Deniz Ticareti Hukukunda Ortak Kusurlu Çatma: Kusur Oranı, Sorumluluk ve Tazminat

Deniz ticareti hukukunda ortak kusurlu çatma
Deniz Ticareti Hukukunda Ortak Kusurlu Çatma: Hukuki Çerçeve ve Uygulama
1. Giriş
Denizcilik sektörü, dünya ticaretinin yaklaşık %80’inden fazlasını taşıyan stratejik bir taşımacılık alanıdır. Ancak uluslararası sularda ve kıyı bölgelerinde gerçekleştirilen bu faaliyetler, doğal riskleri ve insan faktöründen kaynaklanan tehlikeleri de beraberinde getirir. Bu risklerden biri de gemi çatmalarıdır. Çatma, yalnızca fiziksel hasar ile sınırlı kalmaz; can güvenliği, çevre koruması, yük sorumlulukları, sigorta ilişkileri ve yüksek maliyetli tazminat davaları gibi çok boyutlu hukuki sonuçlar doğurur.
Türk Ticaret Kanunu (TTK) ve 1910 tarihli Brüksel Çatma Sözleşmesi kapsamında çatma halleri üç ana kategoriye ayrılır:
-
Bir tarafın kusuru ile çatma,
-
Kusursuz çatma,
-
Ortak kusurlu çatma.
Ortak kusurlu çatma, her iki tarafın da çatmanın meydana gelmesinde belirli bir kusur payına sahip olduğu durumları ifade eder. Bu tip çatmalarda kusur oranlarının belirlenmesi, tazminat yükümlülüklerinin paylaşılması ve sigorta rücu haklarının kullanılması karmaşık bir hukuki süreç gerektirir. Özellikle COLREG (Denizde Çatışmayı Önleme Kuralları) ihlalleri, teknik kusurlar ve insan hataları, ortak kusurlu çatmalarda en sık karşılaşılan unsurlardır.
Uygulamada, bu tür davalarda yalnızca TTK hükümleri değil; uluslararası sözleşmeler, yerleşik denizcilik teamülleri, Yargıtay içtihatları ve teknik bilirkişi raporları birlikte değerlendirilir. Dolayısıyla, deniz ticareti hukuku ile ilgilenen avukatlar, armatörler, sigorta şirketleri ve denizcilik işletmeleri için ortak kusurlu çatma konusunun tüm yönleriyle bilinmesi hayati önem taşır.
2. Hukuki Dayanak
Türk Ticaret Kanunu m. 1280 ortak kusurlu çatma halinde uygulanacak sorumluluk rejimini düzenler. Bu maddeye göre:
- Çatma, iki geminin müşterek kusuru ile meydana gelmişse, taraflar kusurlarının ağırlığı oranında zarardan sorumludur.
- Kusur oranlarının belirlenememesi halinde, taraflar zarardan eşit olarak sorumlu tutulur.
Ayrıca, 1910 Brüksel Çatma Sözleşmesi’nin 4. maddesi de benzer şekilde, her iki tarafın kusuru bulunduğunda sorumluluğun kusur oranına göre paylaştırılacağını belirtir.
3. Kusur Kavramı ve Ortak Kusurun Tespiti
Deniz ticareti hukukunda kusur; COLREG (Denizde Çatışmayı Önleme Kuralları), TTK hükümleri ve denizcilik mesleğinin gereklerine aykırı davranışları kapsar. Ortak kusurun tespitinde mahkemeler şu hususları değerlendirir:
- Seyir kurallarına uyulup uyulmadığı (örn. rota değiştirme, geçiş üstünlüğü)
- Sürat kuralları (hava ve deniz şartlarına uygun hız)
- Gözcülük yükümlülüğü (yeterli gözcü bulundurulması, radar ve AIS sistemlerinin aktif kullanımı)
- Mani olma yükümlülüğü (tehlikeyi önlemek için zamanında manevra yapılması)
Örneğin, bir gemi seyir kurallarına uymamış, diğeri ise zamanında kaçınma manevrası yapmamışsa, her iki gemi de kusurlu kabul edilir.
4. Tazminatın Belirlenmesi
Ortak kusurlu çatmalarda tazminatın belirlenmesi, deniz ticareti hukukunun en teknik ve hassas aşamalarından biridir. TTK m. 1280 gereğince, kusur oranı tarafların zarara katlanma yükümlülüğünü doğrudan etkiler.
-
Kusur Oranı Belirlenebiliyorsa: Her taraf, sadece kendi kusur oranına denk gelen zarardan sorumludur. Örneğin; A gemisi %70, B gemisi %30 kusurlu ise, her taraf diğerine yalnızca bu orana tekabül eden zarar tutarını öder.
-
Kusur Oranı Belirlenemiyorsa: Zarar eşit olarak paylaşılır. Bu durum genellikle olayın teknik kayıtlarının yetersiz olduğu, radar/AIS verilerinin bulunmadığı veya çelişkili olduğu hallerde ortaya çıkar.
Tazminat kalemleri oldukça geniştir:
-
Gemi Onarım Giderleri: Tersane masrafları, parça değişim bedelleri, çekek ücreti, teknik servis giderleri.
-
Yük Zararı: Yükün kısmen veya tamamen hasar görmesi, bozulması veya kaybolması halinde ortaya çıkan değer kaybı.
-
Gelir Kaybı (Loss of Hire): Geminin seferden kalması nedeniyle kira veya navlun kaybı.
-
Kurtarma ve Tahliye Giderleri: Çatma sonrası geminin güvenli bir limana götürülmesi için yapılan masraflar.
-
Üçüncü Kişilere Verilen Zararlar: Örneğin; çatma sonrası başka bir gemi, liman tesisi veya çevre zarar görmüşse, bunlara ilişkin tazminatlar.
Hesaplama sürecinde mahkemeler, bilirkişi heyetlerinden teknik inceleme raporları alır ve uluslararası denizcilik sigorta standartlarını (Lloyd’s, P&I vb.) dikkate alır.
5. İspat Yükü
Ortak kusurlu çatma davalarında ispat yükü, HMK m. 190 gereğince iddiasını ortaya koyan tarafa aittir. Ancak denizcilik alanında, teknik kanıtların önemi çok daha büyüktür.
-
Her Tarafın Yükümlülüğü: Taraflar, karşı tarafın kusurlu olduğunu ispatlamakla yükümlüdür. Bu, çoğu zaman teknik delillere dayalıdır.
-
Başlıca Deliller:
-
Radar ve AIS Kayıtları: Gemilerin hız, rota ve konum bilgileri.
-
Seyir Defteri (Log Book): Olay anında gemi kaptanı ve mürettebatının kayıtları.
-
Liman Başkanlığı ve Kıyı Emniyeti Raporları: Kaza sonrası yapılan resmi tespitler.
-
Tanık Beyanları: Mürettebat, diğer gemi personeli veya liman görevlilerinin ifadeleri.
-
Bilirkişi Raporları: Denizde çatışma önleme kurallarına (COLREG) uygunluk incelemeleri.
-
COLREG ihlalleri, kusur karinesi doğurur. Örneğin; geçiş üstünlüğü olan geminin yol vermemesi veya tehlikeli manevra yapması, doğrudan kusur kabul edilir. Karineyi çürütmek için tarafın “kaçınılmazlık” veya “zorunluluk” gibi hukuki gerekçeler sunması gerekir.
6. Sigorta ve Rücu Hakları
Ortak kusurlu çatmalarda sigorta mekanizması, tazminat yükünün dengelenmesi açısından kritik rol oynar. Denizcilik sektöründe yaygın olarak iki temel sigorta türü kullanılır:
-
P&I (Protection & Indemnity) Sigortası: Yük, üçüncü şahıs zararları, çevre kirliliği ve mürettebat tazminatları gibi alanları kapsar.
-
Hull & Machinery (H&M) Sigortası: Geminin gövde ve makinelerinde meydana gelen fiziksel hasarları karşılar.
Sigorta şirketleri, tazminatı ödedikten sonra kusurlu tarafa rücu hakkı kullanabilir.
-
Ortak Kusur Halinde Rücu: Sigorta şirketi, ödediği tazminatın kusur oranına denk gelen kısmını karşı tarafa veya onun sigortacısına rücu eder.
-
Sigorta Teminat Limitleri: Poliçelerde genellikle belirli limitler bulunur; bu limitlerin üzerindeki zarar, tarafların kendi malvarlıklarından karşılanır.
Ayrıca, çatma sonucu meydana gelen zararın büyük kısmı sigorta kapsamında olsa bile, sigorta istisnaları (örneğin, savaş riski, mürettebatın kasıtlı eylemleri) devreye girebilir. Bu durumlarda doğrudan taraflar sorumluluk üstlenir.
7. Yargıtay Kararları Işığında Uygulama
- Yargıtay 11. HD, 2018/3910 K.: Kusur oranları belirlenirken bilirkişi raporlarının teknik verilerle desteklenmesi gerektiği, sadece tanık beyanıyla karar verilemeyeceği belirtilmiştir.
- Yargıtay 11. HD, 2021/4761 K.: Ortak kusurlu çatmalarda, taraflardan biri kusur oranının belirlenemediğini ispat ederse, zararın eşit paylaştırılacağı hükme bağlanmıştır.
8. Sonuç
Ortak kusurlu çatma, deniz ticareti hukukunun en karmaşık uyuşmazlık alanlarından biridir. Bu tür vakalarda hem teknik hem hukuki boyutlar iç içe geçtiği için, sürecin yönetimi deneyimli deniz hukuku avukatları ve alanında uzman bilirkişilerle yürütülmelidir.
Ortak kusur durumlarında:
-
Kusur oranlarının objektif şekilde belirlenmesi, adaletin sağlanması açısından kritik önemdedir.
-
TTK m. 1280 ve 1910 Brüksel Çatma Sözleşmesi hükümleri, sorumluluğun paylaşımında temel referans noktalarını oluşturur.
-
COLREG kurallarına uyum, hem çatmaların önlenmesi hem de olası davalarda kusurun minimize edilmesi açısından hayati rol oynar.
-
Sigorta poliçelerinin kapsamı ve rücu haklarının bilinmesi, armatörler ve işletmeler için maddi yükün hafifletilmesinde önemli bir stratejidir.
Uygulamada, delillerin hızlı toplanması (radar/AIS kayıtları, seyir defteri, liman raporları), bilirkişi incelemelerinin teknik verilerle desteklenmesi ve uluslararası standartlara uygun hukuki stratejiler geliştirilmesi, lehe sonuç elde etme ihtimalini artırır.
Ayrıca, denizcilik sektöründe faaliyet gösteren tüm işletmeler için önleyici hukuk yaklaşımı benimsenmelidir. Düzenli personel eğitimi, acil durum tatbikatları, gemi bakım programları ve yasal danışmanlık hizmetleri, çatma riskini azaltır ve olası bir kazada tazminat yükünü minimuma indirir.
Gözdenur Turna