Gemi İpoteğinde Faiz, Masraf ve Fer’iler
Gemi ipoteği, deniz ticaretinin finansmanında en sık başvurulan ayni teminat araçlarından biridir. Ancak uygulamada alacaklının “teminatım var” düşüncesi, çoğu zaman yalnızca ana para üzerinden kurulmakta; oysa kredi ilişkisinin gerçek maliyeti faiz, temerrüt faizi, takip giderleri, zorunlu koruma masrafları ve sigorta primleri gibi fer’î kalemlerle büyümektedir. Bu nedenle gemi ipoteğinin “teminat kapsamı” doğru kurulmadığında, alacaklı ipoteğe dayanarak tahsil etmeyi umduğu kalemlerin bir kısmını adi alacak konumunda takip etmek zorunda kalabilir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (“TTK”), gemi ipoteğinde teminatın kapsamını bilinçli şekilde Türk Medenî Kanunu (“TMK”) sistematiğine bağlamıştır. Nitekim TTK m. 1018, ipotekli geminin TMK m. 875/1 ve m. 876’da öngörülen alacaklar için teminat sağladığını açıkça hükme bağlar. (E-Uyar) Bu bağ, gemi ipoteğinin yalnız ana parayı değil; kanunun çizdiği sınırlar içinde faiz ve masraf kalemlerini de güvence altına aldığı anlamına gelir. Aşağıda, “faiz–masraf–fer’îler” üçlüsünün gemi ipoteği bakımından nasıl yapılandırıldığını, tescil/üst sınır mantığını ve pratik risk noktalarını akademik bir çerçevede ele alacağım.
1) Fer’î alacak ve “ikincil edim” ayrımı: Kavramsal çerçeve
Klasik rehin hukukunda “fer’îler”, ana alacağa bağlı yan kalemleri ifade eder: sözleşmesel faiz, temerrüt faizi, takip (icra) giderleri, bazı zorunlu masraflar ve kimi durumlarda sigorta ilişkisine bağlı ödemeler. Bu kalemlerin ortak özelliği, ana borç ilişkisine eklemlenerek toplam borç yükünü artırmalarıdır.
TTK’nın gemi ipoteği rejimi, fer’îlerin kapsamını iki kanaldan düzenler:
- Kural seti (TMK bağlantısı): TTK m. 1018, gemi ipoteğinin TMK m. 875/1 ve m. 876 kapsamındaki kalemlere teminat oluşturduğunu söyler.
- Tescil tekniği (gemi sicili): TTK m. 1016, faiz oranı ve “diğer ikincil edimler” kabul edilmişse bunların tutarının sicile yazılmasını zorunlu kılar.
Burada “ikincil edimler” kavramı (ör. komisyon, masraf kalemi, belirli bir sözleşmesel yan edim) önemlidir: Her fer’î kalem kendiliğinden ipotek kapsamına girmez; kimi kalemlerin sicilde görünür olması ve üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilirlik için tescil tekniği kritik rol oynar.
2) Gemi ipoteğinin teminat sağladığı çekirdek kalemler: TMK 875 ve 876’nın gemi ipoteğine uygulanması
TMK m. 875, taşınmaz rehni bakımından teminatın kapsamını “ana para, takip giderleri ve gecikme faizi, belirli ölçüde faiz” şeklinde çizer. Maddede özellikle, teminatın üç yıllık muaccel faiz ve son vadeden itibaren işleyen faizle sınırlı olduğu vurgulanır; ayrıca daha önce belirlenmiş faiz oranının sonraki hak sahiplerinin zararına artırılamayacağı belirtilir.
TMK m. 876 ise, alacaklının rehinli malın korunması için yaptığı zorunlu masraflar ile özellikle malikin borçlu olduğu sigorta primlerini ödemesi hâlinde doğan alacakların, tescile gerek olmaksızın rehinli alacak gibi güvenceden yararlanacağını düzenler.
TTK m. 1018’in açık atfı nedeniyle bu iki madde, gemi ipoteği bakımından “çekirdek güvence paketi”ni oluşturur:
- Ana para
- Takip giderleri ve gecikme (temerrüt) faizi
- Kanunun öngördüğü ölçüde faiz (özellikle muaccel olmuş üç yıllık faiz ve son vadeden itibaren işleyen faiz mantığı)
- Zorunlu koruma masrafları ve sigorta primleri (tescilsiz güvence)
Bu noktada pratik sonuç şudur: Gemi ipoteği “sadece ana paraya” sıkışmış bir teminat değildir; kanunun belirlediği sınırlar içinde alacaklının tahsil kabiliyetini artıran fer’î kalemleri de kapsar. Fakat bu kapsama ne ölçüde girileceği, aşağıdaki faiz ve tescil kurallarıyla netleşir.
3) Faiz: Sözleşmesel faiz, kanuni faiz ve temerrüt faizi
a) Faizin sicilde gösterilmesi zorunluluğu (TTK m. 1016)
Gemi ipoteğinin tescilinde, alacak faizli ise faiz oranının sicile kaydı öngörülmüştür. Bu kural, özellikle üçüncü kişilerin (sonraki ipotek alacaklılarının, gemiyi devralanların) risk değerlendirmesi açısından şeffaflık sağlar. Uygulamada bankacılık kredileri bakımından faiz oranı/hesap yöntemi açık değilse, faiz kalemlerinin ipotekten tahsilinde ciddi tartışmalar doğabilir.
b) Üst sınır ipoteğinde faiz–fer’îler limiti (TTK m. 1016/3)
Alacağın miktarı belirli değilse veya değişkense, ipoteğin teminat altına alacağı alacak için bir üst sınır belirlenerek sicile tescil edilir; alacak faizli ise faizlerin de üst sınır kapsamında sayılacağı hükme bağlanmıştır.
Bu, uygulamada şu anlama gelir: Üst sınır ipoteğinde, ana para + faiz + masraf + diğer teminat kalemleri toplamı, sicildeki “limit”i aşamaz. Bu yaklaşımın TMK 875’teki üst sınır mantığıyla uyumlu olduğu da doktrinde ve içtihatlarda vurgulanır.
c) Kanuni faizle genişletme imkânı (TTK m. 1019)
TTK m. 1019, alacak faizsizse veya faiz oranı belirli bir eşikten düşükse, ipoteğin kanuni faizi kapsayacak şekilde (dereceleri eşit olan veya sonradan gelen hak sahiplerinin onayına gerek olmaksızın) genişletilebileceğini düzenler. Bu hüküm, uygulamada “faiz yazmayı unuttuk/çok düşük yazdık” türü riskleri kısmen dengeleyen bir mekanizma olarak görülebilir. Ancak hükmün teknik koşulları somut olaya göre ayrıca değerlendirilmelidir.
d) Temerrüt faizi ve malike ihbar şartı (TTK m. 1018/2)
Gemi ipoteğinde önemli bir ayrıntı: Borcun alacaklının ihbarıyla muaccel olabilmesi için, borçlu ile birlikte malike de ihbarda bulunulması gerekir; malike ihbar yapılmadıkça borç onun bakımından muaccel olmaz. Borç malike karşı muaccel olduğu takdirde ipotek, temerrüt faizini de kapsar.
Bu hüküm, özellikle borçlu ile gemi malikinin farklı kişiler olduğu ilişkilerde (örn. işletme/finansman yapıları, grup şirketleri) alacaklının süreç yönetiminde “ihbar” adımını stratejik bir kilit hâline getirir: İhbar eksikliği, temerrüt faizinin ipotek teminatından tahsilinde tartışma yaratabilir.4) Masraflar ve zorunlu koruma giderleri: TMK 876 ve TTK 1022 ile güçlenen güvence
a) Zorunlu masraflar (TMK m. 876)
Alacaklı, rehinli malın korunması için zorunlu masraf yapmışsa ve özellikle malikin borçlu olduğu sigorta primlerini ödemişse, bundan doğan alacakları tescile gerek olmaksızın rehinli alacak gibi güvenceden yararlanır.
Gemi bakımından “zorunlu koruma masrafı” kavramı, örneğin geminin güvenli limanda muhafazası, acil koruyucu bakım/onarım, denize elverişlilik açısından zaruri önlemler, cebrî icra sürecinde geminin değer kaybını önleyici giderler gibi kalemlere işaret edebilir. Elbette her masraf “zorunlu” sayılmaz; alacaklı bu niteliği ispat edebilmelidir.
b) Sigorta tazminatı ve sigorta primleri (TTK m. 1022)
TTK m. 1022, gemi ipoteğinin kapsamına giren hususlara ilişkin menfaatin malik veya onun lehine bir başkası tarafından sigorta ettirilmiş olması hâlinde, ipoteğin sigorta tazminatını da kapsayacağını düzenler; ayrıca ipotek, sigorta primlerini veya sigorta sözleşmesi gereğince sigortacıya yapılması gereken başka ödemeleri yerine getirmek için alacaklı tarafından harcanan paraları ve bunların faizlerini de teminat altına alır.
Bu hüküm, masraf–fer’îler bakımından gemi ipoteğini “hayatın gerçeklerine” yaklaştırır: Zira gemi finansmanında sigorta, teminatın değerini koruyan zorunlu bir katmandır. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun bir kararında da (inşa hâlindeki gemi ipoteği bağlamında) sigorta tazminatının kapsama dahil olabilmesi için belirli koşullara vurgu yapıldığı görülür.
5) “Diğer fer’îler” ve tescil stratejisi: Komisyonlar, yan edimler ve sözleşmesel kalemler
TTK m. 1016, “diğer ikincil edimler” kabul edilmişse bunların da alacağın belirlendiği para cinsinden tutarının sicile kaydolunacağını söyler. Bu ifade, kredi ilişkisindeki bazı yan kalemlerin (örneğin belirli bir komisyon, cezai şart niteliği taşıyabilecek yan edimler, masraf paketleri vb.) gemi ipoteğinin kapsamına açık ve tartışmasız biçimde dahil edilmesi için tescilin önemini gösterir.
Uygulamada güvenli yaklaşım şudur:
- Ana para + faiz + temerrüt faizi rejimi net yazılmalı,
- “İkincil edim” olarak hangi kalemlerin teminata dahil olduğu somutlaştırılmalı,
- Alacak değişkense üst sınır mutlaka gerçekçi belirlenmeli; aksi hâlde limitin aşılması durumunda aşan kısım adi alacak riskine girer.
Gemi ipoteğinde faiz, masraf ve fer’îler, teminatın “asıl değerini” belirleyen unsurlardır. TTK, bu kapsamı bilinçli şekilde TMK sistematiğine bağlayarak ipotekli geminin; ana para yanında takip giderleri, temerrüt faizi ve kanunun öngördüğü ölçüde faiz kalemlerini güvence altına aldığını kabul etmiştir. Buna ek olarak, zorunlu koruma masrafları ve özellikle sigorta primleri gibi geminin değerini korumaya yönelik giderler, kural olarak tescile gerek olmaksızın güvence kapsamına dahil edilir; deniz sigortası bağlamında TTK m. 1022, ipoteğin sigorta tazminatı ile alacaklının ödediği sigorta primleri ve bunların faizlerini de kapsayacağını ayrıca pekiştirir.
Bununla birlikte, uygulamada teminatın etkinliği, çoğu kez “sicilde ne yazdığı” ile doğrudan ilişkilidir: Faiz oranının ve varsa diğer ikincil edimlerin sicile doğru yansıtılması (TTK m. 1016), üst sınır ipoteğinde faizlerin limit içinde kalacağının bilinmesi ve temerrüt faizinde malike ihbar şartının atlanmaması (TTK m. 1018/2) kritik önemdedir.
Son söz olarak: Gemi ipoteği, doğru kurgulandığında alacaklıyı yalnız “ana para” ile değil, deniz ticaretinin gerçek risk haritasına uygun biçimde faiz ve zorunlu masraf katmanlarıyla da koruyan güçlü bir ayni teminattır; yanlış kurgulandığında ise alacaklının en çok ihtiyaç duyduğu kalemler ipotek dışına taşarak tahsil gücünü zayıflatır.