Single Blog Title

This is a single blog caption

Ticaret Mahkemesinde Görev ve Yetki: Davayı Doğru Mahkemede Açma Rehberi (6100 Sayılı HMK)

Ticaret Mahkemesinde Görev ve Yetki: Davayı Doğru Mahkemede Açma Rehberi (6100 Sayılı HMK)

  Ticari uyuşmazlıklarda davanın “haklı” olması tek başına yetmez; davayı doğru mahkemede ve doğru yerde açmak gerekir. Aksi halde dava, esasa girilmeden usulden kaybedilebilir; zaman, masraf ve stratejik avantajlar boşa gidebilir. Bu noktada ortaya görev ve yetki sorunları çıkabilir. Bu yazıda, ticaret mahkemelerinde görev (hangi mahkeme bakar?) ve yetki (hangi yer mahkemesi bakar?) ayrımını, mevzuat sistematiği içinde ve uygulamaya dönük bir bakışla ele alınacaktır.


1) Görev ve Yetki Nedir? Neden Ayrı Ayrı İncelenir?

Görev

Görev, uyuşmazlığın niteliğine göre davaya hangi tür mahkemenin bakacağını belirler. Görev kuralları kanunla belirlenir ve kamu düzenindendir.
Bu yüzden mahkeme, taraflar ileri sürmese bile görev meselesini kendiliğinden (re’sen) gözetir; yanlış görev seçimi çoğu durumda davanın seyrini doğrudan etkiler.

Yetki

Yetki, davanın hangi coğrafi yer mahkemesinde açılacağını belirler. Genel kural, davalının yerleşim yeri mahkemesidir.
Ancak kanun, sözleşme, haksız fiil, şube işlemi, taşınmaz, şirket/ortaklık ilişkileri gibi başlıklarda özel yetki veya kesin yetki kuralları da öngörür.

Kritik ayrım:

  • Görev çoğu zaman mutlak nitelikte, kamu düzeniyle bağlantılıdır.

  • Yetki ise bazı hallerde kesin (mahkeme re’sen dikkate alır), bazı hallerde kesin olmayan (itiraz edilmezse mahkeme yetkili hale gelir) olabilir.


2) Ticaret Mahkemesinin Görevi: Asliye Ticaret Mahkemesi Ne Zaman Devreye Girer?

Ticari uyuşmazlıklar bakımından temel çerçeve Türk Ticaret Kanunu (TTK) ile çizilir.

2.1. “Ticari dava” nedir?

TTK, ticari davaları iki ana eksende tanımlar:

  1. Her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve ticari nitelikte çekişmesiz işler.

  2. Tarafların tacir olup olmadığına bakılmaksızın, kanunda sayılan bazı alanlardan doğan uyuşmazlıklar (örneğin kanunda tek tek sayılan düzenlemeler/alanlar).

Uygulamada bu ayrım çoğu kez “nispi ticari dava” (iki tarafın ticari işletmesiyle bağlantı) ve “mutlak ticari dava” (kanunun ticari saydığı, taraf niteliğinden bağımsız davalar) şeklinde okunur. TTK’nın sistematiği, ticari dava tespitinde yalnızca “taraf sıfatına” değil, uyuşmazlığın kaynağına da odaklanır.

2.2. Asliye ticaret mahkemesi hangi davalara bakar?

Kural olarak, dava konusunun değerine/tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi, tüm ticari davalara ve ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir.

Bir yerde asliye ticaret mahkemesi varsa, asliye hukuk mahkemesinin görev alanına girse bile TTK m.4 uyarınca ticari sayılan işlerde görev, asliye ticaret mahkemesindedir.

2.3. Asliye ticaret–asliye hukuk ilişkisi: “iş bölümü” değil, “görev”

Mevzuat, asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğunu açıkça vurgular.
Bu tespit, uygulamada şu sonuçları doğurur:

2.2. Asliye ticaret mahkemesi hangi davalara bakar?

Kural olarak, dava konusunun değerine/tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi, tüm ticari davalara ve ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir.

Bir yerde asliye ticaret mahkemesi varsa, asliye hukuk mahkemesinin görev alanına girse bile TTK m.4 uyarınca ticari sayılan işlerde görev, asliye ticaret mahkemesindedir.

2.3. Asliye ticaret–asliye hukuk ilişkisi: “iş bölümü” değil, “görev”

Mevzuat, asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğunu açıkça vurgular.
Bu tespit, uygulamada şu sonuçları doğurur:

  • Göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır.

  • Hatalı mahkemede açılan davada “görevsizlik” gündeme gelebilir; bu, davanın daha başında stratejiyi belirler.

2.4. Bulunduğunuz yerde ticaret mahkemesi yoksa ne olur?

Asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yargı çevresinde, ticari davada görev kuralına dayanılmamış olması kendiliğinden görevsizlik sonucu doğurmaz; asliye hukuk mahkemesi davaya devam eder.
Bu hüküm, özellikle küçük yerlerde veya yargı çevresi düzenlemelerinde “ticari dava açacağım ama ticaret mahkemesi yok” endişesini pratik olarak çözer


3) Görev, Dava Şartıdır: Mahkeme Re’sen İnceler

HMK sisteminde “mahkemenin görevli olması” bir dava şartıdır.
Dava şartlarının inceleme mantığı şudur:

  • Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır.

  • Dava şartı yokluğu tespit edilirse kural olarak dava usulden reddedilir; giderilmesi mümkün bir eksiklik varsa önce kesin süre verilebilir.

Pratik sonuç:
“Görev itirazı yapılmadı, artık görev tartışılmaz” düşüncesi çoğu zaman doğru değildir. Görev kamu düzeniyle bağlantılı olduğu için mahkeme (ve kanun yolunda inceleme mercii) konuyu önüne geldiğinde değerlendirebilir.

4) Yetki Kuralları: Ticari Uyuşmazlıkta “Hangi Şehirde Dava Açılacak?”

4.1. Genel yetki: Davalının yerleşim yeri

Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek/tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir.
Tüzel kişilerde “yerleşim yeri” uygulamada çoğu kez merkez adresi (ticaret sicilindeki merkez) üzerinden değerlendirilir.

4.2. Sözleşmeden doğan ticari davalarda özel yetki: ifa yeri

Sözleşmeden doğan davalar, genel yetkiye ek olarak sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir.
Ticari hayatta bu kural, “mal teslim yeri”, “hizmetin ifa edildiği yer”, “ödeme yeri” gibi unsurlar nedeniyle davacının seçimlik yetkisini genişletebilir.

4.3. Taşınmazın aynına ilişkin uyuşmazlıklarda kesin yetki

Taşınmaz üzerindeki ayni hakka ilişkin veya ayni hak sahipliğinde değişiklik doğurabilecek davalarda, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir.
Ticari bir ilişki içinde taşınmaz boyutu varsa (ör. ipotek, ayni hak, tapu iptali/tescil niteliği) yetki değerlendirmesi “ticari dava” tespitinden bile daha belirleyici hale gelebilir.

4.4. Şube işlemleri ve şirket/ortaklık ilişkileri

  • Şubenin işlemlerinden doğan davalarda, şubenin bulunduğu yer mahkemesi de yetkilidir.

  • Özel hukuk tüzel kişilerinin ortaklık/üyelik ilişkilerinden doğan ve “ortak–şirket / üye–tüzel kişi” eksenindeki davalarda, tüzel kişinin merkezinin bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir.

Bu ikinci kural, özellikle şirket ortakları arasındaki birçok çekişmede “merkez mahkemesi”ni zorunlu kılar; yanlış yerde açılan dava usulden risk taşır.

4.5. Yetki sözleşmesi: Tacirler için stratejik araç

Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş/doğabilecek bir uyuşmazlık bakımından bir veya birden fazla mahkemeyi yetkili kılabilir.
Ancak kesin yetki hallerinde yetki sözleşmesi yapılamaz; ayrıca yazılılık ve uyuşmazlığın belirlenebilir olması gibi geçerlilik şartları aranır.


5) Yetki İtirazı Nasıl ve Ne Zaman İleri Sürülür?

Yetkide iki kategori var: kesin yetki ve kesin olmayan yetki.

  • Kesin yetkide mahkeme yetkisini yargılamanın sonuna kadar re’sen araştırır; taraflar da her zaman ileri sürebilir.

  • Kesin olmayan yetkide ise yetki itirazı, cevap dilekçesinde ileri sürülmelidir; aksi halde itiraz dikkate alınmaz.

Ayrıca HMK’ya göre “kesin yetki kuralının bulunmadığı hallerde yetki itirazı” bir ilk itirazdır.
Bu da uygulamada şu anlama gelir: Davalı, davanın esasına girmeden önce ve süresinde yetki itirazını koymak zorundadır.


6) Ticari Davalarda Dava Şartı Arabuluculuk: Görev–Yetki Analizinin Yanında “Ön Kapı”

Ticari uyuşmazlıklarda mahkemeye giden yolun başında, bazı dava türleri için dava şartı arabuluculuk bulunur. TTK’ya göre, ticari davalardan konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit, istirdat davalarında dava açmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.

Bu konu doğrudan “görev–yetki” başlığı olmamakla birlikte, pratikte aynı aşamada kontrol edilir: Doğru mahkeme + doğru yer + dava şartlarının tamamı.

7) Uygulamada Hızlı Kontrol Listesi (Dava Açmadan Önce)

Aşağıdaki sıra, pratikte hata riskini ciddi ölçüde azaltır:

  1. Uyuşmazlık ticari dava mı? (TTK m.4)

  2. Ticari ise: Asliye ticaret mahkemesi var mı? (TTK m.5)

  3. Ticaret mahkemesi–asliye hukuk ilişkisi görev ilişkisidir (TTK m.5/3)

  4. Konu para alacağı vb. ise dava şartı arabuluculuk var mı? (TTK m.5/A)

  5. Genel yetki: Davalının yerleşim yeri (HMK m.6)

  6. Özel yetki var mı?

    • sözleşme ifa yeri (HMK m.10)

    • şube işlemi (HMK m.14/1)

    • şirket/ortaklık-üyelik (HMK m.14/2 kesin yetki)

    • taşınmaz ayni hak (HMK m.12 kesin yetki)

  7. Yetki sözleşmesi var mı, geçerli mi? (HMK m.17–18)

  8. Davalıysanız: yetki itirazını cevap dilekçesinde ve usulüne uygun ileri sürdünüz mü? (HMK m.19/2 + ilk itiraz mantığı HMK m.116)

8) S

Sonuç: Görev ve Yetki, Ticari Davanın “Omurgasıdır”

Ticaret mahkemesinde görev ve yetki analizi, davanın esasından önce çözülmesi gereken stratejik bir eşiktir. Ticari dava niteliği (TTK m.4), asliye ticaretin görev alanı (TTK m.5), ticaret–asliye hukuk ilişkisinin görev ilişkisi oluşu ve yetkide genel/özel/kesin yetki ayrımı, dosyanın daha ilk adımında yönünü belirler.

Bu nedenle ticari uyuşmazlıkta “dava açma” kararı verilmeden önce, en azından yukarıdaki kontrol listesindeki başlıklar üzerinden sistematik bir değerlendirme yapılması; hem usulden kayıp riskini azaltır hem de davanın hızını ve maliyetini doğrudan etkiler.

Sık Sorulan Sorular

1) “Ticari dava” demek, mutlaka iki tarafın da tacir olması mı demek?
Hayır. TTK, bazı davaları taraf sıfatından bağımsız olarak ticari sayar; ayrıca iki tarafın ticari işletmesiyle bağlantı varsa ticari dava kabul edilebilir.

2) Ticaret mahkemesi olmayan yerde ticari dava açarsam ne olur?
Ticaret mahkemesi bulunmayan yargı çevresinde asliye hukuk mahkemesi davaya devam eder; sırf bu sebeple otomatik görevsizlik beklenmez.

3) Yanlış yerde (yetkisiz mahkemede) dava açıldıysa her zaman reddedilir mi?
Kesin yetki yoksa ve davalı süresinde yetki itirazı yapmazsa, açılan mahkeme yetkili hale gelebilir.
Kesin yetki varsa (ör. taşınmazın aynına ilişkin davalar), mahkeme bunu re’sen dikkate alır.


 Sonuç olarak ticaret mahkemesinde görev ve yetki, davanın “haklılığından” önce, yargılamanın başlayıp başlayamayacağını belirleyen temel usul eşikleridir. Uyuşmazlığın ticari dava niteliği doğru tespit edilmeden Asliye Ticaret/Asliye Hukuk ayrımı sağlıklı kurulamaz; aynı şekilde genel yetki–özel yetki–kesin yetki ayrımı yapılmadan davanın doğru yerde açılması güvence altına alınamaz. Bu nedenle dava açmadan önce TTK’ nın ticari dava rejimi ile HMK’nın yetki kuralları birlikte değerlendirilerek, varsa kesin yetki ve yetki sözleşmesi etkileri somut olaya uygulanmalı; böylece görevsizlik–yetkisizlik nedeniyle yaşanacak zaman, masraf ve hak kaybı riskleri en baştan bertaraf edilmelidir.

Leave a Reply

Call Now Button