Single Blog Title

This is a single blog caption

Alkolmetreye Üflememek (Ölçümü Reddetmek) Ne Sonuç Doğurur?

Alkolmetreye Üflememek (Ölçümü Reddetmek) Ne Sonuç Doğurur? Üflersem Ne Olur, Üflemezsem Ne Olur?

1) Konunun çerçevesi: “üflemek” sadece tercih değil, hukuki bir yükümlülük

Trafik denetiminde sürücünün alkol/uyuşturucu etkisi altında olup olmadığının teknik cihazla ölçülmesi, idarenin trafik güvenliğini sağlamaya yönelik standart denetim aracıdır. Uygulamada “alkolmetre” diye bilinen bu cihazla ölçüm yapılması; kabul edilirse çıkan sonuca göre işlem tesis edilir, kabul edilmezse ise “teknik cihaz kullanılmasını kabul etmeme” kabahati oluşur ve ayrıca yaptırım uygulanır. 2025 yılı Trafik Ceza Rehberi’nde bu kabahat açıkça “48/9” olarak gösterilmiştir.

Bu yazı; (i) üflenirse ne olacağını, (ii) üflenmezse ne olacağını, (iii) ölçüm sonucu/işlemlere nasıl itiraz edileceğini ve (iv) bazı Yargıtay içtihatlarını pratik şekilde özetler.

Not: Aşağıdaki bilgiler genel bilgilendirme niteliğindedir. Somut olayın evrakı (tutanaklar, cihaz çıktısı, kamera kaydı, hastane raporu vb.) görülmeden “kesin” değerlendirme yapılmamalıdır.


2) Üflersem ne olur? (Kabul ederseniz olası senaryolar)

A) Sonuç yasal sınırın altındaysa

Ölçüm sonucunuz yasal sınırın altındaysa kural olarak “alkollü araç kullanma” nedeniyle işlem yapılmaz. Sürücünün her zaman kontrole tabi tutulabileceği ve ölçümde kalibrasyonlu cihaz/çıktı aranacağı yönetmelikte belirtilir.

B) Sonuç yasal sınırın üstündeyse (idari yaptırım)

Yasal sınırların üzerinde alkollü araç kullanan sürücüye idari para cezası uygulanır ve “son ihlalin gerçekleştiği tarihten geriye doğru 5 yıl içinde” tekrar sayısına göre sürücü belgesi geçici olarak geri alınır (1. defa 6 ay, 2. defa 2 yıl, 3 ve üzeri 5’er yıl).

2025 yılı ceza tutarları (Trafik Ceza Rehberi):

  • 1. defa: 9.267 TL

  • 2. defa: 11.622 TL

  • 3 ve üzeri: 18.677 TL

C) Ceza soruşturması/ceza davası riski (TCK 179/3)

Alkol ölçümünüz bazı durumlarda yalnızca idari yaptırımda kalmaz; ayrıca TCK 179/3 (trafik güvenliğini tehlikeye sokma) kapsamında adli süreç gündeme gelebilir.

Karayolları Trafik Yönetmeliği; 1,00 promilin üzerinde alkollü olduğu tespit edilenlerin TCK 179/3 kapsamında adli işlem yapılmak üzere mahalli zabıtaya teslim edileceğini; ayrıca 1,00 promilin altında olsa bile alkol etkisiyle emniyetli şekilde araç sevk ve idare edemeyecek halde olduğu tutanakla tespit edilen sürücünün de adli işleme konu olabileceğini düzenler.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu da TCK 179/3 bakımından kritik bir ölçüt koyar: “Tek başına alkollü olmak” yetmez; sürücünün “emniyetli şekilde araç sevk ve idare edemeyecek halde” olup olmadığının somut delillerle belirlenmesi gerekir.


3) Üflemezsem ne olur? (Reddin doğrudan sonucu: 48/9 yaptırımı)

A) 48/9 yaptırımı: para cezası + ehliyete el koyma + ceza puanı

2025 Trafik Ceza Rehberi’ne göre, teknik cihazla ölçümü kabul etmeme (48/9) halinde:

  • 26.557 TL idari para cezası

  • 2 yıl süreyle sürücü belgesinin geri alınması

  • 20 ceza puanı uygulanır.

Yönetmelik de aynı doğrultuda; teknik cihazı kabul etmeyen sürücüye 48/9 yaptırımı uygulanacağını ve sürücünün araç kullanmaktan men edileceğini belirtir.

B) “Ben kan tahlili istiyorum” demek her zaman reddi ortadan kaldırır mı?

Uygulamada en kritik yanlış anlama şudur: “Üflemedim ama hastanede kan verdim, o halde 48/9 cezası kalkar.”

Kural olarak 48/9, “teknik cihazı kabul etmeme” fiiline bağlanmıştır; yani çoğu olayda sırf sonradan kan verilmesi tek başına cezayı otomatik kaldırmaz. Ancak istisnai ve somut gerekçelerle farklı değerlendirmeler görülebilir.

Bu konuda dikkat çekici bir içtihat: Yargıtay 19. Ceza Dairesi (E.2021/7500, K.2021/7148, 23.06.2021) kararında, Covid-19 dönemi hassasiyetiyle alkolmetreye üflemediğini, kan tahliliyle ölçüm istediğini ve kısa süre sonra kanında alkol tespit edilmediğini ileri süren sürücü bakımından; somut koşullar gözetilerek idari yaptırımın kaldırılması sonucuna gidildiği görülür.

Buradan çıkan pratik ders: “Reddin haklı sebebi” iddiası, somut delille (hastane raporu, aynı gün kan sonucu, kronik hastalık/sağlık riski vb.) desteklenmezse genellikle başarı şansı düşer.

C) Ölçümü reddetmenin “usul” boyutu: tutanağın doğru tutulması çok önemli

Reddin ispatı ve işlemin hukuka uygunluğu çoğu zaman tutanak + cihaz/ret çıktısı + bilgilendirme üzerinden tartışılır.

Yargıtay 7. Ceza Dairesi (2024/4413 E., 2024/6533 K.) kararında; 48/9 uygulamasında tutanak düzenine ilişkin eksiklikler (sonuçlar hakkında bilgilendirmeye dair kayıt bulunmaması, imza/imtina şerhlerinin usule uygun gösterilmemesi, ret çıktısının tek görevli imzası vb.) gibi hususların önemine dikkat çekilerek dosyanın “kanun yararına bozma” denetimi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmıştır.


4) Kaza varsa (yaralanmalı/ölümlü veya kolluğun müdahil olduğu maddi hasarlı kaza): kan örneği, süre hesabı ve “0,15 promil” kuralı

Kaza halinde ölçüm rejimi daha “adli” bir zemine kayabilir. Yönetmelik; yaralanmalı/ölümlü kazalarda veya kollukça el konulan maddi hasarlı kazalarda ölçüme izin verilmezse/itiraz edilirse sürücünün sağlık kuruluşuna götürülerek kan/tükürük/idrar örneği alınmasını öngörür.

Ayrıca çok pratik bir nokta: Sağlık kuruluşunda yapılan tespit ile teknik cihaz ölçümü arasında zaman farkı varsa, yönetmelik her bir saat için 0,15 promil ekleme yönteminden bahseder (somut olayda bu hesabın nasıl yapıldığı özellikle incelenmelidir).


5) İtiraz/başvuru yolu: Trafik cezası ve ehliyete el koyma işlemine nasıl itiraz edilir?

A) Süre: 15 gün

Trafik idari para cezaları ve buna bağlı idari yaptırımlara karşı başvuru yolu Kabahatler Kanunu çerçevesindedir. Kabahatler Kanunu m.27 uyarınca; idari para cezası ve (ilgili diğer idari yaptırım kararları için de) tebliğ/tefhim tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde Sulh Ceza Hâkimliğine başvurulabilir.

Uygulamada “tutanak yüzünüze düzenlenip imzaya sunulduysa” tefhim; plakanıza/ adresinize tebliğ geldiyse tebliğ tarihi esas alınır. Süre kaçırılırsa karar kesinleşir.

B) Dilekçede ne tartışılır? (başarı ihtimalini artıran başlıklar)

  1. Usul/şekil: Tutanakta olayın anlatımı, bilgilendirme kaydı, imza/imtina şerhi, cihaz çıktısı/ret çıktısı, görevli bilgileri. (Yargıtay 7. Ceza Dairesi’nin vurguladığı eksiklikler bu başlık altında önem kazanır.)

  2. Delil: Kamera kaydı, yol kontrol noktası kayıtları, tanıklar, hastane raporu/kan sonucu, kronik hastalık belgeleri.

  3. Somut gerekçe: “Üflemedim” savunması tek başına değil; neden üflemediğiniz (sağlık, hijyen riski, cihazın üflenebilir olmaması, görevlilerin usulsüz yönlendirmesi iddiası vb.) ve bunun delili.

  4. Kaza ve zaman hesabı: Kaza saati ile kan alım saati arasındaki süre, 0,15 promil hesabının doğru uygulanıp uygulanmadığı.


6) Yargıtay uygulamasından kısa dersler

6.1. TCK 179/3’te “alkol var” demek tek başına yetmez

Ceza Genel Kurulu, TCK 179/3 için “emniyetli sürüş yeteneğinin ortadan kalkması” unsurunun somut olay delilleriyle değerlendirilmesi gerektiğini; sırf alkol alınmış olmasının tek başına yeterli olmayacağını açık şekilde tartışır.

6.2. 48/9 (reddetme) işlemlerinde “tutanak düzeni” davanın kaderini belirleyebilir

Yargıtay 7. Ceza Dairesi’nin 2024 tarihli kararında görüldüğü üzere; bilgilendirme kaydı, imza/imtina şerhleri, ret çıktısının düzenlenişi gibi usul ayrıntıları önemlidir.

6.3. “Haklı sebep” tartışması mümkün; ama istisnai ve delil odaklı

Covid dönemine ilişkin Yargıtay 19. Ceza Dairesi kararında, kan tahliliyle ölçüm isteme ve kısa sürede alkol tespit edilmemesi gibi somut olgular birlikte değerlendirilerek idari yaptırımın kaldırılması yoluna gidilebilmiştir.


7) Sık sorulan sorular (SSS)

“Üflemeyince ceza daha mı ağır?”

Evet. 2025’te 48/9 reddin cezası 26.557 TL + 2 yıl ehliyete el koyma olarak düzenlenmiştir. Alkollü yakalanmada ise tekrar sayısına göre para cezası daha düşük başlayabilir; ancak ehliyete el koyma süreleri ve adli riskler (özellikle 1,00 promil üstü) ayrıca değerlendirilir.

“Üflemedim diye hapse girer miyim?”

Salt 48/9 reddi kural olarak idari yaptırım doğurur. Ancak olayın niteliğine göre (örneğin kaza, 1,00 promil üstü şüphesi, emniyetsiz sürüşün tutanakla tespiti vb.) TCK 179/3 kapsamında adli süreç gündeme gelebilir.

“Üfleme yerine hastanede kan vermek istiyorum; hakkım değil mi?”

Somut koşullarda kanla tespit yapılabildiği durumlar vardır (özellikle kaza/itiraz/yaralanma vb.). Ancak “ben kan isterim” demek her olayda 48/9 yaptırımını otomatik olarak kaldırmaz; içtihatlarda istisnai örnekler delil temellidir.


8) Pratik öneriler (hak kaybı yaşamamak için)

  1. Tutanak ve cihaz/ret çıktısının bir örneğini isteyin. (Çıktıda tarih-saat/cihaz seri no gibi bilgiler önemlidir.)

  2. “Reddetme” gibi ağır sonuçlu bir işlemde, gerekçeniz varsa aynı gün sağlık kuruluşu kaydı (muayene/kan sonucu) ile belgelendirin.

  3. İtiraz düşünüyorsanız 15 günlük süreyi kaçırmayın.

  4. Kaza varsa zaman hesabı ve örnek alım süreci (0,15 promil kuralı dahil) mutlaka dosyada kontrol edilmelidir.

Leave a Reply

Call Now Button