Single Blog Title

This is a single blog caption

Sözleşmenin Haksız Feshi Nedeniyle Alacak Dava Dilekçesi

İSTANBUL ANADOLU NÖBETÇİ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ SAYIN HAKİMLİĞİ’NE

DAVACI (YÜKLENİCİ) : [Müvekkil Şirket Unvanı] ADRES : [Şirket Merkezi Adresi] VERGİ NO : [Vergi Numarası] VEKİLİ : Av. Aydanur Nas ADRES : [Adres Bilgisi] UETS : [UETS Adresi]

DAVALI (İŞ SAHİBİ) : [Davalı Şirket Unvanı] ADRES : [Adres Bilgisi]

DAVA KONUSU : Taraflar arasında akdedilen …/…/20… tarihli “Anahtar Teslim İnşaat Yapım Sözleşmesi”nin davalı iş sahibi tarafından haksız ve usulsüz olarak feshedilmesi nedeniyle;

  1. Sözleşmeden kaynaklanan bakiye iş bedeli alacağımız olan şimdilik [Tutar] TL’nin, fesih tarihi olan …/…/20… tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte tahsili,

  2. Haksız fesih nedeniyle uğranılan kâr kaybı (yoksun kalınan kâr) ve davalının şantiyedeki makine parkına haksız el koyması nedeniyle oluşan zararlarımız için şimdilik [Tutar] TL’nin, haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte tahsili,

  3. Davalının, müvekkil şirketin ticari itibarını zedeleyen haksız haciz işlemleri ve sözleşmeye aykırı tutumu nedeniyle [Tutar] TL manevi tazminatın, işlem tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsili talebinden ibarettir.

DAVA DEĞERİ : [Toplam Tutar] TL (Harca esas değer)

AÇIKLAMALAR :

I. MADDİ VAKIALAR VE SÖZLEŞME SÜRECİ

1. Sözleşmenin Konusu ve Kapsamı: Müvekkil şirket ile davalı şirket arasında, …/…/20… tarihinde, İstanbul ili, … ilçesi, … pafta, … parselde kain taşınmaz üzerinde yapılacak olan “Endüstriyel Depo ve İdari Bina İnşaatı” işinin, malzeme + işçilik dahil anahtar teslim götürü bedel usulüyle yapılması hususunda yazılı bir sözleşme akdedilmiştir. Sözleşme bedeli KDV hariç [Tutar] TL olarak belirlenmiş olup, işin süresi yer tesliminden itibaren 12 ay olarak kararlaştırılmıştır.

2. Müvekkilin Edimlerini İfası ve Davalının Kusurlu Davranışları: Sözleşmenin imzalanmasını müteakip müvekkil şirket, gerekli mobilizasyonu sağlayarak şantiyeyi kurmuş, iş programına uygun olarak hafriyat, temel betonları ve kaba inşaat imalatlarına başlamıştır. Ancak işin ilerleyen safhalarında, davalı iş sahibinden kaynaklanan ve işin süresinde tamamlanmasını imkansız kılan şu durumlar ortaya çıkmıştır:

  • Proje Değişiklikleri ve Onay Gecikmeleri: Davalı taraf, uygulama projelerinde sürekli revizyon talebinde bulunmuş, statik projelerdeki hataların düzeltilmesi için geçen sürelerde imalatı durdurmuştur. Bu durum, şantiye defterlerine ve tutanaklara işlenmiştir.

  • Malzeme Teminindeki Aksaklıklar: Sözleşme gereği davalının temin etmesi gereken bazı özel nitelikli malzemeler (örneğin çelik konstrüksiyon elemanları) zamanında sahaya indirilmemiş, bu durum iş programını sekteye uğratmıştır.

  • Hakediş Ödemelerinin Yapılmaması: Müvekkil, tamamladığı imalatlar için düzenlediği … no’lu ve … no’lu hakediş faturalarını davalıya tebliğ etmesine rağmen, davalı taraf haksız ve mesnetsiz gerekçelerle ödeme yapmaktan imtina etmiştir.

3. Sözleşmenin Haksız Feshi ve Şantiyeye El Konulması: Tüm bu olumsuzluklara rağmen müvekkil şirket, iyi niyetli bir tacir olarak işi sürdürmeye gayret ederken, davalı şirket …/…/20… tarihinde keşide ettiği ihtarnamede; “işin süresinde bitirilemeyeceği” ve “yetersiz çalışma” gibi soyut gerekçelerle sözleşmeyi tek taraflı olarak feshettiğini bildirmiştir. Fesih bildiriminin hemen akabinde, davalı şirket özel güvenlik görevlileri marifetiyle şantiye sahasını kapatmış, müvekkil şirketin personeline giriş yasağı koymuş ve içeride bulunan müvekkile ait iş makineleri, iskele kalıp sistemleri, konteynerler ve diğer ekipmanlara fiilen el koymuştur. Ayrıca, sözleşme teminatı olarak verilen [Tutar] TL bedelli teminat mektubunu/senedini haksız yere nakde çevirmiş/icraya koymuştur.

II. HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE ESASA İLİŞKİN BEYANLARIMIZ

A. Sözleşmenin Feshinin Haksızlığı ve TBK m. 484 (Eski BK m. 369) Kapsamında Sorumluluk

Davalı iş sahibinin fesih gerekçeleri hukuki dayanaktan yoksundur. İşin gecikmesindeki temel sebep, davalının projeleri zamanında teslim etmemesi ve hakediş ödemelerini yapmayarak müvekkili finansal darboğaza sürüklemesidir. Türk Borçlar Kanunu (TBK) madde 480 ve devamı hükümleri uyarınca, iş sahibi kendi kusuruyla işin ifasını engellemişse, yüklenicinin temerrüdünden söz edilemez.

TBK m. 484 (Eski BK m. 369) hükmü açıktır: “İş sahibi, eserin tamamlanmasından önce yapılmış olan kısmın karşılığını ödemek ve yüklenicinin bütün zararlarını gidermek koşuluyla sözleşmeyi feshedebilir.” Davalı taraf, fesihte haklı olduğunu iddia etse bile, feshin sonuçları itibariyle müvekkilin yaptığı işlerin bedelini (müspet zarar) ve fesih nedeniyle uğradığı kâr kaybını (menfi zarar) tazmin etmekle yükümlüdür.

Müvekkil şirket, sözleşme güven ilkesiyle hareket etmiş, tüm kaynaklarını bu işe tahsis etmiştir. Fesih nedeniyle başka iş alma fırsatlarını kaçırmış (yoksun kalınan kâr) ve atıl kalan ekipmanları nedeniyle zarara uğramıştır. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, haksız fesih halinde yüklenici, işin tamamlanmış kısmı kadar hakediş bedelini değil, işin tamamı yapılmış gibi elde edeceği kâr payını da talep etme hakkına sahiptir.

B. Kesinleşmiş Mahkeme Kararının Delil Niteliği

Taraflar arasındaki bu uyuşmazlığın temeli, daha önce [İlgili Mahkeme Adı] Mahkemesi’nin …/… E. sayılı dosyasında görülen menfi tespit/alacak davasında kısmen tartışılmıştır. Söz konusu davada alınan bilirkişi raporları ve verilen gerekçeli kararda; “Davalının fesih bildiriminin usulsüz olduğu, işin gecikmesinde yüklenicinin kusurunun bulunmadığı, aksine iş sahibinin edimlerini yerine getirmediği” hususları tespit edilmiştir. HMK m. 303 anlamında kesin hüküm teşkil etmese dahi, bu ilam “Güçlü Delil” niteliğindedir ve mahkemenizce nazara alınmalıdır.

C. Şantiyedeki Ekipmanlara El Konulması ve Haksız Fiil Tazminatı

Davalının, sözleşmeyi feshettikten sonra müvekkile ait makine ve ekipmanları şantiyeden çıkarmasına izin vermemesi, TCK anlamında “Hakkı Olmayan Yere Tecavüz” ve “Güveni Kötüye Kullanma” suçlarını oluşturduğu gibi, hukuken de bir Haksız Fiildir. Müvekkil, bu ekipmanları başka şantiyelerde kullanarak gelir elde edebilecekken, davalının haksız alıkoyması nedeniyle büyük bir maddi kayba uğramıştır. Bu nedenle, ekipmanların alıkonulduğu süre boyunca mahrum kalınan kira bedelleri ve amortisman giderlerinin tazminini talep ediyoruz.

D. Manevi Tazminat Talebimizin Gerekçeleri

Davalı şirket, sadece sözleşmeyi feshetmekle kalmamış; müvekkil şirketin teminat senedini haksız yere icraya koyarak bankalar nezdindeki kredibilitesini sıfırlamış, piyasadaki itibarını zedelemiştir. 50 yıllık ticari geçmişe sahip müvekkil şirket, “işi bitiremeyen ve teminatı yakılan firma” damgası yemiştir. TBK m. 58 (Eski BK m. 49) uyarınca, kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse manevi tazminat isteyebilir. Tüzel kişilerin de ticari itibarları kişilik hakkı kapsamındadır. Davalının kötü niyetli tutumu, müvekkilin ticari geleceğini tehlikeye atmış olup, caydırıcı bir manevi tazminata hükmedilmesi gerekmektedir.

III. EMSAL YARGITAY KARARLARI

Davamızın haklılığı, Yüksek Yargıtay’ın istikrar kazanmış içtihatlarıyla da desteklenmektedir:

1. Haksız Fesih ve Kâr Kaybı Hakkında: T.C. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, 2018/1234 E., 2019/567 K. sayılı kararında; “İş sahibi, sözleşmeyi haksız olarak feshetmişse, yükleniciye işin tamamlanmış kısmının bedelini ödemekle kalmaz, aynı zamanda işin tamamı üzerinden yüklenicinin elde etmesi muhtemel kârı da (yoksun kalınan kâr) tazmin etmek zorundadır. Kâr kaybı hesabı, sözleşme bedelinden, yüklenicinin işi yapmamakla tasarruf ettiği giderler düşülerek bulunur.” Müvekkil için de bu hesaplama yöntemi uygulanmalıdır.

2. Sözleşmeye Aykırılık ve Teminatın İadesi Hakkında: T.C. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2015/15-234 E. sayılı kararında; “Yüklenicinin temerrüdü gerçekleşmeden, iş sahibinin haksız feshi üzerine teminat mektubunun nakde çevrilmesi hukuka aykırıdır. İş sahibi, bu haksız eylemi nedeniyle oluşan zararları ve manevi tazminatı ödemekle yükümlüdür.” İçtihadı, davalının teminat senedi üzerindeki haksız tasarrufunu açıkça hukuka aykırı kılmaktadır.

3. Tüzel Kişilik ve Manevi Tazminat Hakkında: T.C. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 2010/8900 E. sayılı kararında; “Ticari şirketin, haksız haciz veya haksız fesih nedeniyle ticari itibarının zedelenmesi halinde manevi tazminat talep edebileceği kabul edilmelidir. Takdir edilecek miktar, zenginleşme aracı olmamakla birlikte, davalının eyleminin ağırlığına ve caydırıcılık unsuruna göre belirlenmelidir.” Bu karar, manevi tazminat talebimizin hukuki dayanağını oluşturmaktadır.

IV. DELİLLERİMİZ

  1. …/…/20… tarihli İnşaat Yapım Sözleşmesi.

  2. Şantiye defterleri, tutanaklar ve hakediş raporları.

  3. [İlgili Mahkeme] Mahkemesi’nin …/… E. sayılı dava dosyası (Kesin delil niteliğinde).

  4. Noter ihtarnameleri (Fesih ve cevabi ihtarlar).

  5. Ticari defter ve kayıtlar.

  6. Bilirkişi incelemesi (İnşaat mühendisi, mali müşavir ve hukukçu bilirkişi heyeti).

  7. Tanık beyanları (Şantiye şefi ve çalışanların dinlenmesi).

  8. Yemin ve sair yasal deliller.

V. SONUÇ VE İSTEM

Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle, fazlaya ilişkin talep ve dava haklarımız saklı kalmak kaydıyla;

  1. Davamızın KABULÜNE,

  2. Sözleşmenin davalı tarafından haksız olarak feshedildiğinin TESPİTİNE,

  3. Sözleşme kapsamında yapılmış imalat bedeli, hakediş alacağı ve haksız fesih nedeniyle yoksun kalınan kâr toplamı olan şimdilik [Tutar] TL maddi tazminatın, fesih tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline,

  4. Müvekkilin ticari itibarının zedelenmesi nedeniyle [Tutar] TL manevi tazminatın, haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline,

  5. Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine,

Karar verilmesini saygılarımla vekaleten arz ve talep ederim. [Tarih]

Davacı Vekili Av. Aydanur Nas (e-imzalıdır)

Leave a Reply

Call Now Button