Türk Ceza Kanunu’nda Devlete Karşı Savaşa Tahrik ve Dijital Çağda Yeni Tehditler
Devletin güvenliği, egemenliği ve kamu düzeninin korunması, ceza hukukunun en önemli koruma alanlarından biridir. Bu kapsamda Türk Ceza Kanunu (TCK), devlete karşı savaşa tahrik fiilini ağır bir suç olarak düzenlemiştir. Devlete karşı savaşa tahrik, yalnızca silahlı çatışma veya düşmanlık çağrısı olarak değil, ulusal güvenliği tehlikeye düşürecek ve devletin barışını bozacak her türlü kışkırtıcı faaliyet olarak tanımlanmaktadır.
Bu makalede, TCK 304 kapsamında devlete karşı savaşa tahrik suçunun unsurları, cezai sonuçları, Yargıtay ve AİHM kararları çerçevesinde hukuki değerlendirmeler ve günümüz dijital dünyasında bu suçun kazandığı yeni boyutlar ele alınacaktır.
Hukuki Dayanak ve Suçun Tanımı
TCK m. 304 şu şekilde düzenlenmiştir:
“Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı savaşa tahrik eden kişi, on yıldan yirmi yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”
Bu düzenlemenin amacı, devletin ulusal güvenliğini ve toplumun barışını bozmaya yönelik faaliyetleri henüz fiili savaş haline dönüşmeden önlemektir. Savaşa tahrik, devletlerarası düşmanlık yaratacak veya mevcut gerilimleri alevlendirecek çağrı, propaganda ve eylemleri içerir.
Suçun Unsurları
-
Fail:
-
Suçu işleyen kişi herkes olabilir. Ancak kamu görevlileri veya yetkili kişiler tarafından işlenmesi durumunda ceza ağırlaştırılır.
-
-
Fiil:
-
Türkiye Cumhuriyeti’ni başka bir devletle savaşa sürüklemek amacıyla kışkırtıcı açıklamalar, planlamalar, örgütlenmeler veya çağrılar yapmak.
-
-
Manevi Unsur:
-
Suç, doğrudan kastla işlenir. Fail, eyleminin devleti savaşa sürükleyeceğini bilerek hareket eder.
-
-
Tehlike Suçu Niteliği:
-
Henüz fiili savaş çıkmamış olsa bile, yalnızca tahrik veya teşvik edici faaliyetler suçun oluşması için yeterlidir.
-
Yargıtay Kararları Işığında TCK 304
Yargıtay, devlete karşı savaşa tahrik suçunu değerlendirirken özellikle kamu güvenliğini bozacak nitelikteki somut eylemleri incelemektedir:
-
Yargıtay 16. Ceza Dairesi 2019/2427 E., 2020/1184 K. kararında, bir grup tarafından yapılan organize savaş çağrıları bu suç kapsamında değerlendirilmiştir.
-
Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2018/2374 E., 2019/3115 K. kararında, sosyal medya üzerinden yapılan ve Türkiye’yi başka devletlere karşı düşmanlığa teşvik eden propaganda eylemleri suçun unsurlarını oluşturmuştur.
-
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2017/112 E., 2018/79 K. kararında, yalnızca eleştiri niteliğindeki açıklamaların suç olarak değerlendirilemeyeceği, eylemin açıkça savaşa teşvik edici nitelikte olması gerektiği vurgulanmıştır.
AİHM Kararları ve İfade Özgürlüğü Dengesi
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), AİHS m. 10 (ifade özgürlüğü) kapsamında, savaşa tahrik davalarında güvenlik ve ifade özgürlüğü arasındaki dengeyi gözetir:
-
Zana v. Türkiye (1997) kararında, şiddet ve savaş çağrısı içeren ifadelerin ifade özgürlüğü korumasından yararlanamayacağı belirtilmiştir.
-
Refah Partisi v. Türkiye (2003) kararında, demokratik toplum düzenini yıkmaya yönelik eylem ve söylemlerin cezalandırılmasının meşru olduğu vurgulanmıştır.
-
Sürek v. Türkiye (1999) kararında, basın aracılığıyla yapılan kışkırtıcı yayınların kamu düzeni ve ulusal güvenlik gerekçesiyle sınırlandırılabileceği kabul edilmiştir.
Dijital Çağda Savaşa Tahrik Suçu
Teknolojinin ve sosyal medyanın yaygınlaşmasıyla, devlete karşı savaşa tahrik suçunun işlenme biçimi de değişmiştir:
-
Sosyal Medya ve Online Kampanyalar: Twitter, Facebook, YouTube gibi platformlarda yayılan savaş çağrıları hızla geniş kitlelere ulaşabilmektedir.
-
Dijital Propaganda: Yabancı unsurlar tarafından desteklenen dijital savaş propagandaları, devletin güvenliğini zedeleyici içeriklerle öne çıkmaktadır.
-
Anonim Paylaşımlar: VPN, anonim hesaplar ve şifreli iletişim araçları, bu suçun tespitini ve faillerin bulunmasını zorlaştırmaktadır.
Günümüzdeki Sorunlar ve Tartışmalar
-
İfade Özgürlüğü – Savaş Çağrısı Ayrımı:
-
Devlete yönelik eleştiri ile savaşa teşvik arasındaki çizgi hassastır. Eleştirinin suç oluşturmaması için somut çağrı unsuru aranmalıdır.
-
-
Dijital Delillerin Hukuki Geçerliliği:
-
Sosyal medya paylaşımlarının delil olarak kullanılması ve doğruluğunun tespiti uygulamada sıkça tartışılmaktadır.
-
-
Uluslararası İlişkilerde Etki:
-
Bazı söylemler, diplomatik krizlere neden olabileceğinden, savaş tahriki niteliğinde değerlendirilip cezalandırılabilir.
-
Cezalar ve Yaptırımlar
-
TCK m. 304’e göre ceza: Devlete karşı savaşa tahrik eden kişi 10 yıldan 20 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
-
Eylemin basın, yayın veya dijital medya yoluyla işlenmesi durumunda ceza artırılabilir.
-
Suç, bir örgüt faaliyeti kapsamında işlenmişse, TCK’nın örgüt suçlarına ilişkin hükümleri de uygulanır.
Sonuç ve Değerlendirme
Devlete karşı savaşa tahrik suçu, ulusal güvenliği, devletin egemenliğini ve kamu düzenini korumaya yönelik en ciddi suç tiplerinden biridir. Yargıtay kararları, bu suçun oluşabilmesi için eylemin açıkça savaş çağrısı niteliği taşıması gerektiğini ortaya koyarken, AİHM içtihatları da bu tür eylemlerin ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceğini belirtmektedir.
Dijital çağda, sosyal medya ve çevrim içi propaganda faaliyetleri, bu suçun etkisini ve yayılma hızını artırmıştır. Bu nedenle hem hukuki düzenlemelerin hem de dijital denetim mekanizmalarının ifade özgürlüğünü koruyarak ulusal güvenliği sağlaması büyük önem taşır.