Adaletin 40 Yıllık Sabrı: Golden State Killer ve Genetik Soybilimin Hukuki Devrimi
Hukuk tarihinde bazı dosyalar vardır ki, üzerinden geçen onlarca yılın ardından “asla çözülemez” denilerek rafa kaldırılır. Ancak 2018 yılında ABD’de yaşanan bir gelişme, sadece bir seri katili yakalamakla kalmadı; aynı zamanda dünya genelindeki tüm faili meçhul dosyalar için yeni bir hukuki ve bilimsel yol haritası çizdi. 1970 ve 80’li yıllarda California’yı dehşete düşüren, ancak 40 yıl boyunca kimliği dahi tespit edilemeyen Golden State Killer’ın yakalanma süreci, modern kriminolojide bir devrim niteliğindedir.
1. Kırk Yıllık Karanlık: Seri Suçlar ve “Soğuk Dosya” Süreci
1974 ile 1986 yılları arasında California’da 13 cinayet, 50’den fazla tecavüz ve yüzlerce hırsızlık vakası yaşandı. Fail, o kadar titiz ve sistematik çalışıyordu ki, polis birimleri uzun süre bu suçların aynı kişi tarafından işlendiğini dahi anlayamadı. Medya ona “East Area Rapist” veya “Original Night Stalker” gibi isimler taktı; ancak hukuken o, 40 yıl boyunca sadece bir faili meçhul dosya numarasıydı.
Olay yerlerinden toplanan DNA örnekleri vardı, ancak bu örnekler FBI’ın suçlu veri tabanındaki (CODIS) hiçbir kayıtla eşleşmiyordu. Katil, sanki yer yarılmış da içine girmişti. Bu durum, mağdurlar için adaletin imkansız göründüğü, cezasızlık kültürünün ise sisteme galip geldiği bir tablo çiziyordu.
2. Genetik Soybilim: Hukuk ve Bilimin Yeni Silahı
2018 yılına gelindiğinde, emekli dedektif Paul Holes ve ekibi, hukuki açıdan tartışmalı ama teknik açıdan dahi bir yöntem izledi: Genetik Soybilim (Genetic Genealogy). Katilin olay yerindeki DNA profilini aldılar ve bunu suçlu veri tabanlarına değil, insanların atalarını bulmak için kullandığı halka açık sivil DNA sitelerine (GEDmatch gibi) yüklediler.
-
Soyağacı Takibi: Katilin DNA’sı doğrudan bir eşleşme vermedi, ancak uzak kuzenleriyle eşleşti. Dedektifler ve genealoglar, bu kuzenlerden yola çıkarak 1800’lere kadar uzanan devasa bir aile ağacı çıkardılar.
-
Eleme Yöntemi: Ağaçtaki binlerce kişi arasından; California’da yaşamış, suç tarihlerinde uygun yaşta olan ve eşkali uyan isimleri elediler. Sonunda tek bir isim kaldı: Joseph James DeAngelo.
3. Hukuki Boyut: Mahremiyet mi, Kamu Güvenliği mi?
DeAngelo’nun yakalanması, beraberinde çok büyük bir hukuki boyut tartışması getirdi. Hukukçular şu soruyu sormaya başladı: Polisin, suçlu olmayan sıradan vatandaşların DNA verilerini bir katili bulmak için kullanması yasal mı?
-
Özel Hayatın Gizliliği: Kişilerin kendi rızalarıyla soyağacı sitelerine yükledikleri DNA verilerinin, aile üyelerinden birini hapse göndermek için kullanılması, mahremiyet hakkı bağlamında tartışıldı.
-
AİHM ve Evrensel Hukuk Bakışı: AİHM kararları ve genel hukuk ilkeleri, genellikle yaşam hakkının korunmasını, belirli sınırlarda mahremiyet hakkının üzerinde tutar. Ancak bu vaka, “genetik gözetim” (genetic surveillance) konusunda yeni yasal düzenlemelerin yapılması gerekliliğini ortaya koydu.
4. Şaşırtıcı Gerçek: Katil Bir Polis Çıktı!
Joseph James DeAngelo yakalandığında, sistemin en büyük travmalarından biriyle yüzleşildi: Katil, cinayetleri işlediği dönemde bir polis memuruydu. Bu durum, dosyanın neden 40 yıl boyunca faili meçhul kaldığını da açıklıyordu. DeAngelo, polis tekniklerini, delil karartma yöntemlerini ve soruşturma süreçlerini içeriden bildiği için sistemin açıklarını ustaca kullanmıştı.
Bu durum, cezasızlık mekanizmasının bazen kurumların kendi içindeki denetimsizliğinden beslendiğinin acı bir kanıtı oldu. Ancak 2020 yılında yapılan yargılamada, DeAngelo 13 cinayeti ve onlarca tecavüzü itiraf ederek ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.
5. Zamanaşımı ve Adaletin Tecellisi
Golden State Killer vakasında zamanaşımı konusu da kritik bir rol oynadı. Cinayet suçlarında zamanaşımı olmasa da, birçok tecavüz davası üzerinden 30-40 yıl geçtiği için yasal süreler dolmuştu. Ancak savcılık, cinayet suçlamaları üzerinden kurduğu stratejiyle katilin ömür boyu hapse girmesini sağladı.
Bu dosya, Türkiye gibi ülkelerdeki faili meçhul dosyalar için de bir umut kaynağıdır. Gelişen DNA teknolojileri ve genetik soybilim, 90’lı yıllardan kalan veya tozlu raflarda unutulan dosyaların bir gün mutlaka aydınlatılabileceğini göstermektedir.
Sonuç: Faili Meçhullerin Sonu mu Geliyor?
John List’ten Joseph James DeAngelo’ya kadar uzanan bu vakalar serisi bize tek bir şeyi öğretiyor: Hukuk, bilimle birleştiğinde zamanın aşındırıcı etkisine karşı galip gelir. Golden State Killer davası, “kusursuz suç yoktur, sadece henüz bulunamamış delil vardır” sözünü 40 yıl sonra tescillemiştir.
Bir hukuk öğrencisi için bu vaka, delil zincirinin korunmasının ve teknolojik gelişmelere açık bir vizyonun ne kadar hayati olduğunu kanıtlar. Adalet belki bazen uyur, ama asla ölmez.