Gemi Rehninin Devri ve Alacağın Temliki
1. Giriş
Gemi rehninin devri ve alacağın temliki, deniz ticaret hukukunda kredi ilişkilerinin sürekliliği ve teminat sisteminin işlerliği bakımından büyük önem taşıyan hukuki kurumlardır. Özellikle gemi ipoteği ile teminat altına alınmış alacakların temliki, hem Türk Ticaret Kanunu hem de borçlar hukuku ilkeleri çerçevesinde özel düzenlemelere tâbidir. Zira gemi rehni, bağımsız bir ayni hak olmayıp, varlığını ve kaderini teminat altına aldığı alacağa bağlı olarak sürdürmektedir. Bu nedenle alacağın temliki hâlinde, gemi rehninin devri, kendiliğinden gündeme gelmekte ve gemi siciline tescil edilmesi gereken hukuki sonuçlar doğurmaktadır.
Uygulamada banka kredileri, finansman sözleşmeleri ve uluslararası deniz ticareti işlemleri kapsamında sıkça karşılaşılan gemi rehninin devri, yalnızca taraflar arasındaki ilişkiyi değil, aynı zamanda üçüncü kişilerin hukuki durumunu da doğrudan etkilemektedir. Bu çalışma, gemi rehninin devri ve alacağın temliki konusunu Türk hukukundaki düzenlemeler ışığında inceleyerek, gemi sicili uygulaması, aleniyet ilkesi ve teminat hukuku bakımından ortaya çıkan hukuki sorunları sistematik bir biçimde ele almayı amaçlamaktadır.
2. Gemi Rehni ve Alacağın Temliki: Kavramsal Çerçeve
2.1 Gemi Rehninin Hukuki Niteliği
Gemi rehni, sicile tescil edilen ve geminin satış bedeli üzerinden alacağın tahsilini öncelikli kılan sınırlı ayni bir haktır. TTK m. 1014 ve devamında gemi rehni özel hükümlerle düzenlenmiştir. Rehin, gemi sahibi ile alacaklı arasında yazılı ve noter onaylı bir sözleşme ile kurulmakta ve sicil kaydı ile hüküm ve sonuç doğurmaktadır. Sicile tescil, gemi rehni için kurucu şart niteliğindedir ve rehne bağlı hakların üçüncü kişiler nazarında ileri sürülebilirliği açısından kritik bir işlemdir.
Rehinle teminat altına alınan alacak, vadesi geçmiş veya geçmemiş olabilir; bununla birlikte rehnin devri veya alacağın temliki, devralan lehine hukuki sonuçlar doğurur.
3. Gemi Rehninin Devri ve Alacağın Temliki: Mevzuat Düzenlemeleri
3.1 TTK Madde 1038: Gemi İpoteğinin Devri
TTK m. 1038’de gemi ipoteğinin devrinin hukuki çerçevesi açıkça düzenlenmiştir. Bu maddeye göre:
-
Alacakla birlikte gemi ipoteği de yeni alacaklıya geçer. Bu, rehne bağlı hakların esasen alacağa bağlı olması ilkesinden kaynaklanır. Çünkü gemi rehni, teminat altına aldığı alacakla birlikte varlık kazanır ve alacakla birlikte sona erer ya da devredilir.
-
Alacak ipotekten ve ipotek alacaktan ayrı olarak devredilemez. Bu hüküm, ipoteğin bağımsız bir ayni hak olarak değil, alacakla bağlantılı bir teminat olduğunu ortaya koyar.
-
Alacağın devri için eski ve yeni alacaklının yazılı anlaşması ve devrin gemi siciline tescili şarttır. Bu düzenleme, devrin hem fiilî hem de sicil nezdinde tescil suretiyle geçerlilik kazanması gerektiğini vurgular.
-
Emre veya hamile yazılı senede bağlanmış alacakların devrinde, bu senetler kapsamındaki genel devre ilişkin kurallar uygulanır ve buna bağlı olarak ipoteğin geçişi de sağlanır.
Bu maddi düzenleme, gemi rehni devrinin ancak alacakla birlikte mümkün olduğunu ve ayrı bir devrin hukuken mümkün olmadığını açıkça ortaya koymaktadır.
3.2 Temlik ve İpotek
Genel borçlar hukuku ilkelerine göre, bir alacağın temliki, alacaklının alacağını başka bir kişiye devretmesi anlamına gelir. Sicil kaydına gerek olmaksızın alacağın devri genel olarak geçerli olabilir; ancak gemi rehni gibi sicile tescile tabi ayni hakların devri için, devrin gemi siciline yansıtılması gereklidir. Bu temel kural, alacak ve ipoteğin birlikte devredilmesinin hukuki güvenliğini sağlar.
Türk Borçlar Kanunu (TBK) kapsamında, temlik sözleşmesi, taraflar arasında yazılı şekilde yapılır ve borçlunun onayına gerek yoktur. Alacağın temliki ile birlikte, bağlı haklar — genellikle kefalet, hapis hakkı ve rehin gibi — de devralana geçer. Hukukun genel ilkesi gereği, “aksesuar haklar” olarak tanımlanan bu haklar, ana alacakla birlikte devredilir.
4. Gemi Rehninin Devri: Hukuki Sonuçlar ve Uygulama
4.1 İpotekle Teminat Altına Alınmış Alacağın Devri
Gemi rehni, alacakla birlikte devredilir. Bu ilke, hem TBK’daki genel temlik hükümleri hem de TTK m. 1038’de açıkça ifade edilmiştir. Dolayısıyla gemi ipoteğinin hukuken yeni alacaklıya geçebilmesi için:
-
Alacağın yazılı şekilde devri,
-
Taraflar arasında bu hususta anlaşma,
-
Devri destekleyen belgelerin gemi siciline tescili
gereklidir.
Bu usul, hem devrin resmiyetini sağlar hem de alacaklılar bakımından güvenli bir tescil mekanizması oluşturur. Özellikle bankalar ve finans kuruluşları arasındaki gemi rehninin devri işlemlerinde bu şartlar titizlikle takip edilir.
4.2 Devretmeyle İlgili Sınırlar ve Şartlar
TTK düzenlemesi çerçevesinde:
-
Alacak ipotekten ayrı olarak devredilemez. Bu ilke, ipoteğin bağımsız bir hak olarak değil, alacağa bağlı bir teminat olduğunu ortaya koyar. E-
-
Üst sınır ipoteklerinde alacak, genel hükümlere göre devredilebilir; bu durumda gemi ipoteği alacak ile birlikte geçmez.
Bu çerçevede, rehne bağlı alacak devredildiğinde ipoteğin de devredilmesi gerekliliği, ticari uygulamada ticari güvenlik ve şeffaflık açısından kritik bir prosedürdür.
5. Üçüncü Kişilere Karşı Hukuki Sonuçlar
Gemi rehni devri ile birlikte ipoteğin sicile tescili, üçüncü kişiler bakımından da hukuki sonuç doğurur. Sicildeki kayıt, hakların aleniyetini sağlar; dolayısıyla kaydın güncellenmemesi durumunda alacak ve ipotek devri üçüncü kişiler nezdinde ileri sürülemez. Bu yönüyle sicil, gemi rehninde sadece bilgi değil, hukuki güvenlik mekanizmasıdır.
6. Uygulamada Ortaya Çıkan Sorunlar
6.1 Devrin Sicile Yansıtılmaması
Uygulamada sık rastlanan bir problem, alacağın devrinin yapılmasına rağmen ipoteğin sicil kaydının güncellenmemesidir. Bu durum, hem alacaklılar hem de gemi sahibi açısından hukuki belirsizliklere yol açabilir çünkü sicil, üçüncü kişiler bakımından alacak ve ipotek durumunu gösteren başlıca kayıttır.
6.2 Uluslararası Unsurlu İşlemler
Yabancı alacaklılar veya yabancı bayraklı gemiler ile ilgili ipotek devri işlemleri, belge temini ve tescil süreçlerinde ek zorluklar yaratabilir. Bu bağlamda, uluslararası sözleşmeler ve milletlerarası hukuk kuralları da devreye girer; örneğin 1993 Cenevre Rehinler Konvansiyonu’nun bazı hükümleri, uygulanabilir hâle getirilmekte ve Türkiye’deki deniz ticaret hukuku ile etkileşim arz etmektedir.
7. Sonuç
Gemi rehninin devri ile alacağın temliki, deniz ticaret hukukunun en temel konularından biridir. TTK m. 1038’in açık hükümleri uyarınca, alacakla birlikte ipoteğin devredilmesi kuralı, ticari hayatın güvenliğini ve alacaklıların haklarının korunmasını sağlamaktadır. Alacağın devri, yazılı anlaşma ve sicile tescil şartına bağlanarak hem taraflar hem de üçüncü kişiler bakımından hukuki belirsizliğin önüne geçilmiştir.
Uygulamada bu süreçlerin doğru işletilmesi, doktrinde ve yargı kararlarında da sürekli vurgulanmaktadır. Dolayısıyla gemi rehninin devri işlemleri, ilgili mevzuata uygun şekilde yürütülmeli ve her aşama titizlikle kayıt altına alınmalıdır.