Single Blog Title

This is a single blog caption

18 Yıl Süren Firar ve Bir Kriminalistik Mucizesi: John List Vakası ve Hukuki Analizi

Hukuk ve kriminoloji tarihinde bazı dosyalar vardır ki, üzerinden onlarca yıl geçse de adaletin pençesinden kurtulmanın mümkün olmadığını tüm dünyaya kanıtlar. 1971 yılında Amerika Birleşik Devletleri’ni sarsan John List vakası, bu kategorideki en çarpıcı örnektir. Kendi ailesini sistematik bir şekilde öldüren, ardından 18 yıl boyunca izini kaybettiren List, sadece bir “firari” değil, aynı zamanda faili meçhul dosyaların nasıl “faili malum” hale getirilebileceğinin de hukuki bir dersidir.

1. Kusursuz Bir Cinayetin Anatomisi ve Ürperten Detaylar

9 Kasım 1971’de, New Jersey’nin sakin bir kasabasındaki malikanesinde John List; annesini, eşini ve üç çocuğunu tek tek vurdurarak öldürdü. List, cinayetleri o kadar soğukkanlı bir şekilde planlamıştı ki, cesetleri uyku tulumlarının içine yan yana dizdi ve evin her yerindeki hoparlörlerden kilise müzikleri, dini ilahiler çaldırdı. Amacı, cesetlerin komşular tarafından fark edilmesini geciktirmekti.

Cinayetlerin ardından tüm aile fotoğraflarından kendi yüzünü keserek çıkardı, kilisesinin papazına bir mektup bıraktı ve ortadan kayboldu. Evdeki cesetler tam bir ay boyunca bulunamadı. Bu süreçte dosya, faili belli olsa da yeri tespit edilemeyen bir “soğuk dava” (cold case) haline dönüştü.

2. 18 Yıllık Firar: Kimlik Değişimi ve Yeni Bir Hayat

John List, cinayetlerden sonra adını Robert Clark olarak değiştirdi, başka bir eyalete taşındı, yeniden evlendi ve muhasebeci olarak sıradan bir hayat sürmeye başladı. 18 yıl boyunca adaletin kendisini asla bulamayacağına inandı. Bu durum, hukuk sistemindeki cezasızlık riskinin en uç noktasıydı. Ancak teknoloji ve medya, List’in hesaplamadığı bir noktada birleşti.

3. Adli Antropoloji ve Medyanın Gücü: Yakalanma Süreci

1989 yılında, ünlü televizyon programı America’s Most Wanted, John List dosyasını yeniden açtı. Ancak ortada büyük bir engel vardı: Eldeki tek fotoğraf 18 yıl öncesine aitti. İşte bu noktada devreye ünlü adli heykeltıraş Frank Bender girdi. Bender, “yaşlandırma teknolojisi” (age-progression) kullanarak, List’in 18 yıl sonra nasıl görünebileceğine dair bir büst hazırladı.

Büstte, List’in karakterine özgü detaylar (gözlük seçimi, çene yapısı, sarkmış deri dokusu) o kadar isabetliydi ki, program yayınlandıktan kısa bir süre sonra bir komşusu “Robert Clark”ı ihbar etti. 18 yıl süren firar, bilimsel bir büst sayesinde son buldu.

4. Hukuki Boyutu: Savunma Stratejileri ve Yargılama

John List Türkiye’ye getirilse veya benzer bir suç Türkiye’de işlenseydi, hukuki boyutu “nitelikli kasten öldürme” ve “canavarca hisle öldürme” üzerinden şekillenirdi. ABD’deki yargılamasında List, “akıl sağlığı” ve “şiddetli depresyon” üzerinden bir savunma kurmaya çalıştı. Ancak mahkeme, cinayetlerin planlı oluşunu, delillerin karartılmasını ve firar sürecindeki rasyonel davranışlarını göz önüne alarak bu savunmayı reddetti.

  • Zamanaşımı İstisnası: Birçok eyalette olduğu gibi, kasten öldürme suçlarında zamanaşımı işlemez. John List, 18 yıl sonra hakim karşısına çıktığında, hukuk sistemi ona 1971’deki suçun hesabını aynı ağırlıkla sordu.

  • Hüküm: Mahkeme, List’i 5 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdı. Bu karar, toplumun adalet duygusunu onaran ve cezasızlık algısını yerle bir eden bir emsal oldu.

4. Hukuki Analiz: ABD Kanunları ve Türk Ceza Kanunu (TCK) Karşılaştırması

John List davası, hukuki boyutu itibarıyla “tasarlayarak adam öldürme” suçunun en net örneğidir.

  • Amerikan Hukuku: ABD’nin birçok eyaletinde olduğu gibi, “Birinci Derece Cinayet” suçlarında zamanaşımı yoktur. Bu, devletin suçluyu 18 yıl sonra dahi aynı ciddiyetle yargılamasına olanak sağlar. List, 1990’da hakim karşısına çıktığında, cinayetleri “ailesini kurtarmak için” işlediğini iddia ederek “hafifletici sebep” aradı. Ancak mahkeme, kilise müzikleri açarak kaçmasını ve sahte kimlikle 18 yıl gizlenmesini “soğukkanlılık ve suç işleme iradesi” olarak gördü ve 5 kez müebbet hapis cezası verdi.

  • Türk Hukuku (TCK m. 82): Eğer bu vaka Türkiye’de yaşansaydı, eylem “Üstsoy veya altsoydan birine karşı”, “Tasarlayarak” ve “Canavarca hisle veya eziyet çektirerek” işlendiği için fail, TCK Madde 82 uyarınca ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile yargılanırdı. Türkiye’de kasten öldürme suçlarında zaman aşımı süresi 30 yıldır ancak bu tür nitelikli hallerde iade ve uluslararası arama süreçleri zamanaşımını kesen nedenler olarak değerlendirilir.

5. AİHM Standartları ve Uzun Süreli Firariler

Her ne kadar vaka ABD’de geçse de, AİHM kararları ışığında bu tür dosyaları değerlendirdiğimizde; devletin “etkin soruşturma” yükümlülüğünün zaman sınırı tanımadığı görülür. Bir devlet, failin yerini tespit etmek için elindeki tüm teknolojik (yaşlandırma teknikleri, DNA profilleme) ve medyatik imkanları kullanmak zorundadır. John List vakası, bir dosyanın “tozlu raf”larda kalmasının bahanesi olamayacağını kanıtlamıştır.

Sonuç: Adalet Her Zaman İz Bırakır

John List, evinde kilise müzikleri çalarak günahlarından arınabileceğini ve adaletten sonsuza dek kaçabileceğini düşünmüştü. Ancak kriminalistik bilimi ve adli antropoloji, onun 18 yıllık maskesini düşürdü. Bu vaka, bugün bile hukuk fakültelerinde; kanıtların korunması, fail takibi ve dijital dolandırıcılık gibi modern suçlarda bile kullanılan “iz sürme” mantığının temel taşı olarak anlatılmaktadır.

Bu vaka ile bir kez daha anladığımız üzere; fail ne kadar titiz plan yaparsa yapsın, hukuk ve bilimin doğrultusunda ilerlemek karanlıkları aydınlatmak için en güçlü silahtır.

Leave a Reply

Call Now Button