doktordan/hastaneden isteyebilir mi?” sorusu gündeme gelir. Cevap: Belirli şartlarla evet—ve bunun ana dayanaklarından biri 5510 sayılı Kanun m.76’dır.
2) SGK’nın Doktora Rücu Davası: Dayanak ve Mantık
2.1. 5510/76 Ne Söylüyor? (Özet Mantık)
5510 sayılı Kanun’un 76. maddesi, genel sağlık sigortalısına (ve bakmakla yükümlü olduklarına) karşı kasıt, suç sayılır hareket veya görevi yapmama/ihmal nedeniyle SGK’nın sağlık hizmeti sunmasına ya da tedavi süresinin uzamasına sebep olduğu mahkeme kararıyla tespit edilen üçüncü kişilere, Kurumun yaptığı sağlık hizmeti giderlerinin tazmin ettirileceğini düzenler.
Buradaki “üçüncü kişi” kavramı, somut olayın yapısına göre hekim, özel hastane, tıbbi merkez, diğer sağlık personeli veya bazı durumlarda sağlık hizmet sunucusu olabilir. Doktor açısından kritik nokta şudur: Malpraktis iddiası çoğu dosyada ceza hukuku boyutuna da temas eder (ör. taksirle yaralama/öldürme değerlendirmeleri). 5510/76’nın “suç sayılır hareket” ifadesi, uygulamada rücu iddiasının kurulmasında önemli bir eşiktir.
2.2. “Mahkeme kararıyla tespit” şartı ne anlama gelir?
5510/76 açık biçimde, rücu sorumluluğunun mahkeme kararıyla tespit edilmesini arar.
Pratikte bu “tespit” şu yollarla ortaya çıkabilir:
-
Ceza yargılamasında kusur/fiil niteliğinin belirginleşmesi,
-
Hukuk yargılamasında (tazminat davasında) kusur ve illiyetin tespiti,
-
Dosyaya göre bilirkişi raporları + mahkemenin kabulü.
Bu şart, SGK’nın “sırf şikâyet var” diye değil; yargısal bir tespitle rücuya dayanmasını hedefler.
2.3. SGK hangi kalemleri ister?
5510/76 bağlamında odak, SGK’nın yaptığı sağlık hizmeti giderleri ve tedavi uzamasına bağlı giderlerdir.
Dosyaya göre (özellikle iş kazası/meslek hastalığı bağlantısı varsa) 5510 m.21 ve üçüncü kişi sorumluluğu hükümleri de devreye girebilir.
3) İş Kazası / Meslek Hastalığı Dosyalarında “Üçüncü Kişi” Olarak Hekim ve 5510/21 Bağlantısı
İş kazası veya meslek hastalığı halinde SGK’nın rücu mekanizması daha geniş çalışır. 5510 m.21’de; bazı durumlarda işverenin, bazı durumlarda üçüncü kişinin sorumluluğu ve Kurumun yaptığı ödemelerin rücu edilebilmesi düzenlenir. Özellikle üçüncü kişinin kusuru halinde Kurumun belirli ödemeleri ve bağlanan gelirin belirli kısmını üçüncü kişilere rücu edebilmesi, uygulamada önemlidir.
Sağlık hukuku bağlamında bu şu senaryoda öne çıkar: İş kazası geçiren sigortalının tedavisi sırasında tıbbi hata ile zarar büyürse, SGK’nın giderleri artabilir ve hekim/hastane üçüncü kişi olarak rücu tartışmasının içine girebilir. Burada her dosyanın dinamiği farklıdır; illiyet ve kusur tartışması belirleyicidir.
4) Görevli Mahkeme, Yetki ve Usul: SGK Rücu Davası Nerede Açılır?
4.1. Görevli mahkeme
5510 sayılı Kanun m.101, bu Kanunun uygulanmasından doğan uyuşmazlıklarda İş Mahkemelerini görevli kılar (iş mahkemesi olmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesi iş mahkemesi sıfatıyla).
Bu nedenle SGK’nın 5510’a dayalı rücu davalarında görev yönünden iş mahkemesi ekseni güçlüdür.
4.2. Zamanaşımı: SGK rücu davasında “10 yıl” kuralı
5510 m.93; Kurumun bu Kanuna dayanarak açacağı tazminat ve rücu davalarının 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğunu, başlangıcın ise:
-
rücu konusu gelir/aylıklar için Kurum onay tarihi,
-
masraf ve ödemeler için masraf/ödeme tarihi
olduğunu düzenler.
Bu, uygulamada çok kritik bir savunma ve strateji başlığıdır: “Hangi ödeme ne zaman yapıldı? Hangi onay tarihi esas?” Dosya kalem kalem ayrıştırılmadan doğru zamanaşımı analizi yapılamaz.
5) SGK Rücu Davasında İspat: Dosyayı Kazandıran 3 Ana Eksen
-
Kusur (tıbbi standarttan sapma var mı?)
-
İlliyet bağı (zarar ve SGK gideri, iddia edilen fiilin sonucu mu?)
-
Mahkeme tespiti (5510/76 için kritik eşik)
Bu üçlü, sağlık dosyalarında çoğu zaman bilirkişi raporları üzerinden şekillenir. Önerilen yaklaşım:
-
Tüm tıbbi kayıtların eksiksiz celbi (epikriz, ameliyat notu, onam formu, hemşire gözlem, konsültasyon vb.),
-
Adli Tıp/uzman bilirkişi incelemesi,
-
Gider kalemlerinin SGK kayıtlarıyla netleştirilmesi (ne ödendi, ne zaman ödendi),
-
Ceza dosyası varsa, kusur ve fiil niteliğine dair tespitlerin çapraz okunması.
6) Özel Sigorta Şirketlerinin Sorumluluğu: Malpraktis Sigortası ve “Doğrudan Dava” Meselesi
Sağlık hukukunda tazminat denince, “doktor/hastane öder” klişesi çoğu dosyada eksik kalır. Çünkü modern sistemde zarar, çoğu zaman sigorta teminatı içinde karşılanır. Bu başlık iki katmanlıdır:
-
Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (malpraktis zorunlu sigortası)
-
TTK kapsamında sorumluluk sigortalarında zarar görenin doğrudan dava hakkı
6.1. Malpraktis zorunlu sigortasında teminat limiti (güncel eşik)
7 Ağustos 2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan değişiklikle, tıbbi kötü uygulamaya ilişkin zorunlu mali sorumluluk sigortasında sözleşme kapsamında ödenecek tazminatın 9.000.000 TL’yi aşamayacağı ve düzenlemenin 1/11/2025 tarihinde yürürlüğe gireceği belirtilmiştir.
Bu bilgi uygulamada iki kritik sonuç doğurur:
-
Büyük zarar dosyalarında “limit dışı kalan kısım” için hekim/kurum riski sürer.
-
Sigortaya ihbar, poliçe dönemi ve olay tarihi eşleştirmesi hayati hale gelir.
6.2. Zarar gören sigorta şirketine doğrudan dava açabilir mi?
Türk Ticaret Kanunu’nda sorumluluk sigortalarında, zarar görene sigortacıya karşı doğrudan talep/dava imkânı tanıyan düzenleme bulunur (TTK m.1478).
Bu, özellikle hastanın/zarar görenin tahsil kabiliyetini güçlendirir: Davalı yalnızca hekim/hastane değil, şartları varsa sigorta şirketi de olabilir.
Uygulama notu: Doğrudan davada dahi poliçe şartları, limit ve teminat dışı haller tartışma konusu olabilir. Ancak “tazminatın fiilen tahsili” açısından bu yol ciddi avantaj sağlar.
7) SGK, Sigorta Şirketine de Yönelebilir mi?
Bu soru pratikte çok sorulur:
“SGK rücu davasını hekime açıyor; peki sigorta teminatı varken SGK doğrudan sigortacıya gidebilir mi?”
Burada iki yaklaşım görülür:
-
Dar yaklaşım: TTK m.1478’teki “zarar gören” kavramı, doğrudan fiilden zarar gören kişiyi ifade eder; SGK ise “ödeyen kurum”dur, bu nedenle doğrudan dava hakkı tartışmalıdır.
-
Geniş yaklaşım (halefiyet mantığıyla): SGK, kanuni rücu/halefiyet mantığıyla zarar görenin talep hakkına belirli ölçüde “geçebilir” ve bu kapsamda sigortacıya yönelme argümanı kurulabilir.
Somut olayın yapısı, poliçe türü, davanın dayanağı (5510/76 mı, iş kazası rücuu mu, başka bir mekanizma mı?) ve Yargıtay içtihadının yönü belirleyicidir. Bu nedenle “tek cümlelik kesin cevap” yerine, dosya bazlı strateji gerekir.
8) Hasta (Zarar Gören) Açısından Yol Haritası: Yanlış Mahkeme/Usul Hatası Dosyayı Bitirir
Bu yazının odağı SGK rücu olsa da, sağlık tazminat dosyalarının diğer yüzü şudur: Zarar görenin açacağı dava yanlış zeminde açılırsa süreç uzar.
-
Özel hastane/özel sağlık hizmeti birçok senaryoda tüketici ilişkisi tartışmalarına açık olduğundan, usul planı önemlidir.
-
Tüketici mahkemelerinde görülen uyuşmazlıklarda dava açmadan önce arabulucuya başvuru, 6502 sayılı Kanun m.73/A ile dava şartı olarak düzenlenmiştir.
Dolayısıyla aynı olayda:
-
Hasta → hekim/hastane/sigorta şirketi hattında tazminat davası,
-
SGK → hekim/hastane/üçüncü kişi hattında rücu davası
paralel ilerleyebilir. Usul ve süre yönetimi profesyonel dosya planı ister.
9) Sık Sorulan Sorular
1) SGK doktora rücu davası açabilir mi?
Evet; özellikle 5510 m.76’da sayılan şartlar (kasıt/suç sayılır hareket/görevi yapmama-ihmal + mahkeme tespiti) varsa SGK, yaptığı sağlık giderlerini üçüncü kişiden talep edebilir.
2) SGK rücu davası hangi mahkemede açılır?
5510’dan doğan uyuşmazlıklarda görevli mahkeme kural olarak İş Mahkemesidir.
3) SGK rücu davasında zamanaşımı kaç yıl?
Kurumun tazminat ve rücu davaları için 10 yıl zamanaşımı öngörülür; başlangıç masraf/ödeme veya Kurum onay tarihine göre belirlenir.
4) Malpraktis sigortasında azami ödeme limiti nedir?
2025 değişikliğiyle sözleşme kapsamında ödenecek tazminatın 9.000.000 TL’yi aşamayacağı ve düzenlemenin 1/11/2025’te yürürlüğe girdiği belirtilmiştir.
5) Zarar gören sigorta şirketine doğrudan dava açabilir mi?
Sorumluluk sigortalarında zarar görene sigortacıya karşı doğrudan talep/dava imkânı tanıyan düzenleme mevcuttur (TTK m.1478).
6) SGK rücu davasında “mahkeme tespiti” şartı neden önemli?
5510/76, rücu için üçüncü kişinin fiilinin Kurumun sağlık hizmeti sağlamasına/tedavinin uzamasına sebep olduğunun mahkeme kararıyla tespitini arar.
7) Tüketici mahkemesinde malpraktis davası açmadan önce arabuluculuk zorunlu mu?
Tüketici mahkemelerinde görülen uyuşmazlıklarda dava açmadan önce arabulucuya başvuru, 6502 m.73/A ile dava şartıdır.
Sonuç: Bu Dosyalarda “Kazanmak” Hukuki Dayanaktan Çok, Strateji ve Kayıt Yönetimidir
SGK’nın doktora rücu davaları; 5510/76’nın şartları, mahkeme tespiti, gider kalemlerinin ispatı, zamanaşımı başlangıcı ve sigorta teminatının doğru yönetimi üzerinden kazanılır ya da kaybedilir. Aynı olayın hasta tarafındaki tazminat davası ise ayrıca usul (arabuluculuk/mahkeme görevi) ve sigortacıya yönelme başlıklarını içerir