Single Blog Title

This is a single blog caption

Tacir Sıfatının Kazanılması ve Sonuçları (TTK 11–22)

1) Tacir sıfatı neden önemlidir?

Ticari hayatta “tacir” olmak, sadece bir unvan meselesi değildir. Tacir sıfatı; iflas rejimine tabi olmayı, ticaret unvanı seçmeyi, ticaret siciline tescili, ticari defter tutmayı, ayrıca her işlemde “basiretli tacir” gibi davranma ölçüsünü beraberinde getirir. Bunlar, uyuşmazlık çıktığında davanın sonucunu doğrudan etkileyen ağır sonuçlardır.

Bu nedenle uygulamada ilk soru şudur: “Kişi/şirket gerçekten tacir midir; tacir sayılıyor mu; yoksa esnaf mıdır?

2) Ticari işletme olmadan tacir olmaz: Önce ticari işletme kavramı

Tacirliğin merkezinde ticari işletme vardır. TTK’ya göre ticari işletme; esnaf işletmesi sınırını aşan düzeyde gelir sağlamayı hedefleyen, devamlı ve bağımsız şekilde yürütülen işletmedir.

Buradan iki pratik sonuç çıkar:

  • Süreklilik yoksa (tek seferlik satış, arızi faaliyet) tacirlik tartışmalı hâle gelir.

  • Bağımsızlık yoksa (tamamen başkasına bağlı, kendi adına ve hesabına risk almayan yapı) ticari işletme vasfı zayıflar.

3) Tacir sıfatı nasıl kazanılır?

1. Kural: Ticari işletmeyi kendi adına işletmek (TTK m.12/1)

TTK açık: “Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir.”
Önemli nokta: Tacirlik çoğu durumda tescille değil, fiilen işletme faaliyetiyle doğar. Yani ticaret siciline tescil yapılmamış olsa bile, kişi işletmeyi kendi adına işletiyorsa tacir sayılabilir.

2. “Tacir sayılan” kişi: İlan/tescil ile tacir gibi sonuç doğar (TTK m.12/2)

Kanun, üçüncü kişilerin güvenliğini korumak için bir adım daha atar: Ticari işletmeyi kurup açtığını ilan eden veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan eden kişi, fiilen faaliyete başlamamış olsa bile tacir sayılır.
Uygulamada “daha açmadan ilan veren” veya “tescil ettirip piyasaya çıkan” kişi, artık tacirlik sonuçlarına katlanır.

3. “Tacir gibi sorumlu” olan: Tacir görüntüsü verip işlem yapan (TTK m.12/3)

Bir kişi, aslında hukuken var olmayan bir şirket adına “ortak” gibi işlem yapar veya ticari işletme açmış gibi davranırsa; iyi niyetli üçüncü kişilere karşı tacir gibi sorumlu olur.
Bu hüküm, piyasada “görüntüye güven” ilkesini güçlendirir: Tacir gibi davranıp avantaj sağlayan kişi, sorumluluktan kaçamaz.

4. Küçük/kısıtlı adına işletme (TTK m.13)

Küçük veya kısıtlıya ait ticari işletmeyi onun adına işleten yasal temsilci tacir sayılmaz; tacir sıfatı temsil edilene aittir. Ancak temsilci, ceza hükümlerinin uygulanması yönünden tacir gibi sorumlu tutulabilir.

5. Ticaret yapması yasak olanın durumu (TTK m.14)

Kanun veya yargı kararıyla ticaretten men edilen ya da izin/onay almadan işletme işleten kişi de tacir sayılır; ayrıca doğan hukuki/cezai/disiplin sorumluluk saklıdır.
Bu, “yasaklıydım, tacir değilim” savunmasını büyük ölçüde boşa düşürür.

6. Esnaf–tacir ayrımı (TTK m.15)

Ekonomik faaliyeti sermayesinden çok bedenî çalışmasına dayanan ve geliri kanuni sınırı aşmayan kişi esnaf sayılır. Bununla birlikte kanunun bazı tacire özgü hükümleri esnafa da uygulanır.
Uygulamada esnaf–tacir ayrımı; iflas, defter, ticari iş karinesi gibi birçok tartışmanın başlangıç noktasıdır.

7. Tüzel kişilerde tacirlik (TTK m.16)

Ticaret şirketleri (A.Ş., Ltd. vb.) ile amacına ulaşmak için ticari işletme işleten vakıf/dernekler ve bazı kamu tüzel kişileri tarafından kurulan ticari şekilde işletilen kurum/kuruluşlar da tacir sayılır.


4) Tacir olmanın sonuçları

1: Her türlü borç için iflasa tabi olma (TTK m.18/1)

Tacirin en ağır sonuçlarından biri: “Tacir, her türlü borcu için iflasa tabidir.”
Bu, ticari faaliyetin dışındaki borçlar bakımından dahi iflas riskinin gündeme gelebileceği anlamına gelir.

 2: Ticaret unvanı seçme, sicile tescil ve defter tutma yükümlülüğü (TTK m.18/1)

Tacir; kanuna uygun bir ticaret unvanı seçmek, işletmesini ticaret siciline tescil ettirmek ve gerekli ticari defterleri tutmakla yükümlüdür.
Burada “yükümlülük” sadece idari bir formalite değildir: Defterlerin tutulmaması/ibraz edilmemesi, ispat ve sorumluluk alanında ciddi sonuç doğurabilir.

3: Basiretli tacir gibi davranma (TTK m.18/2)

Tacir, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş insanı gibi hareket etmek zorundadır.
Bu ölçü, uyuşmazlıklarda tacirin “öngöremedim”, “risk hesaplayamadım” savunmalarını daraltır; sözleşme ve piyasa risklerini daha profesyonel yönetmesi beklenir.

4: Tacirler arası ihtar/ihbarın şekli (TTK m.18/3)

Tacirler arasında temerrüt, fesih, dönme gibi kritik bildirimin; noter, taahhütlü mektup, telgraf veya güvenli e-imza ile KEP üzerinden yapılması öngörülür.
Pratikte bu hüküm, “whatsapp mesajı attım, feshettim” türü iddiaları zayıflatır; usul hatası hak kaybına dönüşebilir.

5: Ticari iş karinesi (TTK m.19)

Tacirin borçlarının ticari olması asıldır; gerçek kişi tacir, işlemin ticari işletmesiyle ilgili olmadığını işlem anında açıkça bildirirse (veya işin niteliği elverişli değilse) adi borç sayılabilir. Ayrıca taraflardan yalnız biri için ticari olan sözleşme, kural olarak diğeri için de ticari iş sayılır.

Bu karine; faiz, delil, görevli mahkeme ve süreler gibi pek çok konuda “otomatik” etki yaratır.

6:Fatura ve teyit mektubunda 8 günlük itiraz kuralı (TTK m.21)

Fatura alan kişi, faturanın içeriğine 8 gün içinde itiraz etmezse içeriği kabul etmiş sayılabilir; teyit mektubunda da benzer “itiraz edilmezse kabul” yaklaşımı vardır.
Uygulamada bu düzenleme, ticari defter–fatura–yazışma üçlüsünü ispat bakımından kritik hâle getirir.

7: Tacir borçlunun “aşırı ceza/ücret indirimi” imkânının daralması (TTK m.22)

Tacir sıfatını taşıyan borçlu, TBK’daki bazı indirim hükümlerine dayanarak “aşırı ücret/ceza indirimi” talep edemez.
Bu, sözleşme pazarlığında tacirin “imza attıktan sonra” geri manevra alanını daraltır.

8: Ticari defterlerin saklanması ve uyuşmazlıkta ibrazı (TTK m.82–83)

Tacirin defter ve belgeleri belirli süre saklama yükümlülüğü vardır; uyuşmazlıklarda mahkeme tarafların ticari defterlerinin ibrazına karar verebilir.
Bu sonuç, özellikle alacak davalarında “defterini getir” aşamasında dosyanın kaderini belirleyebilir.

5) Tacir sıfatı ve görevli mahkeme

TTK m.5’e göre, aksine hüküm yoksa asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalara bakmakla görevlidir.
Tacir olunca her uyuşmazlık otomatik ticari dava olmaz; fakat TTK m.19’daki ticari iş karinesi nedeniyle tacirin işlemlerinin önemli bir kısmı ticari nitelik kazanır ve görev tartışmaları daha sık yaşanır.

Sık Sorulan Sorular

Tacir sıfatı ticaret siciline tescille mi kazanılır?
Her zaman değil. Esas ölçüt ticari işletmenin fiilen kendi adına işletilmesidir (TTK m.12/1). Ancak ilan/tescil ile fiilen başlamadan da tacir sayılma hâli vardır (TTK m.12/2).

Esnaf tacir midir?
Hayır; TTK m.15’te esnaf ayrı tanımlanır. Ancak kanunun bazı hükümleri esnafa da uygulanabilir.

Tacir olmanın en ağır sonucu nedir?
Uygulamada en ağır sonuç, tacirin her türlü borç için iflasa tabi olması ve basiretli tacir ölçütüyle daha ağır özen borcu altında değerlendirilmesidir.

Sonuç

Tacir sıfatı, ticari işletmeyi kendi adına işletmekle kazanılır; bazı hâllerde ilan/tescil ile fiilen başlamadan da tacir sayılmak mümkündür. Tacir olmanın sonucu ise “etiket” değil; iflas rejimi, ticaret unvanı–sicil–defter yükümlülükleri, basiretli tacir standardı, ticari iş karinesi ve ticari belgelerde süreli itiraz gibi çok katmanlı bir hukukî sonuç paketidir.

Leave a Reply

Call Now Button