Taksirli Suçlarda Öngörülebilirlik Kriteri ve Yargı Kararları
I. Giriş
Türk Ceza Kanunu’nda (TCK) kusurluluk unsuru, failin işlediği fiilin hukuka aykırılığını bilmesi ve istemesi ile ilgilidir. Ceza sorumluluğu açısından kast ve taksir, failin kusur türlerini belirler. Taksirli suçlar, failin neticeyi öngörmemesi ancak dikkat ve özen yükümlülüğünü ihlal etmesiyle meydana gelen suçlardır (TCK m.22).
Taksirin en önemli unsurlarından biri öngörülebilirliktir. Failin hukuken sorumlu tutulabilmesi için, meydana gelen neticenin makul ve dikkatli bir kişi tarafından öngörülebilir olması gerekir. Bu yazıda, taksirli suçlarda öngörülebilirlik kriteri, hukuki tanımı, doktrindeki tartışmalar ve Yargıtay kararları ışığında incelenecektir.
II. Taksirin Tanımı ve Unsurları
TCK m.22/2’ye göre:
“Taksir; dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranış sonucunda, suçun kanuni tanımında belirtilen neticenin öngörülmeyerek gerçekleştirilmesidir.”
Taksirin unsurları şunlardır:
-
Fiilin iradi olması (bilinçli hareket),
-
Dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık,
-
Öngörülebilir bir neticenin gerçekleşmesi,
-
Failin neticeyi öngörmemiş olması.
Bu unsurlar içinde öngörülebilirlik, taksirin sınırlarını belirleyen en kritik ölçüttür.
III. Öngörülebilirlik Kriteri
1. Tanım
Öngörülebilirlik, failin hareketi ile meydana gelen netice arasında makul bir insanın öngörebileceği nedensellik ilişkisinin bulunmasıdır. Başka bir deyişle, failin kişisel özelliklerinden bağımsız olarak, toplumda ortalama dikkat ve özen sahibi bir kişinin bu neticeyi öngörebilmesi gerekir.
2. Objektif ve Subjektif Kriter
Doktrinde öngörülebilirlik iki açıdan değerlendirilir:
-
Objektif Kriter: Ortalama dikkatli ve tedbirli bir kişi, failin bulunduğu durumda bu sonucu öngörebilir miydi?
-
Subjektif Kriter: Failin kişisel bilgi, tecrübe ve yetenekleri göz önünde bulundurulduğunda netice öngörülebilir miydi?
Yargıtay kararlarında genellikle objektif kriter esas alınmakta, ancak failin mesleği veya tecrübesi gibi hususlar subjektif unsur olarak değerlendirilmektedir.
3. Öngörülebilirliğin Ölçütü
-
Hareketin tehlike potansiyeli: Failin eylemi doğası gereği tehlike yaratıyor mu?
-
Neticenin olağan akış içinde meydana gelmesi: Eylemin doğal sonucu olarak netice öngörülebilir mi?
-
Mesleki bilgi ve deneyim: Örneğin, doktor, mühendis veya sürücülerin öngörme yükümlülüğü daha fazladır.
IV. Taksirin Türleri ve Öngörülebilirlik
1. Basit Taksir (TCK m.22/2)
Failin neticeyi hiç öngörmemesi ancak öngörmesi gerekirken öngörmemesi durumudur. Burada öngörülebilirlik tamamen objektif ölçütlere göre değerlendirilir.
2. Bilinçli Taksir (TCK m.22/3)
Fail, neticeyi öngörür ancak gerçekleşmeyeceğine güvenerek fiiline devam eder. Örneğin, aşırı hız yapan sürücünün kaza riskini bilmesine rağmen hızını düşürmemesi. Bu durumda öngörülebilirlik fiilen gerçekleşmiş, failin kastı olmadığı halde bilerek risk aldığı kabul edilmiştir.
V. Öngörülebilirlik Kriterinin Hukuki Boyutu
1. Dikkat ve Özen Yükümlülüğü
Öngörülebilirlik, çoğu zaman dikkat ve özen yükümlülüğünün bir sonucu olarak değerlendirilir. Fail, hareketinin muhtemel sonuçlarını önceden kestirmekle yükümlüdür.
Örneğin, sürücünün hız limitlerine uymaması ve kavşakta durmaması, meydana gelen trafik kazasını öngörebilir kılar.
2. İhmali Davranışlar
İhmali hareketlerde (örneğin iş güvenliği tedbirlerini almayan işveren), öngörülebilirlik çoğunlukla alınması gereken tedbirlerin bilinirliği üzerinden belirlenir.
3. Ceza Sorumluluğunun Sınırları
Failin hareketinin, sonucun meydana gelmesinde kaçınılmaz bir etki yaratıp yaratmadığı da değerlendirilir. Eğer netice olağan dışı ve öngörülemez ise fail sorumlu tutulamaz.
VI. Yargıtay Kararları Işığında Öngörülebilirlik
1. Trafik Kazaları
-
Yargıtay 12. CD, 2019/5072 K.: Sürücünün hız limitlerini aşarak kavşaktan geçerken yayanın çarpılması sonucu ölüme sebebiyet vermesinde, neticenin öngörülebilir olduğu, bu nedenle taksirli sorumluluğun bulunduğu kabul edilmiştir.
2. İş Kazaları
-
Yargıtay 12. CD, 2020/1845 K.: İnşaatta yeterli güvenlik tedbiri almayan işverenin, işçinin düşerek ölmesi olayında öngörülebilirlik açıkça mevcuttur. Failin, iş güvenliği mevzuatını ihlal ederek sonuca sebebiyet verdiği vurgulanmıştır.
3. Bilinçli Taksir Kararları
-
Yargıtay 12. CD, 2017/3618 K.: Aşırı hızla viraja giren sürücünün kaza yapacağını bilmesine rağmen hızını düşürmemesi, bilinçli taksir kabul edilmiştir.
4. Tıp Hukuku
-
Yargıtay 12. CD, 2018/1254 K.: Ameliyat sırasında gerekli sterilizasyon önlemlerini almayan doktorun yol açtığı enfeksiyon sonucu ölüm olayında, neticenin öngörülebilir ve önlenebilir olduğuna karar verilmiştir.
VII. Uygulamada Karşılaşılan Sorunlar
1. Objektif ve Subjektif Kriterin Ayrımı
Bazı olaylarda failin kişisel özellikleri (örneğin deneyimsiz bir sürücü) objektif kriterle çelişebilir. Bu durum uygulamada farklı kararların verilmesine yol açmaktadır.
2. İleriye Dönük Risk Analizi
Failin öngörme yükümlülüğünü belirlemek için olası riskleri değerlendirme yeteneği, özellikle teknik bilgi gerektiren olaylarda sorun yaratmaktadır.
3. Bilinçli Taksir – Olası Kast Ayrımı
Öngörmek ancak istememek (bilinçli taksir) ile öngörmek ve kabullenmek (olası kast) arasındaki sınır bazen net değildir. Yargıtay, failin fiili sürdürme iradesine bakarak ayrım yapmaktadır.
4. Öngörülebilirliğin İspatı
Öngörülebilirlik, çoğu zaman bilirkişi raporlarıyla belirlenir. Ancak bilirkişi görüşleri arasında farklılık olması hâkimlerin kararlarında çelişkiler yaratabilmektedir.
VIII. Doktrindeki Görüşler
-
Objektif Teori: Öngörülebilirlik tamamen ortalama bir kişinin dikkatine göre değerlendirilmelidir.
-
Subjektif Teori: Failin kişisel bilgisi ve deneyimi dikkate alınmalıdır.
-
Karma Teori: Yargıtay’ın da benimsediği yaklaşım olup, objektif ölçütler esas alınırken failin özel durumu da göz önünde tutulur.