Gemi İpoteğinin Sona Ermesi
Gemi ipoteğinin sona ermesi, deniz ticaret hukukunda hem teminat ilişkisinin hem de gemi sicili kayıtlarının doğrudan etkilendiği kritik bir hukuki aşamadır. Türk Ticaret Kanunu’nda gemi ipoteğinin sona ermesi, alacağın sona ermesi, sicilden terkin ve alacaklı iradesi gibi çeşitli sebeplere bağlanmıştır. Bu sebepler, Türk Ticaret Kanunu’nda iki ana grup altında düzenlenmiştir.
1. Alacakla Birlikte İpoteğin de Düşmesi Sonucunu Doğuran Sebepler
Alacağın Düşmesi
TTK m. 1044 uyarınca, teminat altına alınan alacağın sona ermesi hâlinde gemi ipoteği de kural olarak kendiliğinden sona erer. Bu hüküm, ipoteğin fer’î niteliğinin doğal bir sonucudur. Alacak; ödeme, ibra, takas veya zamanaşımı gibi sebeplerle ortadan kalktığında, ipoteğin varlık sebebi de kalmaz.
Kanun, alacaklı ve borçlu sıfatlarının aynı kişide birleşmesini de alacağın ödenmesi hükmünde saymıştır. Böylece borç ilişkisinin sona ermesiyle birlikte ipotek de düşer.
Gemi maliki olmayan borçlunun alacağın bir kısmını ödemesi hâlinde ise, gemi ipoteğinin alacaklı üzerinde kalan kısmı, borçluya geçen kısımdan sıra itibarıyla önce gelir. Bu düzenleme, rehin sırasının korunmasına yöneliktir.
Ayrıca gemi maliki olmayan borçlu, ödeme sonucunda ipoteği iktisap ederse veya aynı sebeple gemi sicilinin düzeltilmesinde hukuki menfaati bulunursa, alacaklıdan sicilin düzeltilmesi için gerekli belgeleri kendisine vermesini talep edebilir.
Son olarak malik, üçüncü bir kişiye karşı alacağın düşmesi hâlinde gemi ipoteğini sildirmeyi üstlenmişse, bu silme talebinin güvence altına alınabilmesi amacıyla gemi siciline şerh verilmesi mümkündür.
Alacaklı ve Malik Sıfatlarının Birleşmesi
TTK m. 1045’e göre gemi ipoteği ile mülkiyetin aynı kişide birleşmesi hâlinde ipotek sona erer. Zira bu durumda hem alacaklı hem de gemi maliki sıfatları tek kişide toplanmış olur ve ipoteğin teminat fonksiyonu ortadan kalkar.
Bununla birlikte borçlu, gemi malikinden başka bir kişi ise veya alacak üzerinde bir rehin ya da intifa hakkı bulunuyorsa, ipotek sona ermez ve varlığını sürdürür. Ancak bu hâlde gemi maliki, alacaklı sıfatıyla geminin paraya çevrilmesini talep edemez; ayrıca faiz alacakları bakımından gemi teminat oluşturmaz.
Birlikte Gemi İpoteğinde Malikin Alacaklıya Ödemede Bulunması
TTK m. 1046’da birlikte gemi ipoteğine özgü özel bir sona erme hâli düzenlenmiştir. Buna göre alacaklıya ödemede bulunan gemi maliki, diğer ipotekli gemilerden birinin malikine veya onun hukuki seleflerine rücu hakkına sahip olduğu ölçüde, o gemi üzerindeki ipotek hakkını kazanır.
Bu durumda, 1045. maddenin ikinci fıkrası gereğince devam eden ipotek ile malike geçen ipotek birlikte gemi ipoteği niteliği kazanır.
Kısmen ödeme hâlinde ise alacaklı üzerinde kalan ipotek, malike geçen ipoteklerden sıra itibarıyla önce gelir. Ayrıca alacağın malike devri veya alacaklı ve borçlu sıfatlarının malikin şahsında birleşmesi, alacağın malik tarafından ödenmesi hükmündedir.
Alacaklının hakkını cebrî icra yoluyla ipotekli gemilerden birinden tahsil etmesi hâlinde de, malikin rücu hakkı bakımından aynı esaslar uygulanır.
Birlikte Gemi İpoteğinde İpoteğin Borçluya Geçmesi
TTK m. 1047 uyarınca, birlikte gemi ipoteğinde borçlu, Kanun’un 1038. maddesinin altıncı fıkrasında öngörülen hâlde yalnızca ipotekli gemilerden birinin malikine veya onun hukuki seleflerine rücu hakkına sahipse, ipotek sadece bu gemi üzerinde borçluya geçer. Diğer gemiler üzerindeki ipotekler ise sona erer.
Alacaklının Gemi Malikine Karşı Sahip Olduğu İstem Hakkının Zamanaşımına Uğraması
TTK m. 1048’e göre gemi sicilinden haksız yere silinmiş olan akdî ipotekler ile tescil edilmemiş kanuni ipotekler, alacaklının gemi malikine karşı sahip olduğu istem hakkının zamanaşımına uğramasıyla birlikte düşer. Bu düzenleme, sicil güvenliği ile zamanaşımı kurumunun birlikte değerlendirilmesini amaçlamaktadır.
2. Sadece İpoteğin Düşmesi Sonucunu Doğuran Sebepler
Tarafların Anlaşması
TTK m. 1049’a göre ipotekli alacaklı ile gemi malikinin, Kanun’un 1015. maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen şekilde ipoteğin kaldırılması hususunda anlaşmaları ve bu anlaşma doğrultusunda ipotek kaydının gemi sicilinden silinmesiyle ipotek sona erer.
Ancak ipotek üzerinde üçüncü kişilerin hakları mevcutsa, ipoteğin kaldırılması için bu kişilerin de onayı gereklidir.
Alacaklının Feragati
TTK m. 1050 uyarınca ipotek, alacaklının feragati ve bunun üzerine sicilden ipotek kaydının silinmesiyle sona erer. Burada da ipotek üzerinde hak sahibi olan kişilerin onayı şarttır.
Malik, ipoteğin ileri sürülmesini sürekli olarak imkânsız kılan bir def’iye sahipse, alacaklıdan ipotekten feragat etmesini talep edebilir.
Feragat beyanı, imzası noterce onaylı bir senetle veya doğrudan sicil müdürlüğünde yapılmalıdır. Ayrıca alacaklının ipotekten vazgeçmesi veya başka bir ipoteğe öncelik tanıması suretiyle borçlunun teminattan yararlanma imkânını ortadan kaldırdığı ölçüde, borçlu borcundan kurtulur.
İpoteğin Süresinin Dolması
TTK m. 1051’e göre belirli bir süre için kurulmuş olan gemi ipoteği, bu sürenin dolmasıyla kendiliğinden sona erer. Ancak bu sona ermenin gemi siciline yansıtılması için ayrıca terkin işleminin yapılması gerekir.
3. Uygulamada Sık Karşılaşılan Sorunlar
Alacaklının Terkin Talebinden Kaçınması
Alacaklı bazen terkin talebinde bulunmayabilir veya geciktirebilir. Bu durumda gemi sahibi, bu talebin yapılmasını sağlamak için mahkemeden fekki kararı alabilir. Uygulamada özellikle bankaların bu sürece duyarsız yaklaştığı çok görülür; bu nedenle mahkeme yolu sık kullanılır.
Yabancı Unsurlu İpoteklerde Belgelerin Temini
Uluslararası kredi ilişkilerinde, alacaklının yabancı kuruluş olması hâlinde gerekli belgelerin temini, tercümesi ve noter/legalize işlemleri zaman alabilir. Sicil müdürlüğü bu belgeleri hukuki olarak veya kanun dışı terkin talebi olarak değerlendirebilir; bu durum gecikmelere neden olur.
Fiziksel Yokluk ile Lisans Devamı Çakışması
Gemi fiziksel olarak yok olmuş olabilir (örneğin batmış), fakat resmi sicilden çıkmamış olabilir. Bu çakışma rehin hakkının hukuki sona ermesi ile kaydın terkin edilmesi arasında uygulamada gecikmeye yol açar.