Devlet Hastanesinde Hata Nedeniyle Tam Yargı Davası (İdarenin Sorumluluğu)
Sağlıkta İdarenin Sorumluluğu (Tam Yargı Davaları): Devlet Hastanesinde Hata Nedeniyle Tazminat Süreci, Hizmet Kusuru ve Dava Yol Haritası
Devlet hastanesinde tıbbi hata veya hizmet aksaklığı nedeniyle tazminat nasıl istenir? Hizmet kusuru nedir, idareye başvuru ve tam yargı davası süreleri, deliller, mahkeme süreci ve tazminat kalemleri bu rehberde.
1) Neden “idare” sorumlu olur? (Kamu hastanesinde tazminatın mantığı)
Devlet hastaneleri, üniversite hastanelerinin kamu tüzel kişiliği kapsamında sunduğu hizmetler ve Sağlık Bakanlığı’na bağlı kurumların sağlık hizmeti sunumu “kamu hizmeti” niteliğindedir. Bu nedenle, zarar doğuran olay bir “kamu hizmetinin yürütülmesi” sırasında ortaya çıktığında, tazminat sorumluluğu çoğu durumda idareye yönelir.
Anayasa, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğunu açıkça düzenler. Aynı maddede idarenin her türlü eylem ve işlemine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtilir.
Ayrıca kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davalarının “ancak idare aleyhine” açılabileceği de Anayasa’da yer alır.
Bu yaklaşım, pratiğe şu şekilde yansır:
-
Hastaya zarar veren eylem, kamu hastanesinin organizasyonu/işleyişi/denetimi/tedavi süreci ile bağlantılı ise, tam yargı davası ile idareden tazminat istenir.
-
İdare öderse, şartları varsa ilgili personele rücu (geri dönme) edebilir; hasta açısından muhatap temel olarak idaredir. Bu mantık 657 sayılı Kanun’da da “personel aleyhine değil, ilgili kurum aleyhine dava açılır” şeklinde açıkça ifade edilir.
2) “Hizmet kusuru” nedir? Sağlıkta idarenin sorumluluğunun anahtarı
İdarenin tazmin sorumluluğu çoğu kez hizmet kusuru kavramı üzerinden kurulur. Hizmet kusuru; tek bir hekimin “kişisel hatasından” daha geniş bir çerçevede, hizmetin kuruluşu, düzenlenmesi, personeli, ekipmanı, denetimi ve işleyişindeki aksaklıklar nedeniyle ortaya çıkan bozuklukları kapsar. Danıştay Dergisi’nde yer alan çalışmada sağlık hizmetindeki hizmet kusuru; gerekli talimatın verilmemesi, gözetim/denetimin yapılmaması, araçların yetersizliği, tedbirlerin alınmaması, geç veya vakitsiz hareket edilmesi gibi aksaklıklar olarak açıklanır.
Hizmet kusurunun klasik türleri (sağlık örnekleriyle)
Danıştay öğretisi ve uygulamasında hizmet kusuru genelde üç başlıkta somutlaşır:
-
Hizmetin kötü işlemesi: Ameliyat sırasında yabancı cisim unutulması, yanlış taraf cerrahisi, sterilizasyon/uygun ekipman eksikliği, tetkiklerin hatalı yapılması gibi.
-
Hizmetin geç işlemesi: Acil müdahalede makul olmayan gecikme, sevk zincirinin işletilmemesi, yoğun bakım yatağı/ambulans organizasyonundaki gecikme gibi.
-
Hizmetin hiç işlememesi: Acil hastaya hiç müdahale edilmemesi, gerekli branş hekiminin/ekibin hiç sağlanmaması, sevkin hiç yapılmaması gibi.
Buradaki kritik nokta şudur: Kamu hastanesinde yaşanan her olumsuz sonuç otomatik olarak “tazminat” doğurmaz. İdarenin sorumluluğu için genellikle şu üçlü bağ aranır:
-
Hizmet kusuru (aksaklık/eksiklik/bozukluk),
-
Zarar (maddi/manevi),
-
İlliyet bağı (kusur ile zarar arasında uygun nedensellik).
3) Komplikasyon mu, malpraktis mi? “Aydınlatılmış onam” ve sınır çizgisi
Sağlık hizmetleri doğası gereği risk içerir. Bazen tüm özen gösterilse bile istenmeyen sonuç doğabilir. Bu noktada “komplikasyon” ile “hizmet kusuru/malpraktis” ayrımı davanın kaderini belirler.
Danıştay Dergisi’ndeki bir örnekte; komplikasyon niteliğindeki istenmeyen sonuçta idarenin tazmin sorumluluğundan söz edebilmek için hizmet kusurunun varlığı ve sağlık hizmetinin sunumunda eksiklik olması gerektiği vurgulanır; ayrıca aydınlatılmış onamın alındığı durumlarda hizmet kusurundan söz etmenin her olayda mümkün olmayabileceği değerlendirilir.
Pratik çıkarım:
-
Sadece “sonuç kötü oldu” demek yetmez.
-
Kötü sonucun öngörülebilir ve önlenebilir bir hizmet aksaklığından doğduğunu gösterebilen delil kurgusu gerekir.
-
Onam formu tek başına “her şeyi kapatmaz”; ama idarenin savunmasında sık kullanılan bir argümandır. Bu nedenle onamın içeriği, imza zamanı, hastanın bilgilendirilme kalitesi gibi ayrıntılar önemlidir.
4) Tam yargı davası nedir? (İdari yargıda “tazminat davası”)
İdari Yargılama Usulü Kanunu’nda (İYUK) tam yargı davası; idari eylem ve işlemler nedeniyle kişisel hakları doğrudan ihlal edilenler tarafından açılan dava türü olarak tanımlanır.
Devlet hastanesinde hata nedeniyle çoğu olay “idari eylem” niteliğinde değerlendirilir: tedavinin uygulanması, sevk edilmemesi, acilde gecikme, ameliyat süreci, organizasyon eksikliği vb. Bu yüzden sürecin başlangıcında idareye başvuru şartı çoğu dosyada belirleyicidir.
5) Süreç nasıl işler? (İdareye başvuru → cevap/zimni ret → dava)
A) İdareye başvuru zorunluluğu ve süreler (İYUK m.13)
İYUK m.13’e göre idari eylemlerden hakları ihlal edilenlerin, dava açmadan önce eylemi öğrendikleri tarihten itibaren 1 yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren 5 yıl içinde ilgili idareye başvurmaları gerekir.
Bu başvuru kısmen/tamamen reddedilirse, tebliği izleyen günden itibaren; cevap verilmezse 60 günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde dava açılabilir.
B) Dava açma süresi (genel kural: 60 gün – İYUK m.7)
İYUK m.7, özel kanunda farklı süre yoksa idare mahkemelerinde dava açma süresinin 60 gün olduğunu belirtir.
Bu 60 gün; çoğu pratikte, idarenin ret yazısının tebliğinden veya 60 günlük “cevapsız kalma” (zımni ret) süresinin bitiminden itibaren işletilir.
C) İdari işlem de varsa: iptal + tam yargı seçenekleri (İYUK m.12)
Bazen idarenin açık bir “ret işlemi” olur ya da idari bir karar zararın parçasıdır. Bu durumda ilgililer:
-
Doğrudan tam yargı davası,
-
İptal ve tam yargı davalarını birlikte,
-
Önce iptal davası açıp, kararın tebliğinden sonra tam yargı
seçeneklerine sahip olabilir.
Hızlı kontrol listesi (süre kaçırmamak için):
-
Olayı ve zararı “öğrendiğiniz tarih”i netleştirin.
-
1 yıl/5 yıl başvuru penceresini kaçırmayın.
-
Ret/zimni ret sonrası 60 günlük dava süresini planlayın.
6) Hangi mahkeme görevli?
Genel hatlarıyla:
-
Devlet hastaneleri ve kamu üniversite hastaneleri kaynaklı hizmet kusuru iddialarında: idari yargı / idare mahkemesi yolu baskındır (tam yargı). Bu yaklaşım, “husumetin hekime değil idareye yöneltilmesi” fikrini de besler.
-
Özel hastane/özel hekim ilişkilerinde ise çoğunlukla adli yargı (TBK çerçevesinde) devreye girer.
Sınır olaylar (ör. serbest çalışan hekim, kamu dışı faaliyet, özel muayene) somut olaya göre değişebilir; bu nedenle dosya kurgusunda ilk adım “hizmetin kamu hizmeti mi, özel ilişki mi” olduğunun doğru tespitidir.
7) Ne tür tazminatlar istenebilir? (Maddi + manevi kalemler)
Tam yargı davasında talep edilebilecek zararlar somut dosyaya göre değişir; ama sağlık dosyalarında sık görülen kalemler şunlardır:
Maddi tazminat (örnek kalemler)
-
Tedavi, ilaç, tıbbi malzeme, ameliyat giderleri (belgeli)
-
Rehabilitasyon/fizik tedavi giderleri
-
Bakıcı gideri, refakatçi gideri
-
Çalışma gücü kaybı, kazanç kaybı, meslekte güç kaybı
-
Sürekli sakatlık/engellilik halinde geleceğe yönelik zararlar
Manevi tazminat
-
Ağrı, elem, ızdırap, yaşam kalitesindeki düşüş
-
Bedensel bütünlüğe müdahale, psikolojik etkiler
-
Ölüm halinde yakınların manevi zararları (somut olayın koşullarına göre)
Danıştay Dergisi’ndeki değerlendirmeler, tam yargının tazminatın özel bir görünümü olduğunu ve sağlık hizmetinde kusurun genellikle “hizmet kusuru” üzerinden tartışıldığını vurgular.
8) Deliller ve dosya stratejisi: “Hizmet kusurunu” nasıl görünür kılarsınız?
Sağlık tazminat dosyasında delil, sadece “şikâyet” değildir; idare mahkemesi teknik değerlendirme yapar ve çoğu dosyada bilirkişi/uzman raporu belirleyici olur.
Pratik delil havuzu
-
Hasta dosyası: epikriz, ameliyat notu, anestezi formu, hemşire gözlem formları
-
Tetkikler: MR/BT, laboratuvar sonuçları, konsültasyon kayıtları
-
Aydınlatılmış onam formları (içerik + imza zamanı + bilgilendirme kalitesi)
-
Sevk kayıtları, ambulans kayıtları, acil triyaj saatleri
-
SGK/rapor/iş göremezlik belgeleri
-
Fatura, makbuz, ödeme dekontları (maddi zarar için)
-
Tanıklar (özellikle süreçte gecikme/ihmal/organizasyon eksikliği yaşayanlar)
Özellikle komplikasyon savunmasına karşı, “hizmetin sunumunda eksiklik” ve “illiyet” üçlüsünü kurabilen belge akışı önemlidir. Danıştay Dergisi’ndeki örnek değerlendirmede, komplikasyon–hizmet kusuru ayrımının ve onamın rolünün altı çizilmektedir.
9) Tazminat miktarı sonradan artar mı? (İYUK’ta önemli bir pratik kural)
Sağlık dosyalarında gerçek zarar bazen yargılama ilerledikçe (bilirkişi raporu, maluliyet oranı vb.) netleşir. Bu noktada İYUK m.16’da tam yargı davaları bakımından kritik bir imkan vardır: Dava dilekçesinde belirtilen miktarın, harcı ödenmek suretiyle nihai karar verilinceye kadar bir defaya mahsus artırılabileceği düzenlenmiştir.
Bu hüküm, “başlangıçta yaklaşık” yazılan maddi tazminatın dosya geliştikçe daha isabetli hale getirilmesinde ciddi avantaj sağlar. Ancak “bir defaya mahsus” olması, stratejiyi baştan doğru kurmayı gerektirir.
10) Kısa bir yol haritası: Devlet hastanesinde hata iddiasında adım adım
-
Olay kronolojisini çıkarın: tarih-saat, başvuru, müdahale, sevk, komplikasyon, kontrol randevuları.
-
Zararın belgesini toplayın: tedavi giderleri, raporlar, iş gücü kaybı, engellilik vb.
-
İdareye başvuruyu kaçırmayın: 1 yıl/5 yıl penceresi + doğru idareye başvuru.
-
Cevap/zimni ret takibi yapın: 60 gün cevap yoksa dava süresi hesaplanır.
-
Dava kurgusu: hizmet kusuru – illiyet – zarar üçlüsünü net yazın.
-
Bilirkişi aşamasına hazırlık: teknik sorular, uzman alanı, rapora itiraz stratejisi.
-
Tazminat artırım planı: tek seferlik artırım imkanını doğru zamanda kullanın.
Sık Sorulan Sorular
Devlet hastanesinde doktora mı, hastaneye mi dava açılır?
Kamu hizmeti kapsamında görevle ilgili zarar iddialarında kural olarak dava idareye yöneltilir; personel aleyhine değil ilgili kurum aleyhine dava açılması ilkesi 657 sayılı Kanun’da açıkça düzenlenmiştir. Anayasa da tazminat davalarının ancak idare aleyhine açılabileceğini belirtir.
İdareye başvurmadan dava açarsam ne olur?
İdari eylemden doğan zarar iddiasında İYUK m.13 uyarınca idareye başvuru çoğu dosyada dava şartı niteliğindedir; süresinde başvuru yapılmaması veya başvuru prosedürünün atlanması ciddi usul riskleri doğurur.
Süreler kaç gün?
İdari eylemi ve zararı öğrendiğiniz tarihten itibaren 1 yıl, her halde eylem tarihinden itibaren 5 yıl içinde idareye başvuru; ret/cevapsız kalma sonrası genel dava açma süresi çoğunlukla 60 gündür.
Komplikasyon varsa tazminat hiç alınamaz mı?
Komplikasyon tek başına tazminatı tamamen dışlamaz; ancak idarenin sorumluluğu için hizmet kusurunun varlığı ve sunumda eksiklik olup olmadığı özellikle tartışılır; onam ve süreç belgeleri bu değerlendirmede önem taşır.
Sonuç: Sağlık tazminatında “idari yargı mantığı” doğru kurulursa dosya güçlenir
Devlet hastanesinde hata iddiasıyla tazminat almak, yalnızca “şikâyet” diliyle değil; hizmet kusuru–zarar–illiyet üçlüsünü delillerle kuran, süreleri kaçırmayan ve doğru usul yolunu izleyen bir tam yargı stratejisiyle mümkündür. Anayasa’nın idarenin sorumluluğunu açıkça kabul eden çerçevesi , İYUK’un başvuru ve süre rejimi ve 657 sayılı Kanun’daki “kurum aleyhine dava” kuralı birlikte düşünüldüğünde, kamu hastanesi kaynaklı zararların idari yargıda güçlü bir kurguyla ileri sürülebileceği görülür.
Bu metin bilgilendirme amaçlıdır; somut olayın ayrıntıları (hastane türü, personel statüsü, zarar türü, zaman çizelgesi) stratejiyi değiştirebilir.