SPORCUYA ÖDENEN PRİMLERİN VERGİLENDİRİLMESİ VE İCRA KORUMASI
Giriş
Sporculara sağlanan mali teşvikler, yalnızca performans artırma aracı değil, aynı zamanda kulüplerle sporcular arasındaki sözleşme ilişkilerinin önemli bir unsurudur. Bu teşvikler çoğunlukla “prim” adı altında ödenir. Ancak bu ödemelerin hem vergilendirilmesi hem de borçlu durumdaki sporcular açısından icra hukukundaki konumu tartışmalara konu olmaktadır.
Bu çalışmada, profesyonel sporcuya ödenen primlerin Türk vergi mevzuatına göre niteliği, gelir vergisi ve stopaj yönünden değerlendirilmesi ile bu primlerin haczedilebilirliği ve icra hukukundaki korunma mekanizmaları detaylı olarak ele alınacaktır. Makaleye kurgusal bir olay örneği de dahil edilerek konunun uygulamadaki karşılığı somutlaştırılacaktır.
1. Sporcu Primlerinin Tanımı ve Hukuki Niteliği
Prim, sporculara bireysel veya takım başarısı karşılığında kulüp, federasyon ya da sponsor kuruluşlar tarafından yapılan ek ödemelerdir. Bu ödeme, sözleşmede açıkça düzenlenebileceği gibi teamül veya iç yönetmeliklere dayanarak da gerçekleştirilebilir.
6100 sayılı Türk Borçlar Kanunu ve 6098 sayılı Türk Medeni Kanunu çerçevesinde prim, sporcu ile kulüp arasında bir edim karşılığı olmayan, başarıya dayalı teşvik niteliğinde bir ödemedir. Ancak düzenli ve öngörülebilir olması durumunda, “ücret” unsurlarına yaklaşarak farklı bir hukuki yorumlamaya da açık hale gelebilir.
2. Vergi Mevzuatı Açısından Sporcu Primleri
a) Gelir Vergisi Kanunu Açısından Değerlendirme
193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 61. maddesi, “ücret” kavramını tanımlarken, hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatleri kapsamaktadır. Bu bağlamda, prim ödemesi, eğer sözleşmede yer alıyor veya bir hizmetin (örneğin gol atmak, galibiyet sağlamak) karşılığı veriliyorsa, ücret geliri olarak vergilendirilmelidir.
GVK Madde 94/1 uyarınca, bu tür ücret ödemeleri üzerinden gelir vergisi stopajı yapılması zorunludur. Spor kulüpleri genellikle vergi sorumlusu sıfatıyla, bu stopajı hesaplayıp devlete ödemekle yükümlüdür.
b) KVK ve Damga Vergisi Açısından Değerlendirme
Prim ödemeleri sözleşmeye veya protokole bağlanmışsa damga vergisine de tabi olabilir. Ancak kulüplerin sportif faaliyetler için elde ettiği bazı gelirler kurumlar vergisinden istisna tutulsa da, prim ödemeleri kurumlar vergisi açısından gider olarak değerlendirilip beyan edilir.
3. Sporcu Primlerinin Haczedilebilirliği ve İcra Koruması
İcra ve İflas Kanunu (İİK) çerçevesinde haczedilebilir gelirler ve istisnalar düzenlenmiştir. İİK madde 83’e göre, maaş, ücret, emekli maaşı gibi düzenli gelirlerin belli bir oranı haczedilebilir.
a) Ücret Niteliğindeki Primler
Eğer prim, sözleşmede düzenli ve öngörülebilir bir şekilde belirlenmişse (örneğin her galibiyete karşılık 50.000 TL prim gibi), bu prim ücretin bir parçası olarak kabul edilebilir. Bu durumda, İİK 83 gereği, haciz mümkün olur ancak oran sınırı (örneğin ¼ gibi) dikkate alınmak zorundadır.
b) İkramiye veya Ödül Niteliğindeki Primler
Primler, başarıya bağlı ve düzensiz ödemeler şeklindeyse, bazı Yargıtay kararlarında bunların haczedilemeyeceği ya da ancak tamamının değil bir kısmının haczedilebileceği kabul edilmiştir. Zira bunlar “kişisel emeğin karşılığı değil, başarı ödülü” olarak değerlendirilir.
4. Kurgusal Örnek Olay İncelemesi
Olay:
Profesyonel futbolcu Umut G., Süper Lig’de mücadele eden XYZ Spor Kulübü ile 3 yıllık sözleşme imzalamıştır. Sözleşmede Umut’a aylık maaş ve her galibiyet için 100.000 TL prim ödemesi taahhüt edilmiştir.
2023-2024 sezonunda 18 galibiyet alınmış ve toplamda 1.800.000 TL prim hak edilmiş, ödemeler de gerçekleştirilmiştir. Ancak Umut G.’nin özel hayatındaki borçları nedeniyle alacaklıları, icra takibine başlamış, banka hesaplarına ve kulüpten alacaklarına haciz koydurmuştur.
Sorunlar:
-
Prim ödemeleri ücret midir, ödül müdür?
-
Bu primler haczedilebilir mi?
-
Kulübün vergi sorumluluğu nedir?
Çözüm:
-
Primlerin niteliği: Sözleşmede yer alması, düzenli ve öngörülebilir şekilde gerçekleşmesi nedeniyle bu primlerin “ücret” kapsamında değerlendirilmesi gerekir. GVK m.61 uyarınca gelir vergisine tabidir.
-
Haczedilebilirlik: İİK m.83 gereği, bu prim ödemeleri ücret niteliği taşıdığından, ¼ oranında haczedilebilir. Ancak primlerin tamamının haczi hukuka aykırı olacaktır. Yargıtay da benzer şekilde “sporcu primleri düzenli ve sürekli ise ücret sayılır, haciz oranı gözetilmelidir” kararını vermiştir.
-
Vergisel sorumluluk: XYZ Kulübü, prim ödemeleri üzerinden gelir vergisi stopajı yapmak ve beyan etmekle yükümlüdür. Ayrıca Damga Vergisi açısından da sözleşme incelenmelidir.
5. Yargıtay Kararları ve İçtihatlar
“Profesyonel sporcu sözleşmesinde düzenlenen ve belli başarıya bağlı olarak ödenen primler, sürekli nitelik kazanmışsa ücret sayılır. Bu ödemelerin tamamına haciz uygulanması hukuka aykırıdır.”
“Sporcuya yapılan prim ödemesi, iş sözleşmesinin eki niteliğindedir. Kulüp, vergi stopajını yapmak zorundadır.”
Bu içtihatlar, sporcu ile kulüp arasında yapılan prim sözleşmelerinin niteliğine göre vergisel ve icra hukuku sonuçlarının değiştiğini ortaya koymaktadır.
6. Kulüplerin Hukuki Yükümlülükleri
-
Vergisel yükümlülük: Prim ödemesi üzerinden gelir vergisi stopajı yapılmalı, beyan edilmeli ve ödenmelidir.
-
İcra takiplerine ilişkin sorumluluk: Sporcuya yapılan ödemelerde haciz kararı varsa, ödemeler icra müdürlüğüne yapılmalı veya haciz oranı gözetilerek kısmi ödeme yapılmalıdır.
-
Sözleşme düzeni: Prim ödemeleri, sözleşmede açık ve denetlenebilir şekilde düzenlenmelidir. Aksi durumda primler keyfi uygulamaya dönüşebilir.
Sonuç
Sporcuya ödenen primler, Türk hukuk sisteminde hem vergi hem de icra açısından önem arz eden ödemelerdir. Primlerin hukuki niteliği, sözleşmedeki düzenlemeye ve fiili uygulamaya göre değişmektedir. Düzenli ve sözleşmeye dayalı primler ücret sayılarak vergilendirilmekte ve haczedilebilmektedir.
Kulüplerin hem mali hem de hukuki yönden sorumluluğu bulunmaktadır. Bu bağlamda kulüpler, vergi daireleri ve icra müdürlükleri nezdinde hatalı işlemler yapmamaya özen göstermelidir. Sporcular da sözleşmelerini hazırlarken bu konulara dikkat etmeli, gerektiğinde profesyonel hukuki destek almalıdır.
Hukuk Fakültesi Öğrencisi Gamze Akbulut